şükela:  tümü | bugün
  • kendisinin siyasi veya din üzerinden yaptığı konuşma hakkında yorum yapmayacağım. herkesin kendi düşüncesi olabilir. bu bir tsk amirali için de geçerli, dağdaki çoban için, üniversitedeki hoca için de geçerlidir. bu düşüncelerin toplumun genel yapısıyla uyuşup, uyuşmadığını da analiz etmeyeceğim, sonuçta herkesin düşüncesi farklı olabilir. anlayış gösterilmelidir.

    ramazan cem gürdeniz'in düşüncelerini, fikirlerini analiz etmememin sebebi gayet belli. bu kişin halka açık bir ortamda, bir televizyon programında veya gazetede düşüncelerini belirtmemiştir. eğer bu şekilde olsa idi, kamuoyunun kendi düşünceleri üzerinden yorum yapma, hatta bazı kişiler için cevap verme hakkı doğabilirdi.

    burada gözlerden kaçan husus önemlidir. kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtları halka açık değil, kardeşiyle yapılmış bir telefon kaydına ait. durum böyle olunca, anayasal bir suç işlenerek, kişinin özlük haklarına, özel hayatına, bilgisi dışında müdahale edildiğini, telefonlarının mahkeme kararı olmadan dinlendiğini görüyoruz. eğer aksi olsaydı, yani bir suç ile ilgili telefonları dinleniyor olsaydı muhtemelen magazinsel diyebileceğimiz ses kayıtları yerine daha başka şeyler dinliyor olurduk, kendisi de muhtemelen yargılanıyor olurdu.

    şimdi iyi dinleyin, ampülcüler! her zaman demokrasi, özgürlük diye nara atarken, sırf akp görüşlerine uzak birisi diye bir insanın açığını bulmaya çalışmak, dahası bulamayıp, "toplumun inançları ile dalga geçiyor" karalamasını yapabilmek için bir insanın paşa olsun, çoban olsun farketmez telefonlarını dinliyorsanız, bunun adı düpedüz faşizmdir.* kaldı ki kitaplardan birer cümle okuyup, hakkında teoriler kurduğunuz demokrasi, özgürlük gibi kavramlarla hiçbir ilgisi yoktur.

    ramazan cem gürdeniz hakkında yapılan bu ses kayıtlarının sızdırılmasının amacı ise bellidir. düşünce yapısından ötürü hükümete zıt olan, kariyeri parlak birisinin bertaraf edilmeye çalışılmasıdır. hükümetin bu kişi ile iyi geçinmesini veya amiralin hükümet ile iyi geçinmesi gibi bir şeyi savunmayacağım. bu demek değildir ki, hükümet kendi istediği subayı atayamaz. zaten türkiye'de kanunlarda bellidir, atamaları hükümet yapıyor. ancak anlamadığım husus şudur: elinde anayasal gücü olan bir hükümetin, istemediği birisini görevden alma yetkisi varken bu tür illegal faaliyetlere girişmesidir. son birkaç senelik süreç içerisinde bu tarz telefon dinlemelerinin, videoların sayısı gittikçe artıyor. bu fişleme ve karalama teknikleri hitler almanya'sında, stalin sscb'sinde, mussolini italya'sında vardı. eskiden türkiye'de de vardı, bunu inkar edemem. ancak türkiye'de bu karalama ve fişleme o kadar çok arttırıldı ki, kendi çevremden biliyorum, cep telefonu ile konuşurken sıradan insanlar bile siyasi görüşlerini, hükümete olan eleştirilerini konuşamaz hale geldiler. türkiye'de demokratik atılımlarını artmasını beklerken, tek parti diktası ile karşılaşmak bu olsa gerek...
  • çok sayıda yerli gemi inşa projesinin yanı sıra, akdeniz kalkanı, karadeniz uyum harekatı, blackseafor harekatları, türk deniz görev gücü gibi stratejik inisiyatiflerin ardındaki esas isim(di).

    milgem'den bahsederken, dışa bağımlılıktan nasıl kurtulunup, nasıl kendi gücümüzü inşa edeceğimizi konuşurken gözlerinin içi parlıyordu. babam yaşında ama benden gençti, benden heyecanlıydı.

    "çakı gibi amiral"dir, ille tanım gerekirse.
  • çok kritik görevlerde olmasına rağmen, fetocu teröristler tarafından üretilen sahte delillerle balyoz davası esnasında görevden alınmıştır.

    o dönem teröristlerin bir numaralı işbirlikçisi olan derinsular'ın yıpratmak için boş geçmediği bir isim olması şaşırtıcı değil. sadece fetocular değil, fetocu teröristlerle işbirliği yapan herkes yargılanacak...
  • muharrem sarıkaya'ya önemli bir röportaj vermiştir.

    gülencilerle mücadele aczi
  • bugün hürriyet'te yayinlanan röportaji mevcut gidisatla ilgili oldukca aydinlatici olan emekli tümgeneral.
  • çelik gemiler demir bahriyeliler kitabının yazarıdır. çok iyi bir denizci çok iyi bir komutan olduğunu biliyordum ama bu kadar güzel yazdığını okuduktan sonra öğrendim. keşke sen deniz kuvvetleri komutanı olsaydın paşam.
  • mustafa kemal atatürk'ün, istanbul'u işgal eden itilaf donanması için geldikleri gibi giderler sözünü söylediği ve tuzla'da çürümeye terk edilmiş vaziyette bulunan 'kartal 2' istimbotu bir grup gönüllünün kurduğu platform sayesinde kurtarıldı.

    tekneyi kurtarmak için harekete geçtiklerini belirten cem gürdeniz , "bu gemi istanbul'da mustafa kemal'in hak ettiği bir yerde sergilenmeli. türk halkı bu gemiyi her gördüğünde 'geldikleri gibi giderler' sözünü hatırlamalıdır. amacımız, 1919 isimli bir atatürk filmi yapacak olan sayın ibrahim benli'nin maddi desteğiyle biran önce eski orijinal şekline getirmektir. daha sonra deniz kuvvetleri komutanlığı'na hibe ederek, inşallah seneye bugün onların uygun göreceği bir yerde sergilenecek şekilde hazır hale getirmek" diye konuştu.

    kaynak