şükela:  tümü | bugün soru sor
  • baş edit: işçilerin sorunlarını disk ve iyi parti'ye iletmeleri sonucu kendilerinden evrak toplanması istenmiş ve bu evrak toplama sürecinde mavi ve beyaz yakalı tüm çalışanlar işten çıkarılmış. bu insanların sesi olmak zorundayız.

    gönderi sahibi @artimon çaylak olduğu için gönderiyi onun adına paylaşıyorum.

    özet; aylardır hak ettikleri maaşlarını alamayan işçilerin yapmadıkları eylem, ulaşmaya çalışmadıkları kimse kalmamış ama her zamanki gibi birkaçı dışında medya sağır dilsiz ve yetkililer ise boş vaatlerle işçileri oyalıyor.

    iyi günler. yaklaşık 2 senedir çalıştığım ede demir çelik adlı şirkette işçiler maaşını alamamakta, sendika hizmeti sağlanmamakta ve iş güvenliği hiçbir şekilde bulunmamaktadır. bununla birlikte işçiler alacaklarının verileceği umut edilerek fabrikada çalışıyorlar. bimer'e, cimer'e ve aklınıza gelebilecek bütün devlet iletişim kanallarıyla iletişime geçildiği halde hiçbir şekilde çözüme ulaşılamamaktadır. hiçbir gazeteci onlarca mail atıldığı, iletişime geçilmeye çalışıldığı halde yardımcı olmamaktadır. devlet tarafından işçilerin fabrikada en az 15-20 maaşının içeride olduğu biliniyor ve kimse yardımcı olmuyor. alacaklıların açtıkları davalar ya düşüyor ya da kazanılsa dahi muhatap bulunamadığı söylenerek alacaklarını alamıyorlar. aniden toplu şekilde işçiler kovuluyor daha sonra elenerek bazıları geri çağrılıyor ve işlerine geldiği zaman tekrardan kovuluyor. bu söylediklerim size gerçekçi gelmeyebilir fakat bu fabrika izmir otogarı'nın ilerisinde ve izmir'in göbeğinde. aklınıza gelebilecek bütün gazetelere haber yapılabilmesi için mesaj yazıldı fakat dediğim gibi kimseden dönüş olmadı. twitter'dan hashtag oluşturuldu fakat pek bir çözüm elde edilemedi. ben de son olarak ekşisözlük'te bir nebze de olsa gündemde olabileceğini düşünüp buraya yazmayı tercih ettim çünkü inanın oradaki insanlar evlerine ekmek götüremiyor, her an iş kazası ve ölümle burun burunalar. inanamayabilirsiniz fakat maaşlarının ancak yüzde 5'ini alabiliyorlar. çalıştığı zamanlar da yüzde 5 yatıyor ve aniden durduk yere fabrika kapanıyor haber bekleyin deniyor. işten çıkmak isteyenler kolay kolay iş bulamayacaklarının farkında oldukları için haber bekliyorlar ve umut ediyorlar fabrikanın tekrar açılması için. bir işçi maaşının %10'unu alabilmek için müdürlere yalvarıyor. ''eylem yapılmadı mı'' derseniz izmir valiliği'ne gidildi ve eylem yapıldı. vali yardımcısı yardımcı olacağını söyledi fakat eylemi yapan işçilerin büyük bölümü işten çıkartıldı. otogarda bulunan ana cadde kapatıldı ve polis zoruyla işçiler eylemden vazgeçmek zorunda kaldı. konak'a yüründü, sendikadan yardım istendi fakat sendika temsilcileri yapabileceğimiz bir şey yok dedi. lütfen bu işçilerin sesini duyun ve bir nebze de olsa yardımcı olunması için en azından başlığın gündemde bulunmasını sağlayın. buyrun fabrika ile alakalı haber yapma cesaretini gösterebilmiş birkaç sene önceki haber siteleri.
    `https://www.evrensel.net/…etleri-28-aydir-odenmiyor`
    `https://www.evrensel.net/…-iscileri-yine-is-birakti`
    `http://haber.sol.org.tr/…dur-28-aydir-maas-alamayan`
    `http://haber.sol.org.tr/…sciyi-isten-cikardi-211418`

    edit: bu problem demir çelik fabrikalarında kronikleşmiş durumda. çaylak bir arkadaşımızdan gelen bir mesaj.
    ''merhabalar. ede demir çelik hakkında açtığınız başlığı gördüm. aynı olay sider demir çelik fabrikasında da mevcut. mağdurlardan biri ne yazık ki babam.emekli oldu 3 sene önce ve aynı fabrikada çalışmaya devam etti. 3 yıldır da kıdem tazminatı ödenmedi. alacakları için arabulucuya başvurdu ama yine sonuç aynı. mahkeme yoluna başvurdu ve avukat sürecin uzun olduğunu en az 2 yıl daha parasını alamayacağını söylüyor. nitekim tazminatını alamadığı için de maddi sıkıntılardan dolayı çalışmaya da devam etmek zorunda.
    babam 53 yaşında ve ağır sanayi sınıfında olan bu demir-çelik fabrikasında işçi olarak mecburen çalışıyor.para vermedikleri gibi izin bile vermiyorlar. işçilerin üzerinde ekstra bir mobing de mevcut.
    fabrikanın genelini de parasını alamayıp çalışmaya mecbur olan insanlar oluşturuyor. yeni gelen personel ise parasının yatmadığını ve fabrikanın halini görünce hemen işten çıkıyor.
    nitekim yine bu mafyavari insanlar yüzünden gariban insanlar eziliyor. hepsini geçtim bu olanlara hükümetin göz yumması ayrı bir iğrençlik.
    umarım açmış olduğunuz başlık gerekli yerlere ulaşır. ilginiz için teşekkürler.''

    edit2: izmir ede demir çelik'de çalışan başka bir işçinin eklememi istediği yazısı.

    sider demir çelik, ede demir çelik(ismi birden eşrefoğlu demir çelik oldu, işçi olarak biz bile emin değiliz, ismi değişti mi değişmedi mi gerçi) erkay demir çelik, sider dış ticaret...

    ben ede demir çelik'in bir işçisiyim ama diğer fabrikaların hikayelerine de biraz değinmek istiyorum çünkü o fabrikalarında sahibi aynı adam oradaki işçi kardeşimin durumu da benimle maalesef aynı... benim çalıştığım fabrika içlerindeki en kadersizi; geçmişte ülkenin en büyük ağır sanayi hamlelerinden biri türkiye'nin almanyası denilip; kız isterken caka satarak: “ bizim oğlanda metaş'da çalışıyor” denilen bir fabrika. ama ne fabrika... maalesef yaşanan kadersizlikler sonucu bata çıka el değiştire değiştire(ki bu süreçte uzan ailesinin bile elinden geçmiştir) en sonunda tanyeli ailesine geçiyor fabrika. gayet de güzel çalıştırıyorlar, yatırımlar yeni üniteler kuruluyor, toz toplama tesisi yenileniyor mesela çevreye daha az zarar vermek için, yemekhanede çıkan yemekler kurumsal firmaları tokatlayacak cinsten, maaşlar keza öyle. sonra duvarı nem insanı hayırsız evlat yıkar misali ailenin oğlunun savurganlığı ve fabrikadan bağımsız ticari hamleleri sonucu fabrika zora giriyor( tabi bu sırada erol evcil'in payı çok büyük fabrika müdürü kendi adamı, hurdanın pahalı demirin ucuz olduğu bir dönemde bu müdür fabrikayı çalıştırıp zarara uğratarak daha da zora sokuyor cer çeliği)ve fabrikaya erol evcil giriyor bir şekilde ünlü mafya avukatı aydoğan semizer'in desteğiyle. sonrası garip anneannemin bu adam verme ağacından değilde alma ağacından düşmüş dediği cinsten. ne cer celik'e ödemesini yapıyor ne biz işçiye. kafasına göre canı sıkıldıkça bu büyük ağır sanayi kuruluşunu açıp kapatıyor. ufak bir nalbur dükkanı gibi günlük malzeme alıyor o gün ne kadar üretecekse ona göre yani.

    işçinin durumu da en az fabrika kadar kötü, en azından emekli olmayan işçinin. bu emekli kısmını lütfen aklınızda tutun buna daha sonra değineceğim tekrar. işçi yevmiyeli hamal gibi çalışıyor, kağıt üzerinde sigortalı normal düz işçi gibi ama maalesef değil. fabrikayı kafasına göre açıp kapıyor dedim ya mesela 1,5 ay çalışmıyoruz evlerimize gönderiliyoruz sonra birden tam da nasıl işse yılbaiı gecesi çalışma var deyip çağrılıyoruz yılbaşını ailemizle geçirmemiz esirgeniyor, sonra o çalıştığımız yılbaşı gecesi için hesaplarımıza maaşımızın %5i yatıyor ertesi gün erol bey lütfederde bu milli servetin üretimini durdurmaz da çalışırsak yine maaşımızın %5 ini alıyoruz. günlük yani her şey. ha eve sigortamız yatıyor ama nasıl yatmak, fabrika sgk borçları sıralamasında 277 sayfa arasında ilk sayfada türkiye'de. elektrik sürekli kesiliyor borç ödenmiyor işçi trafoya sokulup elektrik kaçak olarak bağlanıyor. ben evimin faturasını iki ay geciktirince benim boğazıma gulyabani gibi çöken devlet neden bu adama dokunmuyor ben algılayamıyorum.

    ilgili haberin linki: `http://www.hurriyet.com.tr/…gini-kesemiyor-24544350`

    emekli olmayan işçi demiştim, aklınızda tutun demiştim, zaten buraya kadar sabırla bu işçi kardeşinizin meramını okuduysanız, elbetteki aklınızda tutmuşsunuzdur.
    “ben olsam iki dakika durmaz ayrılırdım”
    “ben olsam dava açardım” diyen arkadaşları çok iyi anlıyorum ama kazın ayağı maalesef öyle değil. sendikanın bile kendini feshettiği bir fabrika burası
    fabrikanın çalışan işçileri çoğu metaş'tan, cer çelik'ten kalma emekli olmuş işi senden benden çok daha iyi bilen işçiler. hayatlarını bu fabrikaya adamışlar, bir sosyal çevreleri yok, olan sosyal çevreleri ise yine fabrikadan arkadaşları. bu adamlar hem sıkılmamak, sosyalleşmek, hem de ekstra üç beş lira gelir oluyor diye seslerini çıkarmayıp gelip gitmeye devam ediyorlar ki söz konusu emekli kitle fabrikanın büyük çoğunluğu.

    ama benim yaş grubumda orta yaşta çoluğu çocuğu yani geçindirmek zorunda olduğu bir ailesi olan bir ton adam var. insanlar evlerinden çamaşır makinesi bozulunca bu fabrikaya güvenip gidip çamaşır makinesi taksitine giremiyor düşünün, ulan bu lüks bir şey değil ama neden aldığı günün ertesi günü fabrikanın iki ay durup durmayacağını bilemiyor, yevmiyeli tarla işçisi gibi çalıştırdığı gün veriyor senin paranı.

    bu ede demir çelik'in ve onun işçisinin hikayesiydi çok uzun oldu biliyorum, ama bizim sesimiz olan yazarlar aracılığıyla fark ettik ki dolmuşuz taşmışız bizi gören sesimizi duyan olmadıkça daha da akmış irin içimize.

    sivas'taki sider demir çelik'in durumunu ise anlatmaya gerek yok sadece bırakacağım haber linkine bakın, link eski ama değişen bir şey yok orada da durum aynı. zamanında valiye gidilip durum izah edilmiş oradaki işçi arkadaşlarımız tarafından gidin ekmeğinize sahip çıkın ihanet isyan etmeyin denmiş. ne denebilir ki biz sadece sgk döküm evraklarındaki istatistike rakamlarız.
    ilgili haberin linki;
    `http://www.hurriyet.com.tr/…e-atil-durumda-40027779`

    erkay demir çelikten bahsedeyim biraz da bu fabrika ise ufak bir haddehaneden ibaret ve ede demir çelik'in karşı caddesinde. yapı planlarına uyulmadığı için mühürlendi her gece mühür açılıp içeride üretim yapılıp mühür teli yerine takıldı. doğal gaz ve elektrikten mühürlendi aynısı yapıldı. zaten ede demir çelik'in haddehanesinde ki işçi duruma göre bir erka'ya bir ede'ye gidiyor erol bey'in keyfi nereyi çalıştırmak isterse artık...

    aliağa'da bulunan sider dış ticaretin hikayesi ise çok karanlık, işçinin kaderi ise bizle ve diğer fabrikalarıyla aynı erol evcil'in. onunla ilgili zamanında bir yazar entry girmiş onun linkinide buraya bırakıyorum. izah edebileceğim bir şey yok fabrikayla ilgili çok karanlık şeyler üstüne çökülmüş bir fabrika;
    (bkz: #29146980)

    ve son söz olarak şunu söylemek istiyorum; işçiyi bizi hadi görmüyorsunuz, istatiğiz sizin için, ama 3 tane koca ağır sanayi fabrikasının bu adamın elinde bu şekilde süründürülmesine, çürümesine ve o ya da bu şekilde devlete destek olacağı yerde yük (doğal gaz, elektrik, su, vergi, sgk borçları) olmasına nasıl göz yumuyorsunuz?

    edit3: başka bir arkadaşın mesajı.
    yönetici isimlerini veriyorum, erol eşrefoğlu, fırat ardıç, gülderen ardıç. en azından muhatap alınacak kişiler bulunabilirse ve kamuoyuna sunulursa şahsa baskıyla daha kolay halledilir diye düşünüyorum.

    edit4: konu ile ilgili dün çıkan bir haber. gazetekritik

    edit5: 2 işçi ölümü ile ilgili haber
    4 aydır yoğun bakımda olan işçi
    işçilerin eylemi
    usülsüz işten çıkarma

    edit6: ismail saymaz

    edit7: odatv
    birgün.net
  • izmir merkezde ne kadar çabalasalar da emeğinin karşılığını alamayan insanların varlığını gösteren durum.

    gönül isterdi ki sol haber ve evrensel dışında kaynaklar da verilebilsin ama ne mümkün. bakındım ama gerçekten başka hiçbir yer haber yapmamış. diğer haber organları daha mühim işlerle uğraştıkları için -evrim teorisi tartışmak ve atom parçalamak gibi- halkımızın bu basit sorunlarını görmezden gelebileceklerin düşünüyorlar sanırım.
  • (bkz: erol evcil)

    hatta ayni patrona ait erkay ve sider isimli fabrikalar da kotu durumda diye biliyorum. sendikalar napiyor acaba?
  • (bkz: updullah)
  • allah yar ve yardimcilari olsun insan haklari mahkemesini deneyebilirler son çare uygun görülüyorsa diye düşünüyorum.
  • yeni türkiye'deki bir diğer haksızlıkla mücadeleye konu olan rezalettir. seslerinin daha fazla duyurulması ve anaakım medyada haber olmaları dileğiyle... gerçi penguen medyasında ne haberi olacak?!
  • ulen ben haftalıkları 3 gün(cumartesi yerine pazartesi) verince ekip arkadaşlarım homurdanıyor. hakkıdır, haklıdır.

    aylarca maaş alamadığı halde çalışmak nasıl olur?

    20 ay denmiş. hayretler içindeyim. ben olsam 2 aydan sonra çıkar iş bakardım.
  • hem emekleri hem de can güvenlikleri suistimal ediliyor bu duruma bir dur denilmeli.
  • ekonominin çok iyi olduğunu gösteren bir kanıt daha. hatta o kadar iyi ki patron işçilerin paraya ihtiyacı olmadığını düşünüp maaş bile vermiyor.
  • "bu rezalet ilgililere ulaştırılmalı" diyemiyoruz artık. ilgili kişiler, başlı başına rezalet konusu çünkü.