şükela:  tümü | bugün
  • peşinden koşmamanız gereken kadındır.

    şöyle anlatmaya çalışayım...

    anlık bir tutkunun pençesine düştüğünüzde bunu fark etmeniz zor olmaz. tutkulu bir erkek olarak alımlı ve güzel bir kadının çekiciliğine kapılmanızda şaşırılacak bir yan yok. asıl şaşıracağınız nokta bu tutkunun ne kadar çabuk uçup gittiğini fark etmeniz olmalıdır.

    dudaklarına, saçlarına, gözlerine, kalçalarına, bacaklarına hayran olduğunuz o kadını ona dokundukça yavaş yavaş unutursunuz. o kadın her sevişmenizde biraz daha kaybolur ve sonunda yatakta dokunduğunuz şeyin bir parça etten farkı kalmaz.

    hatta daha da kötüsü, o kadın kısa süre sonra sizin için bir baş ağrısı sebebi olur.

    yatağın dışında ağzını her açtığında o içi boş ve anlamsız muhabbetiyle kafanızı matkap gibi oymaya başlar. giderek katlanamadığınız bir işkenceye, yan yana durmaktan pişman olduğunuz bir varlığa dönüşen o kadın, kısa sürede kaçıp kurtulmak istediğiniz bir insan halini alır.

    ne yazık ki, bu kopuşun nedenini çoğu erkek kendine anlatamaz.

    bir zamanlar teninin çekiciliğine kapılarak koynunuza aldığınız kadının zamanla varlığından rahatsız olduğunuz bir canlı haline gelmesinin izahı elbette, sizin ve onun karakteri arasında giderek açılan mesafedir.

    iki gün sevişip ayrılmak için beraber olduğunuz fuck buddy ilişkilerinden bahsetmiyorum.

    hani ilk gördüğünüz anda, "ben bu kadınla bir ömür yaşarım ya" diye hayran olduğunuz, güzelliğine, karizmasına, gözlerine, saçlarına, ısırılası boynuna, sütun gibi bacaklarına, seksi kıvrımlarıyla aklınızı başından alan kalçalarına vurulduğunuz, her gece saatlerce ve tutkuyla seviştiğiniz, seviştikçe bağlandığınız ve yıllarca beraber olduğunuz, belki de evlendiğiniz ama sonra ne olduysa, zamanla nefret etmeye başladığınız kadınlar var ya... onlardan bahsediyorum. henüz böyle bir ilişki yaşamamış kadar gençseniz, endişelenmeyin, zamanı geldiğinde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    işte o anlam veremediğiniz kopuşlar, aslında ikinizin karakterinin tamamen farklı raylar üzerinde ilerliyor olmasının sonucudur.

    önce yan yana gidiyormuş, paralel ilerliyormuş gibi görünen raylarda kaderinizin sizi götürdüğü yere ele ele yol alacağınızı sanırsınız ama ilişkiye başlarken birbirinizden bir derece bile farklı olan yönleriniz zaman geçtikçe, mesafe ilerledikçe, birbirinden giderek uzaklaşır.

    uyuşmayan hayalleriniz, uyuşmayan eğitiminiz, uyuşmayan aileleriniz, uyuşmayan kültürünüz, uyuşmayan inançlarınız, uyuşmayan meslekleriniz, uyuşmayan yaşam yorumunuz, hatta uyuşmayan ağız tatlarınız bile... sonunda sizi ayıracaktır, emin olun. modern ilişkilerde bu kaçınılmaz ayrılıklar yaşanmasın diye evlilik sözleşmesi yapılır ama o sözleşme bile sizi en fazla birkaç sene daha bağlar. o fazladan geçen seneler de işkencenin şiddetini artırır.

    ilişkiye başlarken, "bu kadar küçük bir farklılık sorun yaratmaz" diye düşünürsünüz ama o fark, mesafe ilerledikçe açılır da açılır... ilk önce bedenleriniz birbirinden ayrılır, aranızdaki cinsel çekim biter. sonra elleriniz artık birbirine uzanamaz hale gelir. ardından birbirinizin sesini duyamayacak kadar mesafe girer aranıza. en son da artık o kadar uzaklaşırsınız ki, birbirinizi göremez olursunuz.

    o yüzden, derler ki, uyuşmadığın insanla aşk yoluna çıkmayacaksın.

    tamam güzel sevişiyorsunuz, tamam onu çok beğeniyorsun, tamam onun kokusu olmadan yaşama fikri zor geliyor ama baktın ki kızla aranda uyumusuzlukar var... bırak ilk rüzgarda uçsun o kadın. böylesi çok daha iyi genç arkadaşım.

    o zaman, sonu mutluluğa gitmeyen şu hayatın bir döneminde birlikte mutlu olduğumuz ama sonunda ayrı yollara gitmek zorunda kaldığımız bütün o güzel kadınlara gelsin:

    https://open.spotify.com/…ck/5xregp2vxufrotahvhqrjj
  • (bkz: mary poppins)