şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hüma kuşu yere düştü ölmedi
    dünya sultan süleymana kalmadı
    dedim şaha gidem nasip olmadı
    ağlama gözlerim mevla kerimdir

    hüma kuşu hiçbir insana görünmeyen, yere konmayan anadolu efsanesi bir kuştur. asaletin, zarafetin ve ulaşılmazlığın temsilidir. hüma kuşunun yere düşüp ölmemesi tevazu sahibi olmaya özendirmedir. modern şarkılarda da sık kullanılan dünyanın sultan süleyman'a kalmaması durumu zaten açık. şaha gitmeye niyet etmesi tahminimce bir hastalık veya tutsaklıktan sağ kurtulması neticesi olabilir. ölümü arzu edip, şaha (hz ali) kavuşamamanın hüznü anlamı taşıması muhtemel.

    çok farklı bir derviş pir sultan. hakkında maalesef kesin ve net bilgi sahibi değiliz. bir ihtimal bir sıfat halini alıp iki veya üç ozan tarafından temsil edilmiş bir makam olması. bu ihtimal ise düşük. çünkü neredeyse tüm şiirler aynı kalemden çıkmış gibi. edebi olarak iki ozanın birbirine bu denli yakınsayıp aynı konuyu işlemesi hayli güç bir ihtimal. bundan dolayı genelde çoğumuz tek pir sultan varsayımı üzerinde dururuz.

    şiirlerde verdiği duygu eşsiz diyemem, çünkü yine bana göre dünyanın gelmiş geçmiş en muhteşem şairi ve en büyük yürek sahibi insan olan şah ismail hatayi 'ye hayli benzemekte. iki şairin hemen hemen aynı dönemde yaşadığı, dahası pir sultan abdal 'ın azeri türkü olup ( azerilerle biz oğuz türküyüz, yani çekik gözlü olmayan tek türk milleti) şah ismail 'in sözüm ona ajanı olduğu gibi rivayetler de yok değildir.bu bakış açısı osmanlıcı bakış açısıyla doğru gibi görünse de osmanlı - safevi çekişmelerine ilişkin bir pir sultan hareket ve kaydına sahip değiliz. ayrıca bizim varsaydığımız pir sultan 'ın hızır paşa isimli bir osmanlı mülki idare amiri tarafından idam ettirildiği vakidir. hızır paşa olayı da tartışmalıdır. bazı iddialar sivas valisi hızır paşa'nın 1570'li yıllarda görev yaptığını osmanlı varakalarına dayandırsa da tartışmaya açık. bu iki iddia kendi içinde de çelişkili, şöyle ki arada rahat bir 50 yıl oynuyor. pir sultan abdal 'ın bazı şiirlerinde şah olarak hz ali'yi nadir bazı şiirlerindeki şahtan kasdın şah ismail olduğu iddia edilir. buna da pek ihtimal vermek mümkün değil. çünkü şiirlerin bazılarında hz ali'nin diğer isim ve sıfatları açıkça zikredilir.

    pir sultan şiirlerinin bütünsel yapısı çok benzeştiğinden tasnifi zor. hangi şiirler bizim hitabımız olan pir sultan abdal 'a ait, hangileri diğer pir sultan veya pir sultanlara ait veya hangileri pir sultan adına başkalarınca yazıldı diye sınıflandıramıyoruz.

    pir sultan büyük yüreği, incelikli duygusallığı, insancıl yaklaşımı, türkmen geleneği ve hz ali sevgisiyle bu topraklardan izi silinmeyecek büyük bir ozandır. var olsun.
  • ozanlar müzesi diye bir yer kurulmuş; aşık veysel'in heykelini fazıl say yaptırmış sponsor stayla. pek güzel.
    cengiz özkan'ın (bir ay doğar ilk akşamdan geceden'i söylerse kimseler yanından yöresinden geçemez, immunity'si (dokunulmazlığı) vardır, çarpılır inkar eden) erdal erzincan gönlü bolu yaptırmış. sağlığına duacıyız.
    pir sultan abdal heykelini yaptıransa anadolu'nun en esaslı evlatlarından; mirasını derleyeni, çalanı, söyleyeni. burnu büyük yeni yetmelere donunu kelleden giydirecekken burun çevirene bile kanının ağırlığından mütevazilik edeni. babama bi anamın öldüğünü bir de o'nun hastalandığını söyleyemediğimiz üzülmesin diye. türkçe güzelse onun yarasından döküldüğünden. hangi başlıkta kimi övüyorum, heykelini arif sağ yaptırmış velhasılıkelem. yonca çıkmış diz boyunca, aşağısı kurtarmazdı zaten. birine yazdığım öbürüne yorula.
  • ben de şu dünyaya geldim geleli,
    emanetten bir don giymişe döndüm.
    sahibi çıktı da elimden aldı,
    kuru yerde koyun yaymışa döndüm.

    o yâr geldi geçti, geri bakmadı,
    hendekler kazdırdım, sular akmadı,
    çok yuva bekledim, cücük çıkmadı,
    boş yuva beklemiş yoz kuşa döndüm.

    pir sultan abdal'ım bu dünya fâni,
    baştan başa kim sürdü bu devranı?
    yârin bir çift sözü üşüttü beni,
    yüce dağ başımda buymuşa döndüm.
  • hızır paşa sen misin?
  • anası eşektir babası soysuz
    münkir münafıktır, hem de olur huysuz
    eline dest versem, beline kemer
    başına taç koysam, sırtına semer
    bir ateş düşmüş de kuyruğun yanar
    seni kül ederim, kora ne hacet.

    pir sultan abdal ne güzel söylemiş zamanında soysuz köpeklere!
  • bir gece dostum dostum türküsünde ağladım, çok ağladım. bir mısrası takılınca aklıma kendimi tezlerin arasında buldum. şiirlerdeki kafa karışıklığıma cevap olan bilgi aşağıda:

    " pir sultan ile pir sultan abdalları ayırmaya 45 yılını ve en büyük emeği veren araştırmacı i. aslanoğlu 6 tane pir sultan saptamış:
    1. banazlı şâirin tapşırması ‘pir sultan’dır.
    2. merzifon veya çorum yöresinden olduğunu tahmin ettiğim şâirinki ‘pir
    sultan’ım haydar’,
    3. artova’nın daduk köyünden olup pir muhammed’in ‘babam’ dediği
    ‘abdal pir sultan’,
    4. aruz ölçüsüyle yazılmış deyişlerin sahibi ‘pir sultan abdal’,
    5. pir sultan’dan sonra yaşayıp, onun asılmasına dair deyişler söyleyen ‘pir
    sultan abdal’,
    6. bir de asıl adının halil ibrahim olduğunu belirten ‘pir sultan abdal’. bu
    sayı eksilmez, daha da çoğalabilir.”

    çok güzel şiirler, çok güzel yürekler, çok güzel insanlar..." çok" böyle çok güzel.
  • şu yalan dünyaya geldim giderim
    gönül senden özge yar bulamadım
    yaralandım al kanlara boyandım
    elimin kanını yur bulamadım

    güzellerin zülfü destedir deste
    erenler hak için oturmuş posta
    bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta
    hasta halin nedir der bulamadım

    felek kırdı benim kolum kanadım
    baykuş gibi viranlarda tünedim
    bugün üç güzelin nabzın sınadım
    can feda yoluna der bulamadım

    pir sultan abdal'ım dağlar ben olsam
    üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam
    alem çiçek olsa arı ben olsam
    dost dilinden tatlı bal bulamadım.

    gibi birçok eseri bulunan halk ozanı.
  • ben dervişim diye göğsün gerersin
    hakkı zikretmeye dilin var mıdır
    sen kendin görsene ilden n'ararsın
    hali hal etmeye halin var mıdır

    bir gün balık gibi ağa sararlar
    mürşidinden rehberinden sorarlar
    tütsü yakıp köşe köşe ararlar
    ben arıyım dersin balın var mıdır

    dertli olmayanlar derde yanar mı
    tahkik derviş ikrarından döner mi
    her bir uçan gül dalına konar mı
    ben bülbülüm dersin gülün var mıdır

    pir sultan'ım senin derdin deşilmez
    derdi olmayanlar derde duşolmaz
    mürşidsiz rehbersiz yollar aşılmaz
    mürşid eteğinde elin var mıdır

    ---------------------------------------------

    il: el, başkaları, yabancılar.
    hali hal etmek: iyi bir hile, güzel bir huyla huylanmak.
    mürşid: şeyh, doğru yola götüren.
    tahkik derviş: özü sözü bir, doğru derviş.
    duşolmak: rastlamak, sataşmak.
  • etkileyen bir şiir'i var ki ,beni benden alır.pir sultan abdal elleri bağlı asılmaya götürülürken,halka taşlatılır. taşlar yağarken yüzüne yüzüne,biri aradan bir gül atar yine yüzüne ve yüreği dağlanır ;

    şu kanlı zalimin ettiği işler
    garip bülbül gibi beni zareyler
    yağmur gibi yağar taşlar başıma
    illede dostun bir fiskesi yaralar beni

    dar günümde dostum düşmanım belli oldu
    bir derdim var idi şimdi elli oldu
    ecel fermanı boynuma takıldı
    gerek vura gerek asalar beni

    pir sultan abdalım can göye almaz
    haktan emir olmasa rahmet yağmaz
    şu ellerin taşı bana hiç değmez
    illede dostun bir tek gülü yaralar beni
  • “yorulan yorulsun ben yorulmazam,
    derviş makamından ben ayrılmazam,
    dünya kadısından ben sorulmazam,
    kalsın benim davam divana kalsın” der.
    ve dolayısıyla saray karşısında halkın bükülmez bileği olur.