şükela:  tümü | bugün
  • kapitalizm ortamında, pek isminin çağrıştırdığı gibi sevimli olmayan bir anlasma türüdür. bir sektörde hizmet veren birbirine rakip iki şirket arasında sözlü ve gizli olarak yapılır. taraflar, sırf rekabet olsun diye fiyatları aşağı / kaliteleri yukarı çekmemek hususunda karşılıklı sözleşir ve el birliğiyle tüketicinin canına okur; bunu yaparken de anlaşma gizli olduğu için, tekelcilikle ilgili ve tüketiciyi koruma amaçlı kanunları çiğnememiş görüntüsü sergilerler.
    (bkz: orman ne güzel)
  • ilk olarak 1970'ler de ortaya cıkan, galatasaray be$ikta$ ve fenerbahce'nin birbirlerinin talip oldugu futbolculara talip olmayacakları ve birbirlerinden habersiz birbirlerinin futbolcuları ile transfer görü$meyecekleri üstüne kanunları olan anla$maydı..
  • en yakın erkek arkadaşınız bir eşcinselse yapmalısınız bunu efendim. ben kendisini homofobik arkadaşlarımdan uzak tutuyorum o da beni süper yakışıklı eşcinsel adamlardan. böylece hayata daha umutla bakabiliyoruz.
  • üç büyük istanbul takımının vaktiyle arasında yaptığı, birinin transfer teklifi yaptığı oyuncuya diğeri teklif yapmayarak fiyat yükseltmediği için anadolu daki şark kurnazlarının götüne baka baka döndüğü sözlü anlaşmadır. miroslav stoch, selçuk inan, orhan şam, mustafa pektemek, ve son olarak ersan adem gülüm transferlerindeki çekişmeyi, haksız rekabeti, ikili oynayan tüccarları görünce aklıma geliverdi birden. sahi noldu ona?
  • bazı firmalar arasında da yapılabilen, birbirlerinden personel transferi yapmamaya dayanan bir anlaşmadır. anlaşmalı şirketlerden birinin çalışanı iseniz, diğer firmaya yaptığınız iş başvurusunun hiçbir anlamı yoktur, çünkü sizi iş görüşmesine bile çağırmazlar. kariyer yapmanıza engel olurlar. ha bu durum, içeride çalışan memnuniyetini arttıran faaliyetlere yol açar mı? "hayır!". fakat, sırf bu anlaşma var diye eziyetten kurtulup daha iyi firmaya (veya firmalara) gidemezsiniz. anlaşmanın olmadığı firmalara geçiş yapmanız gerekir. peki ya anlaşmalı firmalardan biri bulunduğunuz bölgenin sayılı firmalarından ise? "olsun, şansınız yok, çünkü anlaşma var.". çalışana değer verilmeyen firmadan çıkıp (maaşı falan geçtim), kendinizi değerli hissedeceğiniz bir yere gidemiyorsunuz. "değerli = insan" olarak da düşünülebilir ilk etapta.
  • bu anlaşmayı yapan firmaların illa rakip olmaları gerekmez.

    ana yüklenici firma, adı taşeron ama değil, ile projenin teslim edileceği firma arasında da yapılır. bu anlaşma; yüklenici firmada çalışan ve her insan gibi daha iyi şartları reddetmeyecek bütün çalışanların proje sahibi firmaya "kaçmasını" engellemek ve ana yüklenicinin sömürüsüne engel olmamak adına da yapılır.

    ibneliğin centilmenliğe bürünmüş halidir kısaca.
  • tamamen sermaye ve isveren dostu bir anlasmadir. ucundan bile faydasi yoktur calisana.

    calisan da bulundugu yer icin elinden geleni yapip is kaybetmekten korkar.
  • üç büyüklerin (gs-fb-bjk) ekonomik nedenlerden dolayı aralarında imzalamaları gereken anlaşma türü.

    buna göre;

    -5 milyon eurodan fazla tranfer ücreti ödenmemesi
    -toplam senelik 1.5 milyon eurodan fazla futbolcuya maaş ve bonuslar ödenmemesi
    -her sene transfer döneminde ilk on birde yer bulamayan futbolcuların takasında kolaylık
    - yayın gelirleririnin artırılması yönünde lobi çalışmaları
    - rezerv lig oluşturulması ( yedek futbolculardan kurulu ayrı bir lig, maç kondisyonu kazandırmak be oyuncunun gelişiminin devamı için)

    maddeler çeşitlendirilebilir.

    eğer bu yönde adımlar atılabilirse ekonomik ve sportif başarı anlamında çok çabuk sonuçlar alınabilir.

    kendini messi sanan yerli topçular ve bağlı oldukları kulüpler şark kurnazlığını bırakır

    oyuncular yurt dışına gitmek için daha fazla uğraş verir bu da özellikle yerli topçulardaki -zaten x takımındayım daha fazla kasmama gerek yok- psikolojisini ortadan kaldırabilir

    senelik garanti ücret yerine maç başı ücretlerine ağırlık kaydırılırsa antrenmanlarda kemik sesi gelir formayı terletebilenler alır.

    milli takımın özlem duyduğumuz organizasyon katılımları artar

    not: amatör fm oyuncusuyum
  • türkiye'de 7 banka arasında (ak, garanti , ykb , iş ,finans, vakıf, deniz) ‘centilmenlik anlaşması’’ adı altında, özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü devam eden kurum/firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında yapılmış olan bir anlaşmanın ortaya çıkması ve bu kapsamda rekabetin ihlali ilkesinin çiğnenmiş olması nedeniyle nedeniyle söz konusu bankalar büyük para cezaları ile karşılaşmışlar ve de 2013-2014 yıllarında toplam 1 milyar tl civarında ceza ödemişlerdir.