şükela:  tümü | bugün
  • ilk ve net tanınım şu şekildedir: itin tekidir.

    bu tanım ile mutmain olduysanız okumaya devam etmeyin! (böyle de tripli bi ekol vardir. sırf okuyucu merak etsin diye)

    genişce olan tanıma gelecek olursak;

    aslında tam tamlama söyle olmalıydı : "not tehdidi ile kendi yazdigi kitabi öğrenciye zorla satin aldiran hoca". lakin, sözlükteki 50 karakter sınırı malum.

    cok hırslanmışım zamanında bunlara be sözlük! hırslanıp hırslanıp gene paşa paşa gidip, paşa paşa almışımdır o kitapları. saymadım onca sene kaç lavuğun beş para etmez pespaye metinlerinin ciltli hallerine kaç defa para bastığımı. ama bu esnada cok sıkı tesbitlerim, istatistik verisi degerinde edinimlerim oldu. soyle ki:

    bu kitaplari zorla aldiran hocalar hep nedense erkekti. en azindan bana denk gelenler. kızmayın. genellemiyorum. bakın benim babam da erkekti. ama böyle de bir hakikat var arkadas! ve benim kalbim temiz. artik eve ekmek getirme derdi mi dersiniz, ego okşaması mı bilemem. lakin bu satin aldirma cehdi hep beylerde zuhur etti benim kişisel hayatımda. boyle şeylerden utanma duygularını, "entropınır" ruhlarına feda ediyorlar olsa gerek.

    ikinci gözlemim; bu kitaplar hep kenardaki ve de köşedeki yayinevlerinden çıkar. zaten yayinevleri de bunlari basmaya ancak ve ancak 'nasil olsa hocanin ogrencileri alir bi 500 tane' diye hesap ettikleri icin basar.

    bu kitapların pek coğunluğu derlemedir. hayır. apartma falan degil. derlerme. daha cok modifiye araba gibidir.

    bu kitaplarin coğuna ders konusuna ilginiz olsa dahi rafta iken dönüp bakmazsiniz.

    böyle bir hareketi "kafa hoca"lar asla yapmaz. iyi yazar olan hocalar da yapmaz.

    böyle hocaların genelde maksimum 3 kitabı vardir. cok kitabı olanlar boyle bi hale tevessül etmiyorlar. nedense!

    böyle hocalar, öğrencinin butcesini hic dusunmez. lisans ogrencisine de ayni seyi yapar, yuksek lisansdakine de. öğrencinin okuma zevki gelişmiş-gelişmemiş umursamaz.

    ya işte..

    ve şimdi de 2 örnekle pekiştrelim;

    - bir tanesi kitabın bilmem kacinci sayfasina imza atiyordu ki biz o kitabi ertesi sene baskasina veremeyelim.

    -bir diğeri ise, ögrencileri tek tek odasina çağırıp yoklama yapar gibi hangileri aldigini sorup + yahut - işareti eklerdi listedeki öğrenci isminin sonuna.

    gelelim bu entrinin sebeb-i hikmetine. internet dediğimiz ağ bazen böyle şeylere de yaramali. biz yandık lakin genç nesiller yanmamalı. gelecek zamanlarda kitabını zorla satın aldıran bir hocanız olursa eger 'fake' bir mail adresi ile bu entri numerosunu linkleyip okuturlar belki mustakbel suserler, ogrenciler. altına da not düşer: "sen murat belge oldun da biz mi okumadık seni hoca!" bu igrenc tavir da toplumun gecen yuzyilda kurtuldugu patalojik hareketler listesine girer.

    imza: deontolog ve de didaktik tavırla yarasını onarmaya çalışan öğrenci.
  • yazlığını yaptırmak ya da tatile çıkmak için öğrenciyi geçirmeyip, yaz okuluna gelmeye zorlayan hocayla kanka olan hocadır.
    kol kola girip pis pis gülerler bunlar.
  • en büyük dayatma yöntemi open book sınav yapmasıdır.
  • (bkz: tayyar arı)
  • bu hocalar ilk derste kitabın reklamını yapar ve "arkadaşlar dersi bu kitaptan takip edeceksiniz ve sınavı bu kitaptan yapacağım" der. müteakiben kitabı bulabileceğiniz kitapevlerini sayar.
  • yurdumuzda bol miktarda bulunan hoca çeşididir.
  • yumuşatmaya gerek yok; adi insanlardır.
  • hatta bazıları yan odadaki asistanına sattırır kitabını
  • öğrencilerinin derste sorduğu soruya "cevabı kitabımda yazıyor" diye cevap verecek kadar alçalanlar da bunlar arasındadır.
    hiç uzatmaya gerek yok, 5 para etmezler.
  • ilgili kitapta yer alan metinlerin bir kısmı tırnak içinde google'da aratıldığında orijinal metne ve kitaba ulaşılabilir.