şükela:  tümü | bugün soru sor
  • latince sınırlı sayıda manasına gelen bu tamlama hukuki anlamda linguistik manasından da pek sapmayarak sayılan biçimler/durumlar dışında başkalarının yaratılamayacağını belirtir.
  • avrupa'da yüksek öğretimde sıkça uygulanan bir öğrenci seçme yöntemidir. birinci sınıfa çok bol miktarda öğrenci alınır, yıl sonu ortalamalarına göre sıralanırlar ve en üstteki x kadar öğrenci okula devam eder.
  • kanunsuz suç olmaz kuralının dayandığı prensiptir. suç teşkil eden fiil kanunda belirtildiği kadardır, sınırlı sayı ilkesi gereğince kanunda belirtilmeyen bir suçun isnadı mümkün değildir.aynı sınırlı sayı prensibi ceza hukuku dışında da uygulama alanı bulur.
  • avrupa ülkelerinde belirli bi alanda ögrenim görmek isteyen lise ögrencilerinin talep edilen alanda üniversitede yeterli kontenjan***** olmamasi durumunda, lise mezuniyet derecelerine göre üniversiteye yerlestirilmelerini karsilik gelen terimdir.
  • son zamanlarda içecekler için kullanılan slogan. "ya yeni bişi çıkardık ama cesaretimiz yok, tutmazsa sınırlı sayıdaydı diip piyasadan çekicez" demenin kibar ve diplomatik yolu.

    bunu nasıl yazmışım deyip şaşırdıktan sonra gelen edit: "sınırlı sayıda" başlığından taşınmış bu entry. yoksa numerus clausus dendiğinde aklıma gazlı içecekler geldiğinden ya da türkçe sloganları latinceye çevirme alışkanlığım olduğundan değil.
  • türkçesi numaracı klaus'tur. bir zamanlar roma imparatorluğunda yaşamış üçkağıtçılığıyla nam salmış kişi.
  • benim de tabii oldugum, almanya'da biyoloji, tip ve psikoloji gibi özellikle populer olan birkac alanda uygulanan ve en yüksek notlu ve hede hödölülerden baslayarak ögrenci aliminin gerceklestirildigi ve bana hafiften bir öss soku yasatmis ögrenci secme sistemidir.
  • almanyada bir üniversiteye başvururken
    - lise diploması da istiyorlarmış
    - neden?
    - bilmem abi, alman işte
    şeklinde vuku bulan sorunsalın sebebi...
  • markette görüp sadece üzerinde "sınırlı sayıda" yazdığı için aldığım arası çikolatalı petibörü bir şekilde sözlüğe aktarmak için yerine getirmem gereken koşullar şu şekilde:

    1. petibör ya da pötibör demeyeceksin deli süleyman. petit beurre diyeceksin. bunun hangi dilden geldiğini pek kestiremesen de içinden bir ses "fransızca lan bu lavuk" diyecek.

    2. paketin üzerinde "sınırlı sayıda" yazsa bile sen bunu "numerus clausus" başlığına yazacak ve latincenin o asırlık zeytinyağı gibi damakta iz bırakan buruk tadını duyacaksın. latince bilmiyorsan da böyle başlıkların altına fazla yatmayacaksın. gerekirse hafta sonları latince öğrenmek için kurslara gideceksin, kurslar yetmezse de latince yazılı mezartaşlarının arasında kayıp bir ruh gibi dolaşacak öyle log in olacaksın.

    3. paniğe kapılmayacak, öldürmeyecek, zina etmeyecek ve tıksırana kadar içmeyeceksin.

    neyse, ülker'in tüm cehaletiyle sınırlı sayıda yazıp ürettiği çikolatalı petit beurre'den (bunlara ek getirmekten de nasıl tiksiniyorum bilemezsin esteban) bir kutu aldım. normalde arasında ya da herhangi bir yüzeyinde çikolata olan bir şeyi tercih etmiyorum. fakat sınırlı sayı ibaresinde, beni kışkırtan bir şey var. resmen son bir şans tanıyor bana bir kutu bisküvi, bulunduğu raftan tehdit ediyor. numerus clausus lanetini savuruyor üzerime ve cebimde ne kadar para varsa, sınırlı sayıda üretilmiş olana harcamaktan çekinmiyorum.

    şimdi masamın köşesinde bir tanesini ancak yiyebildiğim çikolu petibör, şarkı söyleyerek dans eden arsız bir midilli, bisikletiyle çember çizen gerizekalı bir oyuncak ve ezan okuyan masa lambası var. hepsi sınırlı sayıda, petibörden ise sadece bir paket kaldı. aynı hastalıktan mustarip ruh hastaları varsa antalya migros'a bir koşu gidebilir, hazır gitmişken de bedavaya ezan okuyan masa lambası kazanabilirler.
  • yeni bir yazar. gücüne güç katmaya, sözlükte entry'si olmaya geldik... hoşgelmiş.