• kumbaraya tumbaya
    kumbaraya tumbayara
    tente yare be kera
    ....

    (bkz: kera)
  • şarkı sözü ezberleme özürlü olan ve şarkıları sallayarak söylemeye çalışan ev arkadaşımın çok seveceğini düşündüğüm şarkı.
  • tayyeab' e göre almanca değildir.
  • bugünkü konuşmasında başbakanın da değindiği konu. kendisi aşkın dilinin olmadığını döylüyor. ben bu konuda başbakana katılamıyorum.
  • aşkın dili yoktur. ingilizce vardır. veya sevilen kişinin anadili hangisisiyse o vardır. misal ben ukraynalı bir kızla tanışsam ya onun dilini öğreneceğim ya o benim dilimi öğrenecek ya da ortak yol ingilizce konuşacağız. gözlerimizle çocuk yapıp onu büyütüp mutlu mesut yaşayabilen varsa berigelsin
  • aşk, dilsiz, kör ve sağırdır. zaten öyle olduğu için adı aşktır.
  • fransızca için derler bunu, ama daha çok yunancadır. haris alexioudan böyle öğrendik biz.
  • varsa eğer aşk diye bir şey dili dokunmaktır olsa olsa. dilsiz aşk, aşk olur mu peki? bak onu zaten hiç bilemedim.
  • "birbirimize yeni isimler verecegiz
    sonra onların hepsini birbirimizden geri alacagız
    kupe cıkarır gibi.."

    her asık oldugunda aynı hissiyatlar yasanır. bende yasanıyor en azından. onu en mutlu ben etmeliyim. en cok ben sevmeliyim. en guzel dizelerimi ona yazmalıyım. yasadıgı en harika surprizler benim eserim olmalı. bir isme bin anlam yukledigimde ona seslenmeliyim. hayatında hic asık olmamıs ve hic kalbi kırılmamıs gibi onu sevmeliyim....
    oysa sahi kac hikayeye inandın boyle? kac hikaye icin carptı yuregin? kac kez boyundan buyuk laflar soyledin? neler neler icin carpmıyor bir yurek, iyi bilirsin.. umutsuzluk koy masaya usta, aska inanmayıs koy, askın icinin bosaltılısını koy. koy babam koy.

    bilemiyorum. belki bob marley haklı. fazla kasıyoruz. fazla istiyoruz her sey dort dortkluk olsun. oysa onun ilk sevdigi degilsin, son sevdigi de muhtemelen olamayacaksın. ama beraber mutluysanız sadece tadını cıkarsan ya..
    sonra birden gozleri dusuyor usuma. kolları kavrıyor belimi. mutlu ya da huzunlu amma illa ki anlam yuklu ve rolsuz, truksuz, icten bakıyor yuzu bana.. iste o zaman benim yeniden buyuk buyuk laflar edesim geliyor.. hic sevmemis, hic kalbim kırılmamıs gibi sevesim...

    aşkın dili kalbinden gecen, onunla yorulan ve ikinize ozel sıfırdan yarattıgınızdır.
    for me formidable da der ya aznavour:
    "you are the one for me formidable
    you are my love veritable
    ı would like to write it to you in the language of shakespeare one day"
    illa hakkıyle sevmek icin shakaspeare mi olmamız lazım? en dogru ve fiyakalı sozcukleri mi secmek lazım ona layık olmak icin?
    sozcukler diyorum bayım ne kadar da eskitildiler.. ne kadar da dogru sahiplerini ararken yolda ici bosaltılıp da geldiler..

    o zaman ben de bir sairden yazayım ona:
    "ben seni cok yanılmıs kaplerin saglamlıgıyla sevdim
    bu yuzden eminligim sevgimizden...."
  • aşkın dili yoktur, aşkın kalbi vardır. bazen sadece atar, bazen hızlı atar, bazen sıkışır, bazen durur. bundan ibarettir aşk.