şükela:  tümü | bugün
  • fransızca arkadaşım, dostum demektir aynı zamanda
  • arkadaşım demektir franszıca, bu kullanımda erkekler için söylenir, dişiler için amie haline geçer... (bkz: dallama fransizlar)
  • mon ami'nin logosu da ayrıca takdire şayan bir çelışmadır. meraklısı için bulunduğu yeri tarifiyle izah edeyim:
    -istiklal caddesi / balo sokak (mudurnu'nun sokağı) / içerde sağdaki kırtasiyenin kapısında var. geçerken bir bakın.
  • (bkz: kırın)
  • kırtasiyelik türlü edavatın üzerine yayılıp meşhur olan ve arkadaşımız olarak tabir ettiğimiz bu zat, kızılderili ile japon kırması görünümünde bir oğlandır..

    saçlarının kütten biraz daha uzun, ensesini örtecek biçimde dümdüz taranmış ve net bir çizgiyle ortadan ikiye ayrılmış bir pozisyonu vardır.. gözleri, çekik ve kısık; yaptığı işin vehametini bilecek kadar didaktik, lakin mini bünyeleri sarsmayacak kadar da şefkatlidir..

    sima olarak yakari'yi andırsa da, daha akademik bir hali olduğu su götürmezdir -belki de yakari'nin sorbonne'da felsefe tedrisatından geçmiş hali tahayyül edilerek resmedilmiştir, olabilir..

    dudakları ince bir çizgi halinde; hem kararlı, hem de anaç bir ifadeyle kıvrılmıştır.. kimi zaman yüzündeki ifade bakana çok ebleh görünür; -bu halini şimdilerde mor bir teletabiye yorabiliriz tabii de, o zamanlar öyle miydi ya?-, kimi zamansa denize bakıp saçlarını savuran pardösülü adam gibi gizemcil bir eda takınır..

    belki de, uzaklardaki -misal iskandinavya'da ya da iber'de- bir boya markasının üzerine yayılmış olan sevdiceğini düşünüp içlenmektedir bu anlarda (nova color'da boya yiyen oğlan mıdır acaba sevgilisi, yoksa arkadaşımız bir ibne midir?)..

    göğüsten kesiktir mon ami'miz*.. bünyesinin geri kalanı hep bir muamma olarak kalacaktır zira.. (nova color'daki oğlanın da göğüs altı yoktur he, kesin var bunlarda bir iş..)
  • 12li pastel boyaları dümdüz bir kutuda satılırdı.18li pastelin üzerinde ikarusun çektiği arabasında giden mon ami çocuğunun resmi olan,2katlı,çıtçıtlı bir kutusu vardı.daha büyük olanlarını da hiç alamamıştım zaten.
  • ilkokul 1.deyken, 0.5 uc kutulari uzerinde bu yazi bizi sekilden sekile sokmustu, en sonunda bunun altin hazinesini bizim okul bahcesine saklayan bir japon olduguna karar vermistik.

    takimlar halinde ilkokul bahcesini kazip altin ariyor bi yandan orrtmenlerden deli gibi azar isitiyoduk.. kimse bulamadi o altinlari, nedendir bilmem hala.
  • bu boyanin ozelligi bircok yerli pastel boya gibi dagilmamasiydi o yuzden tercih edilirdi.
  • agatha christie'nin mufetti$i hercules poirot'un en sevdigi hitaplardan birisi
    (bkz: hercules poirot)
    (bkz: agatha christie)
  • (bkz: petit ami)