1. erzincan

    bilmem şu feleğin bende nesi var
    her gittiğim yerde yar ister benden
    sanki benim mor sümbüllü bağım var
    zemheri ayında -canım- gül ister benden
    evlerini önü zeytin ağacı
    dökülmüş yaprağı kalmış siğeci
    eğer senin gönlün bende yok ise
    sen bana kardeş de -canım- ben sana bacı
    yoruldum da yol üstüne oturdum
    güzeller başıma derilsin diye
    gittim padişahtan ferman getirdim
    herkes sevdigine -canım- sarılsın diye
  2. gün olur adlı parçadan sonra dinleyici konser bitsin istemez ve zülfü livaneli sahneye gelir,bu türküyü söyler.bir o söyler bir seyirci söyler!
  3. derlemesini muzaffer sarisözen yapmıştır.
  4. zerrin ozer'in yorumunda kendisine pembe fil cocuk yuvasi korosu eslik ediyor sanirim. hayatimda bir albumde duydugum en berbat, en acemi koro!
  5. ruhi su yorumunu plaktan dinlediyseniz, artık ölseniz de gam yemenize gerek merek kalmamış demektir.
  6. zülfü livaneli'nin söylediği güzel türkülerden biri:

    "bilmem bu feleğin bende nesi var
    her gittiğim yerde yar ister benden
    sanki benim mor sümbüllü bağım var
    zemheri ayında gül ister benden"
    ...
    hem ironi hem şikayet var ama halinden de memnun görünüyor söyleyen. mor sümbüllü bağım yok ama olabilir de, bulurum da istesem, yaratırım. zemheri ayında benden gül istiyor felek. neden başkasından istemiyor? çünkü ben istesem zemheri ayında cemreler düşürürüm, güller devşiririm...
    her gittiği yerden yar istenmesi olayı da ayrıca irdelenmeye değer. neden senden benden değil de ondan isteniyor? hı? neden? demek ki feleğin bi bildiği var...
    ....

    "yoruldum da yol üstüne oturdum
    güzeller başıma derilsin diye
    gittim padişahtan ferman getirdim
    herkez sevdiğine sarılsın diye"
    ....

    yorulursam öyle yalnız başıma yorulmam ben diyoruz. yalnız yalnız yorulmadığım gibi, velev ki dinlenmek istesem; gene yalnız yalnız dinlenmem ben. güzelleri toplar etrafıma öyle dinlenirim. her yorulduğum mahalde, bi dinlendirici "güzeller kadrosu" bulundururum.
    ayrıca, padişahten ferman getirmek, yetkili makamlardan izin almak ve bunu haykırmak, vuslata eremeyen bir aşığın "artık bıçak kemiğe dayandı mı ben bunu da yaparım" çığılığıdır. dosta düşmana duyurur:
    ben sarılıyorum. işime taş koyanı yakarım. hadi siz de sarılın bakiiim sevdiğinize... ne duruyorsunuz?
    ....

    evlerinin önü zeytin ağacı
    dökülmüş yaprağı kalmış siyeci
    eğer senin gönlün bende yok ise
    sen bana kardeş de, ben sana bacı
    .....

    aha burda olmadı işte.
    sen feleğe şikayette bulun, sonra bu yetmesin, git fermanlar getir, herkes sevdiğine sarılacak de, müjdeler ver.
    neden çıktı şimdi bu korku? hani reddedilirsem, ola ki yanılırsam, efendilik bende kalsın hesabı... bu olmadı işte. delikanlılık, işte tam da burada, sonuna kadar gitmeyi gerektiriyor. yok öyle bacı-kardeş ayakları. sevdim mi tam severim diyecek üstüne üstüne gideceksin ki; söz vücut bulsun değil mi ama?

    yorum ciddiye alınmasın efendim. aslında müziğindeki sevimliliğe, sözlerindeki siteme bakılacak olursa her bir öğesi yerli yerine oturan türküdür. türküdeki şirinliğe ve hınzırlığa kapılınıp yazılmış bir yazıdır bu.
    arz ederim.
  7. bağlama kurslarında ilk çaldırılan parçalardan. gerçekten çok kolaydır bunu karadüzen çalmak.
  8. zülfü livaneli konserlerinin son sarkisidir. ilki icin (bkz: merhaba) sarki önce livaneli arkasindan koro* tarafindan söylenir. türkünün sonlarinda orkestra sov esliginde tanitilir. alkislardan sonra sarkinin son birkac dizesi yeniden söylenir.
  9. korosunu kulakardı etmeye çalışarak dinlemek lazım zerrin özer yorumlusunu. aslında düzenlemesi de biraz garip olmuş...

    nostalji yaşatır bana. zira... ağabeyimin hem çalıp hem söyleyerek ailemizin türküsü haline getirdiği, babamın mukallit tavırlarla piç ettiği türküdür. seksenlerde bir kaset kaydı dahi yapılmıştır bizim evde buna... zerrin çocuk korosu berbat etmese gözümden zangır zangır yaşlar akıtacağım duyduğum dakika... o derece... nasıl içlenmeyeyim, çocuk müzisyen olmak hevesinde imiş... çalarmış söylermiş... yok... bizim ailede öyle sanat sökmezmiş!
  10. zerrin özer tarafından söylenmiş şeklinin kendisine yapılmış en büyük hakaret olduğunu düşündüğüm türkü..

bilmem şu feleğin hakkında bilgi verin