şükela:  tümü | bugün
  • basketbol ve baseball fanatiği iki gencin, ikisinin toplarını model alarak kendi aralarında ayrı bi top ve ayrı bi kurallar zinciri kurgulayarak eğlenmelerinden sonra bu oyunun amarka'yı felç etmesi. nba'den falan daha fazla seyirci çekmesi plot konusu etrafında bi david zucker filmi... dakikada bir olmasa bile en azından 4-5 dakikada bi espri mantığına dayalı bi film... özellikle "pon pon kızlar" bölümleri şahika... güldüm evet, izlerken güldüm; gülmeyi bırak yasmine bleeth'in göüslerini gördüm... bi filmden başka ne bekleyebilirsiniz ki...
  • soundtracki reel big fish, smashmouth ve cherry poppin daddies iceren, izlerken yasam destek unitesine baglanilan sahane film.
  • south park ın yaratıcıları olan trey parker ve matt stone un oynadıgı manasız olmasına ragmen izlemesi cok zevkli film. filmde gülmekten olebileceginiz gibi bir cok guzel abla da görebilirsiniz.
    (bkz: yasmine bleeth)
    (bkz: jenny mccarthy)
  • bu film birçoğumuzun kurduğu bir hayalin manyetik ortama aktarılmış, komikleştirilmiş halidir.

    david zucker arkadaşlarıyla oynadığı hem dalga geçme hemde yorulmadan eğlenme amaçlı bir spor geliştirir. spor anahatlarıyla baseball mantığına uyar yani base'ler birde top atıcılar vardır. fakat durum şu şekilde farklılarşır. basket attıkça oyuncu base değiştirmektedir. baseballdaki gibi üç kere atış kaçıran oyuncu, oyun dışı kalırken basket atan oyuncu bir sonraki basee geçer. dördüncü basede de basket atan oyuncu sayı almış olur. atıcı basket atmaya çalışırken karşı takım defans yapmaktadır. defans tabiki futbol defansı gibi değil atıcıyı rahatsız etme şeklindedir. oyuncunun dengesini bozmak atışını engellemek yasak, fakat garip sesler çıkartmak, korkutmak, güldürmek ve uzun hikayelerle uyutmak serbesttir. küfür etmek tam bir kural ihlalidir. özellikle gay şakaları yasaktır. tabiki oyun atmasyon olduğu için "yok efenim top şuraya çarptı üç sayı" , "buradan bilmemne geldi 5 sayı" gibi kurallarıda mevcuttur. oynanması zevkli olabilir.

    ayrıca bir detay daha: filmin sonundaki final maçında trey parker kuvvetli bir atıvcıya karşı eric cartman taklidi yaparak savunma yapar. filmi izleyenler yarılır.
  • (remer: matt stone) (coop: trey parker) (squeak: scolari, ufak tefek herif)
    remer: you're bed is over here. (bir kopek yatagini gosterir)
    squeak: dude, that is so fuckin' weak! how am i supposed to get a chick in that?
    coop: oh, don't worry, dude. you couldn't get a chick if you had a hundred dollar bill hanging out of your zipper.
    squeak: yeah i could.
    remer: no. dude, you're a little bitch!
    squeak: i am not! i don't even know why i hang out with you guys, anyway.
    coop: 'cause you're a piece of shit.
    squeak: i am not a piece of shit!
    remer: yeah, but you're a little bitch.
    squeak: goddammit! i swear if you guys rip on me 13 or 14 more times... i'm outta here!
  • filmde reel big fish gözüküyo aralarda..çok tatlilar özellikle scott klopfenstein.
  • güzel ve son derece komik bir film... özellikle sayı atmaya çalışanlara karşı uygulanan psikolojik savunma mükemmel bir buluş...

    --- spoiler ---
    savunma yapan kişi sayı atmaya çalışan adama bir dakika der ve tişörtünün üstüne giydiği yeleğin sol tarafını açar tişörtünde kendi resmi vardır ve çıplaktır resmin kapalı olan kısmında bir kadın vardır..

    - *aa bu sensin
    - *evet benim (bu sırada yeleğin diğer kısmını açar ve )
    - bak bu da karın der

    bu esnada sayıyı atacak adam sinirlenir ve topu savunmayı yapan adamın üstüne atar... evet savunma başarılı olmuştur
    --- spoiler ---
  • en süper şaşırtma numarası kesinlikle coop'un bir sirk müziği eşilinde önce bir elinin parmağını, sonra bahçe makasını gösterip, sakin sakin parmağını koparır gibi yaptığı sahnedir, kanlar fışkırırken biz de fışkırdık koltuktan.
  • tam bir pazar günü filmi, inanılmaz eğlenceli. bir çoğumuzun hayallerini gerçekleştirmiştir gerçekten de. suratta kocaman bir gülümseme bırakır.
  • trey parker ve matt stone kendi oynadıkları bu filme, kendi yaratıları olan south park'ın the passion of the jew bölümünde giydirirler.

    stan ve kenny son derece boktan buldukları the passion of the christ filmine verdikleri parayı geri almak için mel gibson'ı aramaya koyulacaklardır. bundan hemen önce stan ile kenny arasında şöyle bir diyalog geçer:

    stan:come on, kenny, we're going to malibu!
    kenny: (malibu? but how?)
    stan: we'll take the bus! look, this isn't about the eighteen dollars ticket money anymore. this is about being able to hold bad filmmakers responsible! this is just like when we got our money back for baseketball!