şükela:  tümü | bugün
  • emrah serbes'in halihazırdaki son polisiye romanı. bir yandan belediye, bir yandan katilimiz red kit ankara'yı kazarken, cinayet masasından başkomiser behzat ç. hem kendini, hem de katili bulmaya çalışıyor...
  • emrah serbes'in her temas iz bırakır dan sonraki 2. kitabı. ilki gibi bunu da çok beğendim.
  • bugünkü radikal kitap’ın '2008’de iz bırakan 100 kitap' listesinde yer alan roman.
  • serbes'in polisiyelerinin diğer türdeşlerinden farkı, sadece vaka mağdurları ile değil, polis ile de empati kurdurması sanırım. ama bunu yaparken amacı asla insanların kafasındaki "türk polisi" önyargısını kırmak gibi bir klişe değil. ve bu yüzden birçok yazardan farklı ve birçok insandan daha güzel.
    son hafriyat ise, yine fonda futbol ve ankara sevgisi olan, perde önünde ise kendine red kit diyen bir yetişkin-çocuğun ve konuşmayı bırakmış yaralı bir hayvana benzeyen bakomiser behzat ç ve ekibinin son hafriyat hikayelerinin kesişmesi üzerine kurulu. kitabı kısaca "insana dokunan" olarak tanımlayabilirim. okurken dikkat etmekte fayda olduğunu da eklemeliyim; sık sık gözünüze birşey kaçabilir.
  • okuma zevki diye bir şey var hani. bazı romanlar, iyi romanlar, hikayesinin-meselesinin de ötesinde keyif verir. dilinde, üslubunda, karakterlerinde, diyaloglarında, önemsizmiş gibi görünen detaylarında, hatta tek tek cümlelerinde ayrı ayrı tatlar, lezzetler barındırır. hani okursunuz ve romanın yazarıyla arkadaş olursunuz...son hafriyat öyle bir roman, emrah serbes öyle bir yazar işte.
  • polisiye ve özellikle türk edebiyatındaki polisiye açısından da önemli bir adım, bir aşama olsa gerek. çünkü emrah serbes bu romanla her şeyden önce polisiyenin o dar kalıplarını aşmış, hikayeyi klişelere boğmamış; saçma sapan şaşırtma çabalarına, zorlama oyunlara, manasız zeka gösterilerine girmemiş; romanı "katil kim" bulmacasına indirgeyip karakterleri bu bulmaca içindeki rolünden başka hayatları ve meseleleri olmayan figürlere-kuklalara dönüştürmemiş. sadece merak ve heyecanı körükleyip okuyucuya romanın sonunu hedef göstermekten ziyade, zengin ve renkli bir roman dünyası kurmaya gayret etmiş. bu anlamda, hayatın en ciddi, en gerilimli anlarında bile kendini gösterebilen mizahı yakalamış, çok çok az romanda görülebilecek bir ustalıkla kullanmış. hikaye çoğu polisiyenin aksine diyaloglarda zirve yapmış. mesaj kaygısı tabii ki gütmemiş, ama romanın en hafiflediği yerlerde bile gerçeklikle müthiş kesişme noktaları oluşturmuş. yine polisiyelerde sıklıkla görülen gereksiz detaylara boğulmuş ve olması gerekenden kalın kitaplar yerine, aslında göründüğünden daha kalın, daha dolu bir kitap yazmış. daha çok okunmayı, daha ciddi değerlendirilmeyi hak ediyor kesinlikle.
  • --- spoiler ---

    - iyi misin?
    - saçma sapan konuşma.

    --- spoiler ---
  • çıktığını duyduğum günü hatırlarım (2008'in mayıs ayından bir günmüş) topuklarım kıçıma vura vura, sanki harun'un kovaladığı bir kazma kürek sorumlusu park müdürü gibi gitmiştim dost'a. 4-5 defa okudum, canım sıkıldıkça diyaloglarına göz gezdirdim. hatta işyerimdeki şube arkadaşımla o diyaloglara atıf yapa yapa bir ara ortamlarda harun ve hayalet gibi gezindik. neyse kitabı eleştirmeyeceğim, bugün beyaz cam'a uyarlanacağını (artık kitaplar mı yoksa behzat ç mi bilemiyorum) öğrenince sevinçten delirdim. 2 yıldır sövüyordum zaten hangi yönetmen bunun filmini çekmek istemez diye, neyse diziye de razıyız. gıcık bir okur vardır "yaeeeee kitabın içine etmişler yok abi kitap kalcak senaryo bozuyo siye" onlara şimdiden "saçma sapan konuşmayın" diyor diziyi 5. haftadaki beşiktaşımın feneri küstüreceği derbiden bile daha büyük bir heyecanla bekliyorum.
  • okuyun, okutturun.
    sessiz aci ceken anti-kahraman boyle bi'sey olmali yahu...
    ama fekat...

    --- bayagi bayagi spoiler ---

    ama bu nasil bir son ya. oturdu yine yurege koca bi tas... ama ya!!!!!
    --- bayagi bayagi spoilerdi ---
  • bugün tam 2 saat boyunca 6 kitapçı dolaşıp ''aa elimizde yok, çok satılan bir kitap değil herhalde'' cevabını aldıktan sonra evin önündeki korsan kitapçı amca'da rastladığım kitap.
    rastladım ama gönlüm el vermedi korsanını almaya. yarın bikaç kitapçıya daha bakacam.
    bu kitabın orjinalini okumak istiyorum. parasını helal ede ede.