şükela:  tümü | bugün
  • depresyonun çok ağır sonuçlara varabilen,sanrılı ve gerçeği değerlendirme yetisininde bozuklukla kendini gösteren türüdür.

    genel olarak dünyaya, kendine ve geleceğe karşı olumsuz bir bakış vardır. geçmişe pişmanlıkla, geleceğe umutsuz bakarlar. yetersizlik, işe yaramama, değersizlik düşünceleri yoğundur. günlük iş ve sorumluluklarını yerine getiremediklerinden, işe yaramadıklarından yakınırlar. karamsarlık ve umutsuzluk vardır. kendini suçlama ve cezalandırma eğilimi yoğun yaşanır. iyileşmeyeceğini, iyileştirilmeye değmeyen biri olduğunu düşünür.

    (bkz: depresyon)
  • bu tip depresyon tablolarında psikotik bir belirti tabloya eşlik eder. bu psikotik belirtiler özellikle hezeyanlar (sanrılar), halusinasyonlardır. bu hastalarda özellikle mikromanik (kendini küçük görme), nihilistik (bu tip hezeyanlarda tema herşeyi bitmiş tükenmiş olarak görme, ekonomik olarak kendini batmış hissetme, organlarının çürüyüp yok olduğunu düşünme vs şeklinde olabilir), paranoid (kötülük görme) tip hezeyanlara sık rastlanır.

    nevrotik ve psikotik düzey depresyonların birbirinden farkı gerçeği değerlendirme bozukluğudur.
  • manik depresiflerin depresyon evresinde de görülebilir. ekt fayda sağlayabilir.
  • birden fazla psikotik depresyonun olması bipolaritenin araştırılmasını gerekli kılar.
    nevrotik olan çoğu zaman yıllarca geçmez iken ekt ve antipsikotikle daha fazla düzelme oranları gördüğüm depresyondur.
  • psikotik nitelikli majör depresyon, afektif hastalığın ağır şekli olarak kabul edilir; bipolar hastalıkla ilişkili olabilir. ayrıca şizoafektif bozukluğa da benzer. psikotik majör depresyonda depresyon belirtilerine delüzyonlar, halüsinasyonlar veya depresif stupor gibi psikotik durumlar eşlik eder. bu tipte, psikomotor bozukluk, suçluluk duyumsama ve depresif duygudurum çok belirgin derecededir. vejetatif semptomlar bakımından melankolik ve psikotik grup arasında belirgin fark yoktur. bu iki grup arasında bazı nörokimyasal parametreler bakımından da ayırt ettirici farklar bulunmuştur. şöyle ki, psikotik grupta serumda dopamin – ß – hidroksilaz aktivitesi ve noradrenalin metaboliti mhpg’ nin düzeyi daha düşüktür. buna karşılık bos’ ta dopamin metaboliti hva düzeyi daha yüksektir ve deksametazon testinde deksametazon sonrası kortizol düzeyleri çok yüksek bulunmuştur.
    psikotik depresyonda klasik antidepresanlara yanıt oranı düşük ve yetersizdir. bu olgularda bu ilaçlar ile nöroleptik ilaç kombinasyonu kullanılması gerekir. bir incelemede tek başına amitriptilin ile hastaların % 41’ inde, tek başında perfenazin (antipsikotik) ile ise ancak % 19’ unda olumlu sonuç alındığı halde bu iki ilacın kombinasyonu, olumlu sonuç alınanların oranını % 70’ e çıkarmıştır. bazı olgularda tek başına verilen klasik antidepresanların psikotik belirtileri daha kötüleştirdiği görülmüştür. yeterli dozda ilaçla 3 – 4 hafta boyunca yapılan kombine tedaviye yanıt vermeyen olgularda, özellikle ailede bipolar hastalık öyküsü varsa, tedaviye lityumun eklenmesi tavsiye edilir. diğer bir alternatif ilaç, gerçekte bir antikonvülsif ilaç olan karbamazepindir; bu ilaç hem psikotik majör depresyonun tedavisinde ve hem de onun benzediği bipolar hastalığın akut epizodlarının tedavisinde yararlı bulunmuştur. psikotik depresyonda akut epizodun tedavisinden sonra yapılacak idame veya profilaktik ilaç uygulaması yeterli derecede incelenmemiştir. ancak nöroleptik ilaçların tardif diskinezi tehlikesi nedeniyle uzun süre kullanılması tavsiye edilmez.
    psikotik depresyonda ekt uygulanması, antidepresan + antipsikotik ilaç kombinasyonu ile elde edilene eşit bir tedavi oranı sağlar; ancak bunun uygulandığı olgularda nüks oranı yüksek bulunmuştur. kombine ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda denenebilir.
  • psikotik depresyon, depresyonun alt tipleri içinde özel bir tedavi gerektirmesi ile de ayrılmaktadır. buna karşın son zamanlarda yapılan bir çalışmada psikotik
    depresyonu olan hastaların %93'üne verilen ilaç
    tedavisinin yetersiz olduğu, %41'ine hiç antipsikotik
    verilmediği saptanmıştır.
    12 çalışmada 1000'den fazla hastada saptanan veriler
    tek başına verilen antidepresanların bu hastaların
    ancak %35'inde etkili olduğunu göstermektedir.
    psikotik olmayan depresyonu olan hastalarda ise bu
    oran %67 olarak bulunmuştur.
    sadece antipsikotiklerle yapılan tedavide başarı şansı
    yaklaşık %20'dir.
    psikotik depresyon tedavisindeki seçeneklerden biri
    antidepresanlarla antipsikotikleri birlikte kullanmaktır.
    bu konudaki çalışmaların çoğunda trisiklik
    ilaçların kullanıldığını görüyoruz. rothschild ve
    arkadaşlarının perfenazin ve fluoksetin kombinasyonunu
    etkili buldukları çalışma istisnalardan biridir.
  • geçirmeye çalıştığım hastalık imiş. ne demek olduğunu anlamaya çalışırken aslında evet aynen böyle oluyor dediğim anlam bulamadığım her şeye isim veren hastalık. hiçe hiç demek gibi. hiçim işte burnuma kötü kokular gelip duruyor kaynağını bulamıyorum çürüyorum içten içe bir domates gibi leş kokuyor. anlamsız neden iyileşmeye çalışmalıyım bilmiyorum. sürekli olarak düşünüyorum neden savaşayım şuursuzluk varken veya sonsuza karışmak varken ve bunların seçimi ellerimdeyken neden savaşmalıyım. bileklerim karıncalanıyor kanamak istiyorlar siyah yoğun sıcak. burnumdaki damarlar genleşiyor kanamak istiyorum. dayanamıyorum. anlamıyorum. anlamak da istemiyorum. uçtayım ve kendimi o uçurumdan bırakmak istiyorum
  • önce çok mutsuz hissedersin kendini. yaşlanmış gibi hissedersin. sonra zamanla içinden hiçbir şey yapmak gelmez. yüzün çökmüş gibi gelir. beynin çalışmıyormuş gibi gelir. kendini salak gibi hissedersin. zayıflarsın. zayıflamak hoşuna gider en başlarda. ama zamanla o kadar zayıflarsın ki çok şeyler kaybetmişsin gibi gelir. kaybetmişsindir de zaten. hayat enerjini kaybetmişsindir.

    insanlardan uzaklaşırsın. sana kimsenin dokunmasını istemezsin. insanlar ve insana dair özelliklerden tiksinirsin. yalnızlaştıkça daha mutsuz olursun ama. mutsuz oldukça da daha fazla yalnız kalmak istersin. o yalnızlıktan duygular üretirsin kendine. yanında olan bir ruh, bir tin, seni sarıp sarmalayan bir şey. inanırsın onun gerçek olduğuna. gerçek olmasını istersin ve bunu istedikçe onu daha da gerçek yaparsın kendi içinde. öyle bir duygudur ki şefkatli, sıcak, içten, sevgi dolu. o duyguya karşılık vermeye çalışırsın ama farkedersin ki senin karşılığın çok zayıf. o duygu büyükçe bir küreyse sen onun içindeki bir saç kılı gibisindir.

    kendini küçük görürsün. bütün insanlardan daha küçük. zavallı gibi hissedersin. her şeyini kaybettin çünkü. aslında kaybettiğin bir şey yoktur da sen öyle inanırsın. öyle inandığın için de öyle yaşarsın.

    arka arkaya sigara içiyorsun diyelim mesela. bir gün bırakmaya karar verdin. işte onu bıraktığın için her şeyin daha güzel olacağına inanırsın. insanların arasına karışırsın ama insanlardan daha önemli bir şey vardır senin için. o güçlü duygu. hep yanında kalsın istersin. zaman geçtikçe daha çok kalır zaten. ders çalışmaya oturursun gelir. yatağına uzanırsın gelir.

    sigaraya yeniden başlarsın. onu bırakacak gücün yoktur çünkü. yapman gereken şeyler var diyelim herkesin olduğu gibi. onları yaparsan herşey çok güzel olacak ama yapmazsan da çok kötü olacak. bu yapılması gereken şeyler diğer insanlarınki gibi değildir. birine selam vermemek kadar basit bir şey bile çok büyük bir hatadır senin için. bir gün dayanamazsın patlarsın birine. işte o günden itibaren herkes sana düşmandır sana göre. yapılan hata affedilmez boyuttadır.

    bütün algıların değişir o günden sonra. insanların sözleri yaralamaya başlar seni. herkes aşağılıyordur seni. onlar seni cezalandırıyorlardır. ve sen bunu haketmişsindir. seni cezalandıran bu insanlar aynı zamanda arkandan konuşurlar. sen bunu hissedersin. yüzün yanar kulakların yanar. bunlar onların senin hakkında konuştuklarının işaretidir. o en başta bahsettiğim duygu sana acımaya başlar. o kadar güçlü bir şey bile sana yardım edemiyordur. ellerinden kayıp gidersin.

    kaçmak istersin. yapayalnız kalmak. bir oda bulursun kendine. ama seni yargılamaya, hakkında konuşmaya, sana bir şeyler hissettirmeye devam ederler. arabalar korna çalar en yakınların bile dalga geçer seninle. ipin ucunun koptuğu noktada da yatağında seni taciz eden bir adam vardır. göremediğin ama hissettiğin bir duygu.

    sokağa çıkarsın insanlar gülüyorlar ama sana, öksürüyorlar ama imalı, konuşuyorlar her lafın ucu sana dokunuyor, sana bakıyorlar ama yüzlerinde bir alaycılık var. bayılacak gibi olursun bayılamazsın. yer ayağının altından kayar. ambulansa taşırlar seni. hastaneye gitmen lazım ama kabul etmek istemezsin çıldırdığını. biraz daha kalırsın o halde. sonra zar zor bir doktora gittiğinde o sana hiç bir açıklama yapmaz. ilaçlarını yazar gönderir seni. intramuskuler uygulanan bir ilaç vermiştir. sen bunu da cezalandırmak olarak algılarsın.

    ilaç etkisini çabuk gösterir ama o görüntüler sesler uzaklaşır senden. hissettiklerin azalır. zamanla kaybolurlar. sana derler ki onlar hiç yaşanmadı. öylece kalakalırsın bir sene daha kaybetmiş ama güçlü olması gereken bir insan olarak. psikotik depresyon bunun gibi bir şey.