şükela:  tümü | bugün
  • öküz arabasi
    (bkz: okuz)
  • bir kurtuluş savaşı sembölü.
  • tarihte bir zamanlar, etli bulgur pilavı anlamına gelmiştir. gerçekten. birinci dünya savaşı yılları, doğu cephesi. osmanlı 3. ordusu rus ordusuna karşı savaşmaktadır. iki ordu için de en önemli sorunlardan birisi yiyecek sağlama konusundadır. osmanlı ordusunun akıllıca uygulaması ise, sivas civarından cepheye kağnı, yani öküz arabaları ile bulgur taşınmasıdır. taşınan bulgura taşıyan öküzün eti katılır, kağnının tahtaları da yemeği pişirmek içinkullanılır. geriye kalan kağnı tekerinin demir aksanı ise sivas'a geri gönderilir. kağnı yapmak kolay olduğu için ve memlekette o dönem öküz sayısının çokluğundan dolayı bu sistem çok başarılı bir şekilde işler. ayrıca hızı çok az olan kağnılar böylelikle tek taraflı yol almakta, demir aksan ise hızla sivas civarına yollanıpq yenikağnılar hemen üretilmektedir.
    özellikle çok zor geçen 1916/17 kışında rus ordusu soğuk veaçlıktan dolayı 100 bin kişi civarında kayıp verirken, osmanlı ordusu bu kıştan az kayıpla çıkar.
  • ulvi cemal erkinin piyano icin yazilmis bir bestesi. (bkz: largo)
  • kağnılara koşulan öküzlerin başına gem ve yular takılmaz. çünkü öküzler başlarından değil kıçlarından idare edilir. köylü ucunda çivi bulunan uzun sopasını sağdaki öküzün kıçına batırınca öküz bütün gövdesiyle yanındaki öküze yüklenir ve kağnı sola doğru hareket eder.
  • eski hâli kanglı şeklinde olan, bir hayvan tarafından çekilen yük arabası anlamındaki türkçe sözcük.

    ismini bir boya da verdiğine göre (bkz: kanglı) eski türkler için önemli bir araç olsa gerek.
  • sabahattin ali'nin 1930'li yıllardaki köylünün durumunu, acizliğini, fakirliğini anlatan hikayesi.
  • iki tekerlekli, öküzlerin boyunduruğa vurularak koşulduğu (dolayısıyla yular gerektirmeyen) bir araba türü. bu haliyle aslında bir ulaşım aracından çok pulluğun bir türevidir. iki tekerlekli olduğu için sürtünmeden kurtulmayı tam olarak başaramamıştır. kağnının yapısı anadolu'nun ekonomik ihtiyaçları hakkında da bilgi verir. bu tarz bir araçla uzun yollara düşüp ticaret yapılamaz. ancak evden tarlaya tarladan eve gidilip geline bilir. tam anlamıyla para ekonomisinin olmadığı feodal topluma yakışan bir araç.

    dört tekerlekli "gerçek" arabalar ancak 1877-78 osmanlı-rus savaşından sonra (93 harbi) balkan göçmenleriyle anadoluya girdi. emperyalizmin geri kalmış toplumun direncini kırıp (savaşta yenilmek) sonrasında kendi yapısal dönüşümünü zorla sağlamasına verilebilecek fevkalade bir örnektir anadolu'da arabanın yaygınlaşması.
  • kağnı, cumhuriyetin kuruluşunun ardından, köylünün nasıl da unutulduğunun, iktidar odaklarının zulmüne terkedildiğinin hikayesidir. sabahattin ali'nin müthiş gerçekçi gözlemi çarpar insana. kağnı, kağnı'da yitip gidenler, 'kağnı' ile savaşıldığı söylenen kurtuluş savaşına bir atıf gibidir, aslında kaybedildiğini gösteren.