şükela:  tümü | bugün
  • bulgaristan göçmeni bi arkadaşımın ailesinde yediğim karalahana ile yapılan bir yaprak sarması idi. tadı,tuzu ,hiçbirşeyi yoktu. evin annesi anladı yiyemeyeceğimi belli etmemeye uğraşsam da, bir iki ısırıkta kurtardım kendimi.
  • - sut corbasi (eskisehir'li tatar kokenli bir ailenin evi idi, tuzlu degil hafif tatli bir corba idi. su an olsa farkli yaklasabilirim gerci)
    - manti (evet, manti. universiteye kadar agzima koymazdim manti ve arkadasimin annesi "manti sevmeyen insan mi olur ?" mantigi ile naz ettigimi dusunerek o kadar israr etmisti ki kusacaktim neredeyse)
  • işkembe çorbası

    hangi durgun beyinli misafirine işkembe çorbası yapmayı düşünür ya? söz konusu ruh hastası kadın düşünmüştü

    tabi ki yenmedi o çorba
  • ispanyol arkadaşımın evinde domuz sosisli yeşil mercimek yemeği yemiştim. o kadar kötü değildi abartmayayım ama sosisle mercimek arasında pek bağ kuramadığım için garibime gitmişti tadı.

    bi kere de başka bi yabancı arkadaş deniz ürünü yahnisi gibi bişey yapmıştı, deniz ürününden soğumuştum. kalamar, ayıklanmamış karides ve daha bir sürü şey falan o koku şu an burnuma geldi, ıyy.
  • düşük bütçeli bir film çekimi için gittiğimiz illinois eyaletindeki watseka isimli bir şehirde (teknik olarak şehir; ama aslında kasaba) film yönetmeni beni tanıdığı bir ailenin yanına yerleştirdi. o 20 gün süresince ben yemeğiyle, insanıyla, kültürüyle gerçek amerika'yı gördüm.
    neyse, bu başlı başına ayrı bir konu.
    yemeğe gelince, vardığım gün bunların torununun katolik bir merasimi varmış. confirmation aldı onu kutluyoruz dediler, ben de başta sandım bir okula kabul edildi.
    bu sebeple evde parti gibi bir şey vardı, bir sürü de yemek yapılmış, makarna, kızarmış tavuk, çeşitle salatalar, mezeler vesaire.
    hepsi baya kötüydü; ama aklımda en fazla kalan kızarmış tavuk. şöyle betimleyebilirim; tavuğun tadı yaşlı teyze/amca evi kokusu gibiydi. artık kadın nasıl bir marine ve baharat karışımı kullandıysa, bu aromayı yakalamayı başarmış.

    zaten o günden sonra bir daha o evde yapılan bir yemeği de yemedim. yemeklerin tadı kötü olduğu için değil, başka sebeplerle.

    ek: birkaç kişi sordu, bir daha yemek yememe sebebim evin ve sakinlerinin aşırı derecede pis olması.

    olayın uzun uzun anlatışmış hali için (bkz: #57676211)
  • tavuklu biber dolması abiiii
    o nedir ya, domatesli pirinçli kısmını yedim bide ne göriim dibinde kuşbaşı tavukk
    çok postmodern bi çalışma olmuş tebrikss
  • yemyeşil pirinç pilavı. arkadaşımızın annesi bizi yemeğe aldı. yer kuşadası. önden gelen mercimek çorbasında hissettiğim ağır zeytinyağı kokusu beni inceden germeye başlamışken ana yemek olarak pirinç pilavı ve bir şey vardı. dedim ki pilav en azından tereyağlı olur. tabağıma konan yeşil taneler beni benden aldı. uzun seneler zeytinyağı tüketemedim bu yüzden.
  • (bkz: püskevit)
  • tavaya kırılmış yumurta. evet, çocuğuna ders vermeye gittiğim evin sahibesi bin bir ısrarla akşam yemeğe kal diye diretti, peki dedim, böylece beleşe ev yemeği yeriz diye de mutlu oldum hafiften. neyse, sofraya oturdum bekliyorum, ortaya dumanı tutan bir tava, içinde de kırılmış 2 (yazıyla iki) adet yumurta geldi abicim. yemek buymuş. tamşakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komik diyecektim ki dilimi ısırdım ve ekmeğe uzandım.