şükela:  tümü | bugün
  • max weber'in en mühim eserleri arsında yer alan kitap (#1376915)*
  • protestan ahlakında bir kisinin dogdugunda cennete ya da cehenneme gidecegi yani seçilmis olup olmadıgı bellidir ve bu mezhepten kisiler eger secilmislerse bir isaretle tanrının bu durumu onlara gösterecegine inanırlar.(ör:yetenek, ünlü olmak vs) max webere göre eger bu kisiler ne ünlü ne de özel bir yetenege sahip degillerse baska bir isaret olan zenginlige yönelirler ve bu amac ugruna sürekli calısırlar ve bu devinim kapitalizmi dogurur.
  • wasp grubunun su anda dunya hakimiyeti icin tasidigi ruh.
  • prorestanligin siddetle karsi ciktigi "kadercilik" anlayisinin nasıl gunumuz kapitalizminin bahanesi haline geldigini anlatan bir eserdir. kapitalistlerin, protestanligin temelinde yatan "cok calis, gunahkar bile olsan belki tanrı seni affedip cennetine alir", ogretisini kullanmalarinin detaylarini da deginilir. genel kultur adina faydali bir eserdir.
  • kapitalizmin gelişmesine farklı bir bakış açısı getirir.püritenizm, her türlü dünyevi zevkten uzak durmayı öngörür ve bunu yapanlar parayı harcamadıkları için "sermaye" birikir.bu da kapitalizmin ağzını sulandırır haliyle.protestan ahlakı böylece kapitalizmi doğurup onu bi de beslemiş olur.okuduğum en çılgın kitaplardan biridir.ayrıca (bkz: max weber)
  • aslında protestan ahlakı kaderciliğe karşı çıkmaz, tam tersine sonuna kadar kadercidir. katoliklikle arasındaki fark bir yorum farkıdır. buna göre cennete gidecekler zaten bellidir, iş cennete gideceklerin henüz bu dünyada bilinip bilinemeyeceğidir. protestanlara göre- ya da weber'in yorumundaki protestanlar göre - insanın cennete gitmeye hak kazananlar arasında olup olmadığının çok çalışma yoluyla anlaşılabilir. tanrının emirlerine uyan, çok çalışan, çalışıp kazandığını har vurup harman savurmayan kimse günün birinde tanrının şanslı kullarından biri olduğuna dair işareti de görecektir. protestanlar çalışır, kazanır, kazandığını doğru dürüst harcamadığı için haliyle biriktirir*. gerisi çorap söküğü gibi gelir... bir paragrafta protestan ahlakı da ancak bu kadar anlatılır.
  • -çok üretim
    -az tüketim
    -tekrar yatırım
  • cennet az ilerde, koşarsan ulaşırsın, inanırsan başarırsın diyen ilerleme felsefesi.
    (bkz: anca gidersin)
  • kitaba yonelik tum yontemsel ve tarihyazimsal tartismalar bir yana weber'in kitapta "is ahlaki" kavramsallastirmasina odaklanarak da onun aslinda bir burjuva sosyologu oldugunu gorebiliriz. marx'in elestirdigi tum burjuva iktisat yazininda oldugu gibi weber'de "isi" yapan "isletme" sahipleridir; yani burjuvalar ya da kapitalistlerdir. protestan is ahlakina sahip olmasi beklenen, yani tembellikten kacinmasi, tasarrufa yonelmesi, nefsine hakim olmasi beklenen de "isletme sahipleridir." yani burada is yapma eylemi is surecini kontrol edenlere,. yapilan isten kar edenlere mahsus kilinmistir.
  • weber'in marx'in hayaletinden korkusunu en guzel ortaya koyan kitabi. dikkatlice okudugumuz zaman aslinda kitabin marks'a cevaben yazildigini farkedebiliriz. satir aralarinda biteviye bir politik ekonomi elestirisi, ve bunun asla mahut kisilerce dogru kavranamadigi sozleri doner de durur. ilk okudugumda bunu fark etmemistim, ama ikinci okuma sirasinda nasil olup da atladigima sastim. enikonu weber de ece ayhan'in kastettigi sarisin tarihcilerden, prusya devletinin vakanuvislerinden biridir; hem de en yamanidir. bizim resmi tarihcilerimizin de pek guzel yapageldigi gibi isim vermeden, adres gostermeden, aciga cikmadan elestirir; fikirleri kendi nabzinca perte cikarir.
    ha tabii, secici eslesme (elective affinity,ceviri bana ait, turkce nasil cevrilmid bilmiyorum maalesef) denilen gelisiguzel kavrami yersiniz yemezsiniz o ayri. ben tifil ve bir o kadar da saf amerikan lisans ogrencilerime yediremedim, ne ki hem eski kitanin hem de yeni kitanin onde gelen fikriyatcilari bunu yemis, bir de uzerine binbir sos eklemislerdir. o taraklarda bezimiz olmaz....
    ama daha da komigi weber kitabina bati uygarliginin utanmaz bir ovgusuyle baslar; efendim en buyuk mimari eserler bati'dan cikmistir, ilim en cok orada ilerlemis, en baba gelismeler orada vuku bulmustur. bunlari neresinden attigini bilemiyoruz, ama bu laflar soylendigi vakit bile uydurmadir, laf-i guzaftir, hem de safkan demagojidir. weber esas itibariyle somurgeciligin ve emperyalizmin en yilmaz neferidir; ama nasil olmussa olmus turkiyeli sag onu guzide bir dusunur kabul etmistir.
    bu arada bu kitabin talcott parsons cevirisi goz acici, ezber bozucudur; secici bir goz rahatlikla puriten ahlakin ne derece pervasiz oldugunu kavrayabilir.