şükela:  tümü | bugün
  • bir opera veya konser salonunun yoneticisi hedesi hodosu anlaminda sozcuk. bir de mozart'in impresario diye sevimli bir eseri vardir, kukla tiyatrolari icin bestelenmisitr. bestelenmis dedigim, cok da ozgun bir sey degil aslinda, baska eserlerinden parcalarin kolaji gibi bir sey, ama basarili bir kukla tiyatrosu bulunursa cok keyifli ve sevimli olabiliyor izlemek. basi dertte olan, bir turlu sponsor bulamayan bir emprezaryoyu anlatiyor. sonunda bir sponsor buluyor, ama adam yeteneksiz, katana gibi sevgilisinin basrolde oynamasini sart kosuyor. tabi emprezaryonun gonlu, basrolu bulbul sesli gul yuzlu sevgilisine vermekten yana, iki arada bir derede kaliyor.

    amsterdam'da "amsterdam marionetten theatre" gecen sezon sahneliyordu, cok basariliydi. kuklalardan ve kukla oynaticisindan soz ediyorum tabi, yoksa muzik matah bir sey degil, canli da degil zaten. ama kuklalar ve kostumleri gercekten cok iyi, yanilmiyorsam epey odul almis bir kukla tiyatrosu zaten. bu isler icin nam salmis olan prag'da izledigim kukla tiyatrosu'nun amsterdam marionetten theatre yaninda pacavra gibi kaldigini soyleyebilirim (belki de ben iyisini bilemeyip, cok turistik bir gosteriye gittim, olabilir tabi...)

    neyse, amsterdam'dakinin repertuarini cok sik degistirdigini sanmiyorum, dolayisiyla hollanda'ya yolu dusen ve opera seven suserlara emprezaryoyu izlemeyi tavsiye ederim. emprezaryoyu sahneliyor olmasalar da baska bir sey gorulebilir.
  • klasik anlamda bir opera, bale veya konser toplulugunun yoneticisi, modern anlamda da bir showun sponsoru veya organizatoru olan kisi. ornek vermek gerekirse, ballett russes dans toplulugun yoneticisi serge diaghilev, 20. yuzyilin en basarili ve en sik anila gelen emprezaryolarindandir.

    bu kelime, italyanca impresa (dukkan, is) kelimesinden ve imprendere (bir ise tesebbus etmek) fiilinden turemis.
  • bir sanatçının çalışma programlarını ve anlaşmalarını belli bir yüzde karşılığında düzenleyen kimse.
  • yedinci nesil bir yazar.
  • dün gökhan akçura tarafından eski türk emprezaryolarının tarihi çok güzel bir sunumla anlatıldı. özellikle 20 yy. başları türk emprezaryolarından ikisi, şimdiki ses tiyatrosunun işletmecisi hügo arditi ve kontiya şirketinin patronu fernando franko üzerinde duruldu. ilginç insanlar, ilginç hayatlar. 20 yy.'ın başı istanbul'unda olanlar aslında şu anda olanlardan hiç de aşağı kalmıyormuş anlaşılan. adını sanını bilmediğim ama o dönemlerde ünlü birçok tiyatro - opera grubu, ünlü müzisyen ve şarkıcılar kadar dizzy gillespie'nin de zamanında ülkemize bu girişimciler sayesinde geldiğini burada öğrenmiş olduk.
  • (bkz: john brockman)
  • opera, konser salonu yöneticisi manasına gelen sözcük. bir filmde mi görmüştüm yoksa bir kitaptan mı okumuştum bilmiyorum. nadir mesleklerden biri. kaç tane emprezaryo tanıdığın var mesela. benim hiç yok. değişik bir iş. ilginç.