şükela:  tümü | bugün
  • punisher albümü buram buram elliott smith kokuyor. hatta albümle aynı ismi taşıyan şarkıda bizzat elliott smith'in los angeles'ta yaşadığı evden tutun waltz #2'den st. ides heaven'a kadar sürüyle gönderme* bulabilirsiniz. neredeyse her röportajında elliott'a olan hayranlığından ve müziğinin onu nasıl etkilediğinden bahsediyor. hatta bir ara phoebe bridgers, my favourite elliott smith song isimli bir podcast'e katılıyor. podcast'te elayit şimit'e gönül vermiş insanların favori elliott şarkılarını anlatmalarını istiyorlar. phoebe bridgers'ın favorisi, bizzat cover'ladığı whatever (folk song in c) imiş.

    savior complex'i ilk duyduğumda "elliott smith bu oha" dedim, nitekim geldiğim noktaya bak. yalnızca gerçek elliott smith hayranlarının pançik pinçik etmek isteyeceği güzellikte nazirelerle, efenime söyleyeyim referanslarla dolu bir albüm ortaya çıkarmış. ve ben, bu albümü yerim.
  • 63. grammy ödülleri'nden eli boş dönmesine üzüldüğüm sanatçı. noah gundersen ile yaptığı killer + the sound düeti muhteşemdir.
  • çok rahatlatıcı, yumuşak bir sesi olan şarkıcı. hafif indie. funeral ve i know the end şarkılarını seviyorum, söz yazımında kendine has bir tarzı var.
  • zaman zaman sesini ozleyip dinlemek istedigim bir muzisyen. uyumadan once kulaklikla dinlenirse sozleri anlamaya calisirken uykuya dalinmasi garantidir.

    ayrica cok guzel bir yuzu var. tiny desk performansini acip ulan ne tatli kizlar var diyorum arada bir. ustune bir de cok tatli memeleri var.

    soz yazarligi cok ovuluyor. sarkilarinda kendi hayatini anlatiyormus. ornegin kyoto'da, ki sevmedigim bir parcasidir, babasindan bahsediyormus. motion sickness eski manitasi ryan adams hakkindaymis. ne isin var deden yasindaki herifle zaten. ekibindeki davulcudan (tokmakcisi) bahsettigi bir sarkisi da varmis ama hangisi unuttum.

    punisher muzikal acidan cok kaliteli olabilir ama benim favorim ilk albumudur.
  • friday im in love'ın en güzel cover'ını yapmış şarkıcı.
    daha önce kendisini görmemiştim. google'dan arama yapınca sarışın olduğunu gördüm. açıkçası siyahi biri sanıyordum. isim ve ses tonu sebebiyle. ön yargılı bir yaklaşım olmuş benimki.
    kadife gibi sesi varmış. su gibi de güzel. * ki sarışınları pek sevmem ben.
  • iki albümü de inanılmaz güzel. oldukça yetenekli los angeles'lı bir müzisyen. kyoto şarkısının klibinin estetiği de inanılmaz. arkasında yatan derin anlama rağmen öyle bir klip tercihi de müthiş geldi bana. şu ara bütün gecelerim phoebe dinleyerek geçiyor.

    projelerindeki sanatsal kaygı asla dinlerken gözünüzden kaçmıyor. kendisini önceden duymuştum ama tamamen sarıp dinlemem life is strange true colors oyununda çalan scott street şarkısı sayesinde oldu. zaten tam o vibelarda müzik yapan bir sanatçı. umarım daha çok dinlenir ve mainstream olur. geçen sene grammy'lerde soyulmuştu.
  • (bkz: paul mescal) birliktelermiş.
  • kim ne derse desin, çok hoş memintolara sahiptir. sesinin ve tarzının hoşluğuna değinmeye gerek yok zira.
  • punisher albümü gerçekten baya iyi. farklı bir beste tarzı var sözlerinde. alışıldık desenlerde gitmiyor melodiler. i know the end şarkısı şuanlık favorim.
  • bayiliyorum bu kadina. yazdigi sozler, muzik, sesi... konusma sesine ayri, sarki soylerken sesine ayri bayiliyorum.
hesabın var mı? giriş yap