şükela:  tümü | bugün
  • sozdizim
  • (bkz: sözdizimi)
  • tümcelerin gramatikal yapısı; dilsel bilimler arasında tümce düzeyinde kullanılan bağıntıların tümü, sözcüklerin tümceler içinde, dilbilgisi ve genel kullanıma uygun olarak düzenlenmesi. semboller arasındaki yapısal ve gramatikal ilişkileri, sembollerin anlam aktarmak amacıyla bir araya getirilme tarzlarını, semboller arasındaki ilişkileri, kullanan öğesiyle, sözcüğün dil-dışı karşılığını hiç hesaba katmadan konu alan semiyotik dalı.
  • dilbilgisinin üç alt alanından biridir. diğer ikisi ise fonetik ve morfoloji'dir.

    (bkz: fonetik)
    (bkz: morfoloji)
  • sentaksta şöyle bir olay var: cümlenin en başına getirilen öğe, söyleyenin aslında en çok neye önem verdiğini gösterir. örneğin; ingilizcede özne başa konur. bu da aslında olaylardan, zamandan, mekandan ziyade kişilere önem verildiğinin işaretidir. türkçe'de de düzgün cümle örnekleri böyledir aslında ama yaşam içerisinde özne başa pek getirilmez. üst üste "ben"le başlayan cümle kuran insanlara da bi tuhaf bakarız hatta.

    mesela enochian dilinde (meleklerin dili olduğu söylenen) "zaman öğesi" başa gelir çünkü onların bakış açısından en önemli şey ne özne, ne de mekandır. onlar için mühim olan şey zamandır. olayın hangi zamanda gerçekleştiği, kişinin hangi zaman içerisinde o hareketi yaptığıdır. bunun nedeni de üst varlıkların; durum veya kişileri değerlendirirken çok daha geniş bir perspektifle değerlendiriyor olmaları olabilir.
  • (bkz: syntax)
  • bir nevi sözcük yapısını ilgilendirir, söz dizimi ile anlam kurma çabası.
  • verdiği buyrukların kaynağı müphem buyurganlik. neye göresi ve niyesi yok, çünkü öyle.
  • ilber ortaylı ve murat bardakçı’ya göre risale-i nur buna en büyük örnektir.