şükela:  tümü | bugün
  • yetmissekiz yili baskisina sahip oldugum ve osmanliyla ilgili hazirladigim her odevde kaynak olarak kullandigim cok onemli kitap.
  • niyazi berkes' in çağdaşlaşma karşılığı olarak secularism kelimesini kullandığı eseri. berkes bu kullanımla türkiye' de kilise yapısı olmamasından, laik - ruhban ayrımı olmamasından doğan laikliğin durumu açıklamak için yeterli olmaması sorununu aşabileceğini, aştığını düşünmektedir. (bkz. niyazi berkes, türkiye' de çağdaşlaşma, 10. basım, yky, istanbul, kasım, 2006, s.18,19) geleneğin boyunduruğundan kurtulma şeklinde aldığı secularismle durumu açıklamaya çalışır. bu yaklaşımın sorunluluğu ve durumu ortaya koymadaki yetersizliği cemil meriç tarafından eleştirilmiştir. (cemil meriç, kırk ambar, cilt 2, letçe-t-ül hakayık, iletişim yayınları, 1. baskı, 2006, istanbul, s.50-53.) cemil meriç hem secularism kelimesi ile bu yaklaşımın örtüşmeyeceğinden hem de yaklaşımın özündeki önyargıdan dem vurur.
  • başucu kitabı. herkesin mutlak surette kütüphanesinde bulunması gereken bir kaynak. zaman kısıtlaması olmaksızın sindirerek okunmasında fayda var. lisansta zoraki okutulunca istenen verimin alınamaması bundan olsa gerek. berkes konulara fazlasıyla hakim, ayrıntılar kafa karıştırmaktan ziyade anlatıma zenginlik katıyor. yapı kredi yayınevinden temin edilebilir. kitap arka kapaklarındaki yazılar gibi oldu ama idare ediverin artık. okuyun, okutun.
  • ne zaman kısır günlük siyaset çekişmelerini okumaktan bunalsam, hemen cankurtaran simidi gibi sarıldığım, aslında bugün yaşadığımız arızaların kökenlerinin çok uzun zaman öncelerine yayıldığını ve derinlerde olduğunu akıcı bir dille anlatan niyazi berkes başyapıtı.
  • kitabi yayina hazirlayan ahmet kuyas bir gun kendi dersinde soyle bir seyler soylemisti.

    tarih tekerrurden ibaret degildir ama siyaset tekerrurden ibarettir. bakin 100 yil once 150 yil once neler konusuluyormus. neler talep edilip, nelerin kavgalari veriliyormus ne demek istedigimi anlayacaksiniz.

    o gun de kuyasin asagi yukari nelerden bahsettigini anladigimi dusunmustum ama turkiye'de cagdaslasmayi okuyana kadar bugun uzerine konustugumuz ne kadar politik hamle, yeniden yapilanma cabalari, enkaz devraldik aglamacalari, iktidar vaadi, vs. vs. varsa hepsinin en ince ayrintisina kadar o gunlerin de problemi oldugunu daha yeni yeni anliyorum.

    hukuk, saglik, egitim, basin, militer yapi gibi belli basli aygitlarin bugun surekli siyasilerce sifirlanarak yeniden sistem uretimine girmeleri taa 150 yillik bir "yapamama" geleneginin torunlariymis aslinda.

    bu kitap iste hic birsey anlatmiyorsa sadece bunu anlattigi icin bile cok cok onemlidir.
  • kafamda bissürü bissürü ampul yakmış, türk modernleşmesi hakkında kafa yormaya meraklı herkesin okuması gereken niyazi berkes kitabı

    "değer ölçüleri olmayan hiçbir toplum yoktur. ancak bazı değerler zamanın gereklerine göre değişeceğine, zamanla katılaşma, kireçleşme eğilimi gösterirler. bu bize üç şey anlatır: toplumun bireylerini birbirlerine kenetleyen çok güçlü bir birlik vardır; kişiler değişmez kurallara uyarak yaşamayı çok rahat ve kolay bulurlar; yaşamları, yalanan kişilerin damarlarının sertleşmesi gibi katılaşmıştır. ...

    bir toplumda en yüksek sayılan değerler, özellikle böyle zamanlarda, dinsel değerler kılığına girmeye de eğilimlidirler. din geleneğin en son sığınağı, en son savunma kalesidir. ...

    bu söylediğimiz elimden ötürüdür ki, bir toplumda değişme zorunlulukları ortaya çıkınca, bilerek bilmeyerek ya da isteyerek istemeyerek çağdaşlaşmaya doğru bir yönelim başlayınca, o zamana dek açıkça din şemsiyesinin altına girmemiş birçok kişiler değişme yağmuru karşısında bu şemsiyenin altında toplanmaya başlar. ... demek ki çağdaşlaşma ile dinselleşme birbiriyle aşağı yukarı çağdaştırlar. dinselleşme, çağdaşlaşmaya karşı kaplumbağanın kabuğuna çekilmesi gibi bir korunma çabasıdır."*
  • "dinselleşme, çağdaşlaşmaya karşı kaplumbağanın kabuğuna çekilmesi gibi bir korunma çabasıdır." (s.20, 21.baskı, yky)
    her toplumun kendi değer yargıları vardır. bir şekilde bunların alelacele başka değişle tepeden inme bir biçimde meydana gelmesi değerler noktasında boşluk hasıl olacaktır. doğa boşluk kabul etmeyeceği gibi bunun telafisinde atatürk heykelleri ve bunun uzantısında meydana gelenleri bu boşluğu doldurma gayretleri olarak değerlendirebilir miyiz? ezra pound idi sanırım ne demişti? geleneği yıkmak istiyorum. niçin? geleneğin yerine geçmek için.