şükela:  tümü | bugün
  • "bir manzarayı sözcüklerle betimlemenin mümkün olmadığı gerçeğini tüm zalimliğiyle kabul etmemiz gerekir. mümkün olsa bile zahmete değmez. ayrıca kendi kendime, dağın kendini nasıl adlandırdığını bilmezken, acaba dağ sözcüğünü yazma zahmetine değer mi diye sormadan da edemiyorum.....gerçekliğe en büyük saygısızlık, kendisi yani gerçekliktir, ne olursa olsun bir manzarayı tasvir etme gibi yararsız bir işe kalkıştığımızda edilen saygısızlıktır çünkü bunu kendimize ait olmayan, hiçbir zaman bize ait olmamış sözcüklerle yapmamız gerekir, bizim kullanma sıramız gelene kadar milyonlarca sayfada ve ağızda dolaşmış, böyle elden ele geçmekten ve hepsinde yaşamsal özünün birazını bırakmaktan yorgun, tükenmiş sözcükler..."
  • jose saramago' ya yeni başlamak isteyenler için ilk tercih edilen kitap olmamalı. kendimden örnek verecek olursam caim (kabil) ve o evangelho segundo jesus cristo (isa' ya göre incil) kitabından sonra bu kitabını okudum. o evangelho segundo jesus cristo kitabında dalga geçtiği dini konuların birkaçına bu kitapta da değinmiş. isa temalı kitabını önceden okuduğum için dini göndermeler yaptığı zaman kafamda canlandığından dönüp bir yerlere bakmama, araştırmama gerek kalmadı. yazım kurallarının kendine has olduğunu biliyoruz jose abinin. ilk kitabını okumadan önce zorlanacağımı düşünmüştüm ama rahat rahat okunuyor, hiç öyle kim ne dedi, öteki ne cevap verdi karmaşası yaşamadım.

    konusu fil süleyman ve bakıcısı subhro' nun lizbon' dan viyana' ya yolculuğu olsa da, asıl olayın dönemin sosyal hayatı üzerinden günümüze yapılan göndermeler, yolculuk sırasında insanların düşünceleri, sosyal ilişkileri, menfaat odaklı davranışları ve iç hesaplaşmaları olduğunu fark ediyoruz. jose okuduğunuz kitapla asla sizi baş başa bırakmaz. yanınızdadır, hikayenin ortasında çıkıp açıklamalar yapar. iki jose vardır. kitabı yazan jose, yazdığı kitabı sizin yanınıza oturup beraber okuduğunuz jose.

    çevirmen: pınar savaş.

    jose saramago' nun kırmızı kedi yayınları tarafından dilimize çevrilen kitaplarında " bu kitapta, yazarın kendine özgü yazım şekline sadık kalınmıştır. " yazısı vardır.

    kırmızı kedi yayınları, 9. basımda çevirmenin notu kısmında pınar savaş şöyle der: " metinde yarım bırakılmış ya da virgüllerle birbirine eklenmiş uzun cümleler, bazen aynı cümle içinde bile değişen yüklem zamanları yine yazarın tercihidir. " yazarın üslubuna elinden geldiğince sadık kalmaya çalıştığını da belirtir.

    --- spoiler ---

    " bizi biz yapan hep kusurlarımız, iyi niteliklerimiz değil. " der mübarek.
    --- spoiler ---

    https://olayufku.net/
  • saramago külliyatını tamamlamaya ant içmiş okurlar dışında kimseye önermeyeceğim bir kitap.
    merak edenler için;
    https://www.instagram.com/…ag0h/?taken-by=bookogina
  • okuduğum 2. saramago eseri. körlük'ten sonra görmek'i okurum herhalde demiştim ama yanyana duran saramago kitapları arasında elim daha önce filin yolculuğu'na gitti.

    herhalde filin yolculuğu'nu daha önce okusaydım saramago hakkında edindiğim izlenim son derece olumsuz olurdu ve başka bir kitabını okumaya yeltenmeye çekinirdim. hatta buna isim koyuyorum, ahanda, fil etkisi: bir yazarın tesadüfen olmayacak bir kitabını okuduktan sonra başka bir kitabını okumama kararını almak ama bunun yanlış bir karar olduğunu bilmemek.

    gelgelelim tezcanlılığımın bir yanetkisi olarak henüz kitabın 100. sayfalarındayken bir yandan savaş sanatı'nı okumaya başladım. buna ek olarak da son 1 haftadır game of thrones'u baştan izliyorum. bu 3'ü benim için şahane bir kombo oldu. savaş sanatı hem filin yolculuğu'ndaki olay ve ilişkilere bakışımı hem de got'u izleyişimi değiştirdi (bu noktada, biri bana savaş sanatı'nın nasıl 80 ve 240 sayfalık çevirileri olabildiğini açıklasa pek memnun olurum ama bu başka bir entry'nin konusu).

    işin özeti, halihazırda sağlam bir saramagosever değilseniz veya kendisinin yazım/anlatım tarzına alışık değilseniz kendisini okumaya bir başka kitapla başlamanızı naçizane olarak tavsiye ederim. şahsen ben 3-5 kitap sonra geri dönüp tekrar okumayı düşünüyorum, aksi halde kitabı tam olarak anladığım ve özümsediğimi iddia edemeyeceğim.