şükela:  tümü | bugün
  • hızır paşa sen misin?
  • anası eşektir babası soysuz
    münkir münafıktır, hem de olur huysuz
    eline dest versem, beline kemer
    başına taç koysam, sırtına semer
    bir ateş düşmüş de kuyruğun yanar
    seni kül ederim, kora ne hacet.

    pir sultan abdal ne güzel söylemiş zamanında soysuz köpeklere!
  • bir gece dostum dostum türküsünde ağladım, çok ağladım. bir mısrası takılınca aklıma kendimi tezlerin arasında buldum. şiirlerdeki kafa karışıklığıma cevap olan bilgi aşağıda:

    " pir sultan ile pir sultan abdalları ayırmaya 45 yılını ve en büyük emeği veren araştırmacı i. aslanoğlu 6 tane pir sultan saptamış:
    1. banazlı şâirin tapşırması ‘pir sultan’dır.
    2. merzifon veya çorum yöresinden olduğunu tahmin ettiğim şâirinki ‘pir
    sultan’ım haydar’,
    3. artova’nın daduk köyünden olup pir muhammed’in ‘babam’ dediği
    ‘abdal pir sultan’,
    4. aruz ölçüsüyle yazılmış deyişlerin sahibi ‘pir sultan abdal’,
    5. pir sultan’dan sonra yaşayıp, onun asılmasına dair deyişler söyleyen ‘pir
    sultan abdal’,
    6. bir de asıl adının halil ibrahim olduğunu belirten ‘pir sultan abdal’. bu
    sayı eksilmez, daha da çoğalabilir.”

    çok güzel şiirler, çok güzel yürekler, çok güzel insanlar..." çok" böyle çok güzel.
  • şu yalan dünyaya geldim giderim
    gönül senden özge yar bulamadım
    yaralandım al kanlara boyandım
    elimin kanını yur bulamadım

    güzellerin zülfü destedir deste
    erenler hak için oturmuş posta
    bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta
    hasta halin nedir der bulamadım

    felek kırdı benim kolum kanadım
    baykuş gibi viranlarda tünedim
    bugün üç güzelin nabzın sınadım
    can feda yoluna der bulamadım

    pir sultan abdal'ım dağlar ben olsam
    üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam
    alem çiçek olsa arı ben olsam
    dost dilinden tatlı bal bulamadım.

    gibi birçok eseri bulunan halk ozanı.
  • ben dervişim diye göğsün gerersin
    hakkı zikretmeye dilin var mıdır
    sen kendin görsene ilden n'ararsın
    hali hal etmeye halin var mıdır

    bir gün balık gibi ağa sararlar
    mürşidinden rehberinden sorarlar
    tütsü yakıp köşe köşe ararlar
    ben arıyım dersin balın var mıdır

    dertli olmayanlar derde yanar mı
    tahkik derviş ikrarından döner mi
    her bir uçan gül dalına konar mı
    ben bülbülüm dersin gülün var mıdır

    pir sultan'ım senin derdin deşilmez
    derdi olmayanlar derde duşolmaz
    mürşidsiz rehbersiz yollar aşılmaz
    mürşid eteğinde elin var mıdır

    ---------------------------------------------

    il: el, başkaları, yabancılar.
    hali hal etmek: iyi bir hile, güzel bir huyla huylanmak.
    mürşid: şeyh, doğru yola götüren.
    tahkik derviş: özü sözü bir, doğru derviş.
    duşolmak: rastlamak, sataşmak.
  • “yorulan yorulsun ben yorulmazam,
    derviş makamından ben ayrılmazam,
    dünya kadısından ben sorulmazam,
    kalsın benim davam divana kalsın” der.
    ve dolayısıyla saray karşısında halkın bükülmez bileği olur.
  • bülbül olsam gül dalında şakırım
    öz bağımda biten gül neme yetmez
    süleyman'ım kuşdilinden okurum
    bana talim olan dil neme yetmez.
  • ''derdim çoktur hangisine yanayım
    yine tazelendi yürek yarası
    ben bu derde hande derman bulayım
    meğer şah elinden ola çaresi
    efendim efendim benim efendim
    benim bu derdime derman efendim

    türlü donlar giyer gülden naziktir
    bülbül çevreyleme güle yazıktır
    çok hasretlik çektim bağrım eziktir
    güle gelir gelir canlar paresi
    efendim efendim benim efendim
    benim bu derdime derman efendim

    benim uzun boylu serv-i çınarım
    yüreğime bir od düştü yanarım
    kıblem sensin yönüm sana dönerim

    mihrabımdır iki kaşın arası
    efendim efendim benim efendim
    benim bu derdime derman efendim

    dilar ile muhabbete doyulmaz
    muhabbetten kaçan insan sayılmaz
    münkir üflemekle çırağ soyunmaz
    tutusunca yanar aşkın çırası
    efendim efendim benim efendim
    benim bu derdime derman efendim

    pır sultan'ım katı yüksek uçarsın
    selamsız sabahsız gelir geçersin
    aşık muhabbetten niçin kaçarsın
    böyle midir ilimizin töresi
    efendim efendim benim efendim
    benim bu derdime derman efendim.''
  • gel gönül sabreyle katlan bu cevre
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür
    niceler kondu göçtü bu haneye
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür

    gitti yoldaşlarım deyü ağlama
    ciğerciğim aşk oduna dağlama
    hayıf oldu deyü yanup ağlama
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür

    gittiğin yollar da sana ayandır
    cevrin kime ise lütfun anadır
    erler ile evliyaya beyandır
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür

    gitti göremedim mihr ü vefa
    aşık olan çeker cevr ü cefa
    kelb rakib sürsün zevk ü sefa
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür

    pir sultan abdal'ım bunda bir hal var
    özünü yokla ki üstünde yol var
    seni kim ağlattı var ona yalvar
    elbet seni ağlatan bir gün güldürür.
  • “bozuk düzende sağlam çark olmaz.” dediği için önce recm edilmiş daha sonra idam edilmiştir. bu coğrafyada haksızlık yapılmış bir çok insandan biridir, yücedir, yüceliği bilinememiştir.