şükela:  tümü | bugün
  • bir topa vurmanin verdii zevki dorua ulastiran spor..
  • (bkz: atp)
    (bkz: wta)
  • bir fransız ve bir amerikalı, genişçene bir alan bulup iki çubuk çakarlar. ortasına bir ağ gererler. ellerine geniş başlı birer sopa alıp birbirlerine ağın üzerinden top atarlar. oyun sırasında, fransız amerikalıya durmadan "tenez" (fr. tutunuz, yakalayınız gibi...) demektedir. allahın amerikalısı da bu kelimeyi tutup "tenis" diye anlar, ve sözkonusu oyunun adı da öyle kalır.
  • esasiyet seviyesi yüksek bir spor. tekler ve çiftler olmak üzere iki şekilde oynanabilir; sayıya göre de sahanın dei$ik kısımları oyuna dahil edilir. servis atanın üstünlügü söz konusudur, bu yüzden servis kırmak önemlidir. set 6 oyun kazanan ile biter. 5-5 beraberlikte 7 ye uzar. 6-6 da tiebreak'e gider. 3 set alan kazanır (bazen 2)
    anlata anlata bitirilmeyecek bir spordur.
    (bkz: tenisin incelikleri ve kuralları)
  • vucudun her tarafını calıstırdıgı icin cok faydalı bi spor. bacaklarda fazla kaslanmaya yol acıp futbolcu gibi bacaklar kazandırması da mumkun. bu da bir bayanda pek makbul olmayan birseydir, dikkatli olunmalı.
  • masa tenisi kadar zevkli olmayan, daha da fazla guc isteyen, topla oynan raketsiz oynanmayan bir icad...
  • let's play tenis
    with my penis
    dizeleriyle genelde oynamayı ima ettigim spor.
  • yeni başlanıldığında performanca göre 30-45 dakika arasında bileğinize ağrılar sokan, oynamaktan ziyade topları toplamaktan yorulunan, ilerleyen zamanlarda ise; herkesin maça davet ettiği bembeyaz spor.
  • tahminimce sayı saymayı bilmeyen birisinin icad ettiği bir spordur. görünüşünün aksine, bu spor adama manyak enerji harcatır, fazla kiloları verdirir ve form tutturur.
  • epey zevkli bir spor. çok enerji harcanır; eğer antrenman süresi iyi tutturulmazsa el ve ayak bileklerine gereğinden fazla yük biner; bu da, uzunca bir süre bileklerde ağrı ve sızı, sonrasında ise daha güçlü bilekler olarak size geri döner.