hesabın var mı? giriş yap

  • vücut geliştirmeciler için en kolayı shake olarak tüketmektir. bir blender'ın içine:

    . 300-400 ml süt,
    . 2-3 çay bardağı kadar yulaf,
    . biraz ceviz, fındık,
    . 1 adet muz,
    . varsa 1 ölçek protein tozu

    bunları blenderda 1 dakika kadar karıştırıp afiyetle içebilirsiniz. yulaf falan kalmıyor zaten ortada.

  • ben şahsen ölmekte olan bir insanın ruh halinde hissediyorum artık bu ülkede kendimi ve eminim benim gibi düşünen insanlar da aynen öyle hissediyor.

    nefes almakta zorlanıyoruz, hiçbir şey yapmak gelmiyor içimizden. geçmiş günleri hayal edip bir an umutlanıyoruz fakat o günlerin gelmeyeceğini anladığımız her an tekrar ölüm doşeğinde buluyoruz kendimizi.

    bizi bu durumdan kurtaracak bir devacı bekliyoruz sürekli ama biliyoruz ki yok artık bu derdimize bir deva.

    bizler öldük artık, yerimize gelenlerse yaşadıklarını sanacaklar ne yazık onlara. çocukları evlenecek onbirinde onikisinde, kocaları alacak ikinciyi, üçüncüyü. yöneticileri soyup soğana çevirecek hepsini, değer verdikleri hiçbir şey kalmayacak ellerinde eninde sonunda.

    ve biz diyeceğiz ki ölüm döşeğinde bile; iyi ki yaşamışız o mutlu günleri, en mutlu günlerimiz olduğunun farkında olmasak bile...

    edit: öncelikle maçı izlemediğimi söylemeliyim, mevzuyu sözlükte gördüm ve yazdım yazıyı. benden önce bir ya da iki entry vardı ancak ne hikmetse yok oldular ve başlık bana kaldı, bu yüzden başlık ve yazı uyumsuz gibi oldu.

    alttaki entrylerin büyük kısmını okudum ve bir kez daha akp kafasının nasıl çalıştığına şahit oldum. elbette kimse kimsenin giyim kuşam tercihlerine, hayat tarzına karışamaz, bir defa bu en çok bizlerin savunduğu insan haklarına ters. yıllarca ve bugün daha da fazla modern giyinen insanları dinen aforoz edenler sizler olsanız bile kendiniz için de olsa iki de bir insan haklarından bahsediyor olmanız da ayrıca takdire şayan.

    pedagojik olarak inanılmaz sorunlu da olsa keşke mesele sadece küçücük kız çocuklarına türban taktırmak olsa. asıl mesele, yöneticilerin aslında senin inancının bir parçası olan türbanı ve diğer dini argümanları kullanarak her türlü pisliği yaparlerken senin buna alet oluyor olman. seni yöneten hiç kimsenin derdi türban değilken senin çocuğuna türban takabildiğin için duyduğun mutluluk sayesinde, sen asgari ücretinle öbür ayı zor getirirken o adamların milyon dolarları kutulaması sevgili kardeşim.

    yine de yazarların büyük çoğunluğunun durumun farkında olması sevindirici. hepimiz görüyoruz ki toplumda önemli bir daralma var ve eninde sonunda bir yerde patlak verecek umudu taşıyoruz az da olsa.

  • psykhe, miletos kralının kızıdır, hatta kralın üç kızının en güzelidir, ki bu güzellik yüzünden tanrıça aphroditenin gazabına uğrayacaktır. psykhenin eşsiz emsalsiz güzelliği, ölümlülerin aphroditenin bir sureti sanarak* ona tapmaya başlamalarına neden olmuştur, bu da aşk ve güzellik tanrıçasının pek hoşuna gitmemiştir. hırsından deliye dönen aphrodite, psykhenin ailesine kızlarını tek başına bir dağa bırakmalarını buyurur ve oğlu erostan, kendisine saygı duymadığına inandığı bu kızı çok çirkin bir ejdere aşık etmesini ister. (bu arada, bir başka anlatımda, psykhe oldukça kendini beğenmiş ve güzelliğine mağrur, kimseleri beğenmeyen bir kızdır, hatta aphrodite'ye kendisi meydan okuyacaktır ve eros annesine jest yapmak için bu kibirli kızı çok çirkin bir deve aşık etmek isteyecek ama yanlışlıkla kendisini vuracaktır.) eros, annesinin emrettiği gibi psykheyi bulur, ama yayını gererken kızın güzelliğine vurulur ve oku hedefini şaşırarak, prensesin kalbi yerine kendininkini bulur. böylece, annesinin emrine karşı gelerek, kızı gizlice bir saraya yerleştirir ve geceleri yanına gelmeye başlar, tek şartı, bilindiği üzere, psykhenin kendisini görmek için hiçbir girişimde bulunmamasıdır. masalın burası, çeşitli kitaplarda farklılıklar gösterir, bir rivayete göre, kendisini gizlice görmeye gelen kızkardeşleri ikisinin arasına fitne sokar ve erosun aslında çok çirkin bir gulyabani olduğunu, bu yüzden kendini kimselere göstermediğini söylerler, bir diğer anlatımda ise, erosun, dokunuşuna çok güzel gelen yüz hatlarını psykhe hiçbir etki olmadan sırf kendisi merak eder. neyse, bir gece erosla birlikte olduktan sonra, psykhe usulca kalkar ve içi yağ dolu kandili alarak eşine bakar. çirkin bir adam görme korkusuyla yatağına tuttuğu ışık, erosun nurlar içinde parıldayan güzeller güzeli suretini aydınlatır... kocasının sırf yakışıklı değil, aynı zamanda bir tanrı olduğunu anlayan psykhenin eller titrer, ve bu yüzden kandilden erosun omzuna kızgın yağ damlar. sıçrayarak uyanan eros, prensesin yaptığını anlar ve kırgın bir şekilde sarayı terk eder. psykhe acıya dayanamayarak kendini bir nehre atar, ama dalgalar güzelliğine kıyamaz ve onu kıyıya geri bırakırlar. o günden sonra, psykhe, yani ruh, erosu, yani aşkı bulmak için bütün dünyayı dolaşmaya başlar. sonunda gururunu da çiğneyerek tanrıça aphroditenin kapısını çalar, aşk tanrıçası sürekli başına bela olup duran bu kızın üzerine atılarak önce bir güzel dövüp parçalar, ona "can sıkıntısı" ve "hüzün"ü arkadaş olarak verip bir sürü tatsız işe koşar. psykhe gık demeden hepsine katlanır. sonunda eros onun kendisine olan bağlılığını anlar ve zeusa giderek sevgilisini kurtarıp ölümsüz yapması için yalvarır. zeus bunları kabul eder ve bütün olymposun katıldığı, ilham perilerinin güzel kokular saçarak dans ettikleri bir düğünle ikisini evlendirir.
    masalın başka bir versiyonunda ise, eros aşk sarayını terk ettikten sonra, ikisi de bir süre korkunç bir aşk acısıyla kıvranırlar, sonunda aphroditenin ana yüreği baskın çıkar ve oğlunun sevdiği bu kıza acıyarak bazı görevleri yerine getirmesi karşısında onu affedeceğini söyler. perilerin yardımıyla bu görevlerin üstesinden gelen psykhe sonunda aşkına kavuşur.

    bu güzel öykü, aynı zamanda pek çok simgesel anlamla yüklüdür, ama azra erhatın belirttiği üzere, genel teması şudur: sevgi ile ruh birbirinden ayrılmaz, ama bu birlik br çok engeli korkusuzca aşmak ve düşmanları alt etmekle gerçekleşir.

  • boşa giden bir ömür..
    bir de valiye teslim etmiş..
    senelerce yurtdışında kal para biriktir, vizyonun amacın "camiye yardım" olarak son bulsun..

    şimdi "passat mı çekeyim yanlarına" diyen tipler, 11 milyar tl bütçeye sahip dallamalar, senin paranı nasıl iç edecek onu izle.
    (bkz: gerçek zaytung haberleri)

  • hızlıresim - imgur

    biletlerin iki tanesi yeğenlerim için.

    yaşları 5 ve 7.

    çocuk filmine geldik. (göbeklitepe bilmem ne)

    ödediğimiz para budur.

    şimdi serbest piyasa şudur budur diyerek kabahati bana atacaksınız biliyorum.

    evet haklısınız.

    ama pişmanım.

    bir daha asla.

    diyeceklerim bu kadar iyi günler.

    ek: yemek ve yol masraflarıyla birlikte 400 liraya dayandık. kızlar kanada'dan ziyarete gelmişlerdi. o yüzden kıramadım. bayağıdır dışarı çıkmıyordum. benim için de bir değişiklik olur diye düşünmüştüm... oldu.

  • en son bir kaç gün önce sipariş verdiğim sitenin kapanışı. trendyol ve markafoni gibi sitelerin başlangıçları oldukça iyiydi. çünkü gerçekten de 3 günlük bir sürede sergilenen ürünlerin satılması gibi bir kriter vardı ve fiyatlar bana göre görece daha makuldü. son 1-2 senedir ise 3-10 günlük alışveriş süreleri, sürekli aynı markaların ürünleri gibi durumlar bende artık bu sitelerin pek bir avantajı kalmadı algısı yaratmıştı. bu nedenle kapanma kararına şaşırmadım. eğer arzı bu kadar geniş tutarsan talep azalır ormaldir. yapmaları gereken şuydu. satılacak markalar ile anlaşma yaparak benzer sitelere nazaran en az %20 lik bir avantaj sağlamak ve arzı mümkün olduğunca sıkı tutarak talebi hep canlı tutmak. ama kısa vadeli çok para kazanma hırsına yenik düştüler, geçmiş olsun.

  • karanlık değil tam tersine aydınlık dönemdir çünkü hiçbir pizzacıda, pizza yerken yanında çay içemezsin.

  • tartışmanın en güzel anında gözlerimi hafifçe kaçırarak "üz anneni üz" repliğiyle ortamda vicdan bombası patlatmayı hedefliyorum. sırf bunun için bile onlarca kilo alıp doğurabilirim.

  • carrefour kasa kuyruğu.. ilay(3,5) arabada oturmakta, karnı aç, uykusu gelmiş ve canı sıkılmış... arka sıradaki adam en rutkay aziz tonlaması ile muhabbete girmeye çalışır...

    adam: merhaba küçük hanım, nasılsınız?
    ilay: ???
    adam: adınız nedir?
    ilay: ilay...
    adam: ooo ne kadar enteresan bir isim bu böyle, tanışmaktan onur duydum.
    ilay: sen neden böyle konuşuyorsun?
    adam: nasıl konuşuyorum?
    ilay: böyle saçma sapan bir sesle!