şükela:  tümü | bugün
  • alman matematikçiler von neumann ve morgenstern tarafından geliştirilen kavramlarla ifade edilen risk alma tanımlarıdır.

    buna göre, bireylerin riske karşı yaklaşımlarını, istatiki beklenen değeri bilinen bir kumara karşı tavırlarına göre adlandırabiliriz.

    riskten kaçınan insanlar, bir kumarın beklenen değerine risksiz bir şekilde sahip olmayı, -onlara daha fazla kazanma olasılığını da sunan- o kumarı oynamaya tercih ederler. bir örnek vermek gerekirse, %50 olasılıkla 100 dolar, %50 olasılıkla 300 dolar kazanabilecekleri bir kumarı oynamak yerine, bu kumarın beklenen değeri olan 200 doları risksiz bir şekilde almayı tercih ederler.
    fayda teorisinin jargonuyla, matematiksel olarak ifade etmek gerekirse, u(x) x’ten alınan fayda (x herhangi bir mal, para ya da kumar olabilir) e(k) kumarın beklenen değeri, ise, riskten kaçan insanlar için u(e(k))>e(u(k)) [kumarın “beklenen değerinin”, yani bu değeri risksiz elde etmenin faydası, kumarı oynamaktan beklenen faydadan daha yüksektir].
    bir başka örnekle, %50 olasılıkla 100 dolar kazanacağı, %50 olasılıkla 100 dolar kaybedeceği bir kumarı (beklenen değeri sıfır) mesela yazı-turayı, bu insan grubu oynamamayı tercih edecek, bunu oynamaktansa risksiz bir şekilde küçük bir miktar para kaybetmeyi kabul edebilecektir.

    risk-nötr insan grubu için ise, bir kumarın beklenen değerini risksiz bir şekilde almak ile o kumarı oynamak aynı derecede caziptir. ilk örnekteki kumarı oynamakla 200 doları doğrudan almak arasında onlar için bir fark yoktur. dolayısıyla onlar için u(e(k))=e(u(k)) geçerlidir. 100 dolarlık bir yazı-turaya girmekle girmemek onlar için farketmez.

    risk-sever (kumarbaz) insanlar ise bir kumarın beklenen değerine risksiz sahip olmaktansa o kumarı oynamayı seçerler (yani kumarı oynamaktan beklenen fayda, kumarın beklenen değerini risksiz almanın faydasından daha yüksektir).
    yani: u(e(k))<e(u(k)). bu insanlar, olur mu olur, talih neden gülmesin vb güdülerle olsa gerek, riski seçerler. onlar için sıfır lira almaktansa (yani yazı turayı atmamak), 100 dolarına yazı tura atmak güzel birşeydir. hatta bu güzel birşey olduğu için bunun için bir miktar para ödemeye, ya da mesela kazanırlarsa 100 dolar alacakları, kaybederlerse 110 dolar verecekleri bir yazı-turaya girebilirler.

    insanların genelinin, özellikle önemli konular ve yüksek rakamlar sözkonusu olduğunda riskten kaçan karakterde olduğunu söylemek mümkündür. bu noktada, riskten kaçınan davranışın, mikroiktisatta önemli bir yeri olan azalan marjinal fayda kavramı (bir maldan her ek birime sahip olmanın faydasının, bir öncekinden az olması) ile birebir ilişkili olduğu tespiti ilginç ve önemlidir: insanlar neden riskten kaçarlar? neden durduk yere adil bir yazı tura atmaya kalkışmazlar? çünkü x liralık tutarı kazanmaktan elde edilecek fayda, o x liralık tutarı kaybetmekten elde edilecek zarardan (negatif fayda) daha küçüktür onlar için. 100 dolar kazansam şimdi gayet iyi olur, ama 100 dolar kaybedersem bayağı kötü olur düşüncesi, tam da ikinci (kazanabileceğimiz) 100 doların, elimizdeki (kaybedebileceğimiz) 100 dolardan daha az değerli olduğu anlamına gelmektedir. kumarbaz insanların tercihleri ise burada tam tersinedir. onlar için, ek bir 100 dolar kazanma olasılığı çok çekicidir, elindeki bir 100 doları kaybetmenin zararından üstündür bu çekicilik. yani onlar için artan marjinal fayda sözkonusudur. yani kumarbazlık açgözlülük kavramıyla da eşleştirilebilir.
  • risk oyununu sevme hali.
  • markowitz in mean-varyans teorisinde kullandigi temel yatirimci davranislarindan biri. digeri de riskten kacinma
  • (bkz: risk nedir)
  • finanstaki bütün varsayımlar bu denyoların çoktan doğal seleksiyon ile elenmiş olduğunu umut eder.
  • iddaa ve bahis tahmin sitelerinin birinci tahminlerini değil daha yüksek oranlı ama aynı zamanda daha riskli tahminlerini itekledikleri hedef kitle ! itekleme övgü ile yapılırken risk severlik kavramı kullanılıyor. milletimiz aç tabii böyle övgülere.

    örnekteki kullanımın tercümesi: giren çıkan risk severlere !