hesabın var mı? giriş yap

  • hollandalıları bugün oldukları millet yapan birçok etmen var. bunlardan en önemlisi de 17.yy'da avrupa çapında tanınmaya başlanan güvenilir finans sistemleridir.

    kurdukları "voc", "wic" gibi şirketlerin hisselerini satmış, büyük finansörlerden krediler çekmiş, elde ettikleri gelirlerle gemiler inşa etmiş, bunlarla da güneydoğu asya'ya, kuzey amerika'ya seyahatler gerçekleştirmişlerdir. buralarda yer yer ticaret, yer yer de sömürgeci faaliyetlerde bulunmuşlar, yeni ticaret yolları geliştirmiş veya var olanları perçinlemişlerdir. bu sebeptendir ki rotterdam hala daha dünya'nın en önemli limanlarından ve aktarma merkezlerinden biridir. (hatta hollandalıların bu "aktarma merkezi olma" sıfat ve tecrübeleri, havacılık devrimleri gerçekleşip de havayolu yolcu taşımacılığı ortaya çıktığında kendilerini bu alanda da güvenilir kılmış, bugün schiphol havalimanı'nı dünya'nın en büyük aktarma merkezlerinden biri yapmıştır. yani çok büyük havalimanları yapmadan önce bu havalimanlarının neden yapıldığının altını uluslararası arenada iyi doldurmak gerekir. neyse efendim, konuya dönelim.)

    bu şirketlerden biri olan wic (dutch west indies company) atlantik'te yağmaladığı birçok yerden biri olan hudson nehri'ndeki ticaretini kolaylaştırmak için bir ada satın aldı ve buraya "new amsterdam" adında bir koloni kurdu. fakat bu bölgeden çıkar sağlamak isteyen ingilizler ve yerini yurdunu koruma telaşındaki kızılderililerle mücadele etmek zorunda kaldı. "wic" bu mücadeleler sırasında koloninin güvenliğini sağlamak için ingilizler ve kızılderililerle aralarına bir "duvar" inşa etti. eskiden o duvarın bulunduğu yerden, bugün dünyanın en ünlü caddelerinden biri geçer: wall street.*

    takvimler 1664'ü gösterdiğinde ise bölgedeki ingiliz ve flemenk delegeler, bugünün manhattan'ına tekabül eden new amsterdam'ı ingilizlerin alması; karşılığında da ingilizlerin bugünkü surinam'ı ve değerli spice adaları üstünde büyük bir kontrol kabiliyeti kazandıracak run adaları'nı hollandalılara terk etmeleri konusunda anlaştılar*. daha sonra ingilizler bu bölgenin adını new york olarak değiştirdi.

    anlattığımız şeyleri işe yarar bir kıvama sokalım; hollandalılar bundan sonra ne yaptılar?

    güneydoğu asya'dan, atlantik kıyılarından birçok bölgeyi sömürdüler; kurdukları şirketler silahlı kuruluşlardı, bunlarla birçok ölüme neden oldular; gittikleri yerlerde köprüler, demiryolu ağları, tren garları, limanlar, hastaneler, okullar inşa ettiler. en nihayetinde "kazandıkları" zenginliklerle ülkelerine dönüp hisse sahiplerine söz verdikleri ödemelerini yaptılar, kredi aldıkları kuruluşlara borçlarını zamanında ve eksiksiz ödediler. ayrıca bağımsız hukuk sistemleri, şahsi mülkiyeti güvence altına aldı, alacağını tahsil edemeyen yatırımcılar için hukuk organlarını devreye soktu. bu adımların her biri hollandalıların finansal sistemini güvenilir kıldı. bir hollandalıya borç veren bir avrupalı, parasının yanmayacağından emin olabildi, bu da her defasında parasını hollanda'ya yatırmasını sağladı. yatırımlar "bireyi ve bireysel mülkiyeti korumayı garantilemeyen diktatörlüklerden uzaklaşırken, hukukun üstünlüğünü el üstünde tutan topraklara kayıyordu."

    finansal sistemlere güven, bugün de bundan çok farklı değildir. bugün de parası olan bir insan parasını hukuk sistemine güvendiği ülkelere yatırır. hukuk sistemlerine güvenin tesisi ve rekabeti eşit kılan kurumlar, sağlam bir ekonominin yapıtaşlarıdır.

    kaynakça ve ileri okuma
    1 - harari, yuval noah, "hayvanlardan tanrılara: sapiens", kolektif kitap, 51. baskı, sf: 317-320
    2 - wikipedia.com.en/new-amsterdam

    edit: gallifreyfallsnomore'un katkılarıyla 2. madde eklendi.

  • birkaç ay kahve içmeyin, alkol almayın falan tamam ama en önemlisi büyük markete alışverişe gitmeyin derim ben. sigara içseydim şu kadar para harcamış olcaktım diye diye saçma sapan şeylere acımadan para veriyor insan.

    -güney dakota mantarı... hmm.. şekli de ne değişikmiş. köftenin yanına koysam... oha kilosu 60 lira yuh!
    (iç ses: 200 gr alsan iki paket sigara parası eder. sigaraya olunca acımadan veriyodun ama?)

    -bu neymiş pekin inciri.. hmm. hiç yemedim. tadı nası acaba... tanesi 7 lira aherey delimiskiyo be!
    (iç ses: bi paket sigara parası hepi topu. sigarayı bıraktığıma göre...)

    uzatmayayım sonuçta karfurun normalde yanından geçmeyeceğin yok avrupa mutfağı, yok uzak doğu bişeysi raflarında ne kadar pahalı değişik abur cubur varsa, sebze meyve reyonunda ne kadar abidik gubidik ekvator meyvesi varsa, sigara paketi açısından ederini hesaplayıp "e sigarayı bıraktım nasolsa" diyerek alıp dolduruyorsun, bilincin yerine geldiğinde de için yanıyor o verdiğin paralara. bu yüzden ilk birkaç ay şekilli büyük markete sakın girmeyin, mümkün mertebe bakkala, mini markete gidin derim ben, domates, kabak, tat salçadan başka bir şey görmeyin rafta.

  • adana ceyhan’da hırsızlık için girdikleri evde 72 yaşındaki kadının kafasını kesen iki kişi önce ağırlaştırılmış müebbet almış, sonra müebbete düşmüş, iyi halden de adli kontrol şartıyla serbest bırakmışlar. biri sizin annenizin evine girip boğazını kesse cezası cuma günleri sabah ile akşam arası bir saatte karakola giderek imza vermek. hammurabi kanunları bile daha adildi bu nasıl bir olay? bilen bir hukukçu kafa kesen insanda bu hakimlerin nasıl bir iyi hal gördüklerini anlatabilir mi? aklım almıyor gerçekten. bu hırsızlardaki iyi niyeti gören hakim kadir şeker’de nasıl görmüyor? gerçekten bu hukuk standardını bir hukukçu açıklarsa çok sevirim.

    haber

    edit: itiraz edilince tekrar tutuklanmışlar. haber

  • her yıl düzenli olarak alıyorum oldukça rahat ve konforlu. dünyadaki bütün insanlar aynı ayakkabıyı giyse ne olur, kapitalizimin uşağı olmayın dedelerimiz ninelerimiz ayaklarına giyecek lastik ayakkabı bulamazken bugün ayakkabı beğenmez olduk.

  • muhammara, ceviz, ekmek içi, acı kırmızı biber (salçası da olur), sarımsaktan yapılır yağ konmayabilir (cevizin yağı yeterli olur). antep hatay yöresinde muhammara denir. çerkes versiyonu ise acuka/acıka veya çerkes biberi adıyla anılır. gavurdağı, cevizli ezme salatadır (antep olayı). ortak özellikleri, pek muhterem yiyecekler olmalarıdır.

  • acun firarda programında, acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, "görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece türklere özgü degil, avrupa'da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip, "abi nasılsın? ben de türküm" demesi.