şükela:  tümü | bugün
  • "75 iq'ya sahip olmak, gercek hayatta idiyot olmak anlamina gelirken orduda dahi olmak anlamina gelir" gibi ince ayarlari bunyesinde barindiran film.
  • "sihirli ayakkabilari" ile kalplerimize gelip kuruldu. bir park bankinda oturup anlattiklarini dinledikten sonra, hala dunyaya ayni gozle bakabiliyor muyuz?
  • amerikan tarihinde yer etmiş birçok olaya eğlenceli bir şekilde değinen, bir nevi belgesel niteliğine de sahip mucizevi film. mucizevi diyorum çünkü çevremde izleyip de beğenmeyene henüz rastlamadım. olaylar sırasıyla şöyle:

    ku klux klan : filmdeki ilk tarihi referans. forrest, isminin general nathan bedford forrest'tan geldiğini söylüyor. o'nunla akrabalıkları varmış. kendileri, 1865'te güneyli beyazlar tarafından kurulmuş zenci karşıtı ırkçı örgüt ku klux klan'ın liderlerindendir.

    elvis presley : forrest çocukken evlerinin bir odasını kiralayan elvis presley'ye kendi bacak hareketleriyle bilmeden ilham kaynağı oluyor. bunları kendi stiliyle dans figürlerine çeviren elvis, 50'lerin amerikası'nda rock'n roll denen yeni bir gençlik heyecanı yaratıyor. anne babalar, şarkı sözlerini ve koreografiyi çok edepsizce bulsalarda gençler bayılıyor. hatta forrest ve annesi alışverişten dönerken bir mağazanın vitrinindeki televizyonda elvis, meşhur kalça dansıyla hound dog şarkısını söylerken görülüyor.

    bear bryant : küçüklüğünden üniversiteye kadar diğer çocuklar tarafından tartaklanan forrest, onlardan kaçmak için sürekli koşmak zorunda kalmıştır. yine bir keresinde kaçarken yanlışlıkla sahaya dalan forrest, alabama üniversitesi futbol takımının koçu bear bryant'ın dikkatini çeker. rüzgar gibi koşan elamanımızla takım birçok başarıya imza atar.

    siyahların üniversiteye kabulü ve george wallace : amerika'da faaliyet gösteren insan hakları örgütleri, mahkemeye açtığı davayı kazanıyor ve 2 zenci öğrenci 1963 yılında, forrest'ın okuduğu alabama üniversitesi'ne ilk defa kabul ediliyor. dönemin alabama valisi ırkçı george wallace, okulun kapısında durarak zenci öğrenciler vivian malone ve jimmy hood'un girişini engellemeye çalışıyor. forrest ortalıkta dolaşıp ne olduğunu anlamaya çalışıyor. hatta yürürken kitabını düşüren vivian malone'un peşinden koşup kitabı veriyor. daha sonraları george wallace başkanlığa adaylığını koyar ve 1972'de silahlı bir suikast girişimde yaralanır.

    joan baez : forrest kız üniversitesinde okuyan jenny'yi ziyarete gitmiştir. jenny birgün joan baez gibi bir şarkıcı olmak istediğini söyler. baez, sosyal ve politik içerikli birçok şarkı yazmış amerikan folk şarkıcısıdır.

    john f. kennedy : forrest üniversite futbol takımında o kadar başarılıydı ki en iyi sporcuların olduğu all-america takımına seçildi. bu sayede oval ofis'te verilen davette jfk ile tanışma şansını elde eder. amerika birleşik devletleri'nin 35. başkanı olan demokrat jfk, 22 kasım 1963 günü texas'ta sırtından ve başından vurularak suikaste kurban gidiyor.

    bob dylan : jenny bir gece kulübünde bobbie dylan ismiyle blowin' in the wind şarkısını söyler. bu, bob dylan'ın 1963'te yayınlanan protest bir şarkısıdır.

    vietnam savaşı : üniversitenin mezuniyet töreninde "i want you for us army" broşürleri dağıtan askere uyup orduya katılan forrest gün gelir vietnam'a gönderilir. jenny'ye vietnam'a gideceğini söylediğinde "eğer başın belada olursa cesur davranmaya çalışma, sadece koş" cevabını alır. amarika'nın 1963'de dahil olduğu vietnam savaşı 1955'ten 1975'e kadar sürmüştür. savaşta 3 milyona yakın sivil öldü. amerika'nın yaptığı sivil katliamlarını da unutmayalım.

    hippiler : forrest, vietnam'da yağmur yağarken sığındığı tentenin altında jenny'ye mektup yazarkan arkaplanda the mamas & the papas grubunun 1965 hiti california dreamin' çalar. sahne değiştiğinde ise jenny'nin karavanda yaşadığını ve hippi olduğunu görürüz. hippilik 1960'ların ortasında amerika'da başlayan bir gençlik hareketidir. bu akımın temelinde özgürlük, antimilitarizm yatar. kendilerine flower children diyen bu insanlarla özleşleşmiş bazı öğeler : çiçek desenli kıyafetler, uzun saçlar, gitar, psychedelic rock, lsd, marijuana, the beatles...

    lyndon johnson : vietnam savaşı gazisi forrest'a amerika'nın 36. başkanı johnson tarafından 4 madalya takılıyor. hatta başkan, forrest'a neresinden vurulduğunu soruyor ve "kıçımdan" yanıtını alıyor.

    barış hareketleri ve abbie hoffman : forrest'ı asker üniformasıyla gören protestocular birkaç vietnam gazisini de alarak washington dc, lincoln anıtı önünde bulunan dev havuz (reflecting pool) etrafında yapılan protesto gösterisine götürür. burada savaş karşıtı hareketiyle tanınan yippie partisinin liderlerinden abbie hoffman, vietnam savaşına atıp tutmaktadır. hatta forrest'ı da konuşma yapması için kürsüye çağırırlar ve burada vietnam'dan geldikten sonra ilk kez jenny ile karşılaşır. 1967'de vietnam savaşı karşıtı gösteriye ev sahipliği yapan bu mekan, 1963 yılında martin luther king jr'ın meşhur "i have a dream" konuşmasıyla 250 bin kişiyi ağırlamıştı.

    black panther party : reflecting pool etrafından yapılan protestonun ardından jenny, forrest'ı kara panter partisindeki arkadaşlarıyla tanıştırıyor. üyelerden biri forrest'ı karşısına almış saydırıyordur. vietnam savaşına, her türlü ırkçı ve emperyalist eyleme karşıyız... black panther party, 1966'da zencilerin haklarını savunmak için amerika'da kurulmuş partidir.

    mao zedong : askeri hastanede masa tenisi oynamaya başlayan forrest, amerikan milli masa tenisi takımına girmiştir. çin'de yapılan müsabakada salonun bir tarafından koca bir mao resmi görülür. 1 milyon yıl sonra çin'e giden ilk amerikalılar bizmişiz der forrest. mao, çin halk cumhuriyeti'nin kurucusu komünist liderdir.

    john lennon : çin'den döndükten sonra meşhur olan forrest, tv programına çıkarılmıştır. forrest'ın yanında ise savaşla dalga geçen çavuş üniformasıyla john lennon oturmakta. birkaç yıl sonra o iyi adamın öldürüldüğünü söyler forrest. lennon, 1960'ların başında kurulan, dünyada beatlemania çılgınlığı başlatan ünlü the beatles grubunun gitaristi ve vokalistidir. 8 aralık 1980'de new york'ta öldürüldü.

    richard nixon ve watergate skandalı : başkan nixon, masa tenisindeki başarısında dolayı amerikan milli masa tenisi takımını beyaz saray'da onurlandırır. washington'da nerede kaldığını sorar. forrest'ın ucuz bir otelde kaldığını öğrenince onu daha iyi bir otele (the watergate hotel) yerleştirir. cumhuriyetçi richard nixon, abd'nin 37. başkanıdır. 1972'de başkanlık seçimleri sırasında nixon yönetiminin yasadışı etkinliklerde bulunduğunun ortaya çıkarılmasıyla patlak veren watergate skandalı yüzünden başkan nixon, 8 ağustos 1974'de istifa etmek zorunda kaldı.

    shit happens : ortada hiçbir sebep yokken koşmaya başlayan forrest ülke çapında meşhur olmuştur. tampon reklamları için slogan arayan bir adam koşan forrest'ı görünce peşinde takılıp fikrini almak ister. bu esnada köpek pisliğe basan forrest, "olur böyle şeyler" anlamına gelen "it happens" der. adam da -ne? -bok mu? diye sorar. bazen cevabını alınca sebepsiz yere oluveren kötü şey anlamında olan "shit happens" sloganını üretmiş olur.

    smiley : forrest koşarken peşine takılan tişört üreticisi iflas ettiğini söyler. bu sırada geçen bir kamyon ikisininde üstünü başını çamur içinde bırakır. adam nasıl olsa satılmıyor deyip tişörtlerden birini suratını silsin diye havlu niyetine forrest'a verir. yüzünü silen forrest iyi günler dileyip yoluna devam eder. tişörtte ise gülen bir surat figürü oluşmuştur. böylece smiley ve "have a nice day" lafı markalaşır.

    ronald reagan : sebepsiz yere koşmaya başladıktan 3 yıl 2 ay 14 gün ve 16 saat koştuktan sonra yoruldum diyen forrest alabama/greenbow'daki evine geri döner. evindeki televizyonda haberlerde başkan reagan'a yapılan suikast girişimi anlatılmaktadır. habere karşı zerre kadar ilgi göstermeyen forest bu sırada sandviç yemekteydi. ronald reagan, abd'nin 40. başkanıdır. 30 mart 1981 günü suikast girişimiyle yaralanmıştır.

    aids : evinde otururken jenny'den kendisini çağıran bir mektup alan forrest yola çıkar. film boyunca anlattığı öykülerin aslında jenny'ye giden otobüsü beklerken anlatıldığını görürüz. forrest, jenny'den bir oğlu olduğunu öğrenir. jenny hasta olduğunu, doktorların ne olduğunu bilmediği bir virüs taşıdığını söyler ve oğlanı forrest'a emanet eder. bağışıklık sistemine etki ederek vücudu savunmasız hale getiren bu hastalık ilk defa 1981 yılında rapor edildi. hala tedavisi olmayan hastalığa sebep olan virüse 1983'de hiv adı verildi.

    yakalayabildiğim tarihi olaylar bunlar. kurguyla, oyunculukla, senaryoyla, müziklerle ilgili sayfalar dolusu yazsam da yine yetmeyecek. en iyisi onu da başka sözlük yazarlarına bırakayım...
  • --- spoiler ---

    forrest'in bir oglu oldugunu ögrendiginde oglunun da kendisi gibi olup olmadigini sormak icin bir "is he smart, or is he.." diyi$i vardir ki.. tom hanks'in capini belli eder, oyunculuk dersidir, $ekil a'dir.

    --- spoiler ---
  • filmin tek falsosu forrest'ın pinpon oynarken topa verdiği falsodur.
  • bu filmi boş olarak nitelendiriyorsanız boş bir insansınız demektir.
  • fight clubin orta yerinde tyler durden korkutup kacirdigi cinlinin arkasindan 'run forrest run' diye seslenerek bu filme ve dolayisiyla fight club'ta makaraya alinan monoton orta tabaka yasam tarziyla alay eder. filmde forrest gump siradan bir yasam surer kendisine verilen herseyi oldugu gibi kabul eder *, sistemi, yasantisini, olup biteni sorgulamaz keza hafif akli kittir, ama girisitigi her isten basariyla cikar. filmde de asil islenen budur; hayatta biraz inanc ve itaatle herseyin ustesden gelinebilecegi (bkz: gumpizm). spielberg comezi olan zemeckis de ustasinin yolundan giderek uysal * insanlarin hayatta daha basarili olacagini vurgulamistir. soyle ki protest bir karakter cizen kiz arkadasi * hayatta hep basarisiz olmus ve kaybetmistir ve sonunda cezasini bulur. ayrica pasifizmin dayanagi olan kadercilik filmin hemen basindaki quote ile kendini belli eder.
  • bugün sabah kalktığımda nedense bu film aklımdaydı. 1994'te bu filmi seyrettiğimde çok etkilendiğimi hatırlıyorum. bunun yanında bir sahnesinde apple hisselerinden bahsediyordu ve o sahnede kendi kendime hayıflandığımı hatırlıyorum.

    sabah sabah üşenmedim, o gün param olsaydı ve apple hissesi alabilecek durumda olsaydım bugün ne olurdu diye düşünerek hesap yaptım. baştan söyleyeyim saçma bir şekilde moraliniz bozulabilir.

    6 haziran 1994'te ilk gösterimi yapıldığında apple hissesi 0,93$ değerindeymiş. o zamanki gençliği de hesaba katarak 100 dolar ile alım yaptığımızı düşünelim. elimizde 107 apple hissesi var.

    2000 yılına geldiğimizde hisse bölünmüş. dolayısıyla hissemiz 214 oldu.

    2005 yılında tekrar bölünen hisseyle hisse sayımız 428 adet oldu.

    2014 yılında hisse 7'ye bölünmüş. 428x7=2996 hissemiz oldu.

    bugün apple hisse senedi değeri 243$ seviyesinde.

    yani 1994 yılında 100 dolar verip aldığımız hissenin değeri bugün 728.028$ (yazıyla yediyüzyirmisekizbin dolares) olmuş.

    o zamanlar tren kaçmış diye düşünürken asıl trenin sonradan gelebileceğini öngörememişiz. tıpkı şu an olduğu gibi. belkide 20 yıl sonra bu girdiye bakıp kendime küfredeceğim :)
  • dün gece itibariyle nihayet izlemis oldugum ve adamcagizin 75 ıq ile onca basardıklarından sonra bi arkadasin film sonunda forrestin annesi icin "kadın verdi ama degdi" demesiyle yıkıldıgım film..
  • “egemen sınıfın düşünceleri, her çağda, toplumun egemen düşüncelerini oluşturur. “ karl marx.

    --- spoiler ---

    forrest gump, mutlak bir itaat kültürüne sıkı sıkıya bağlı, muhafazakar değerlerinden taviz vermeyen, post-ideolojik toplumun ideal vatandaşının başarı öyküsü.

    itaati yegane değer belleyen, robotik, amaçsız, "apolitik", kendisine sunulan hayatı öpüp başucuna koyan ( çünkü 'hayat çikileta gibidir... ' ayy ne ponçik, biat kültürü bundan sevimli pazarlanamazdı herhalde ), sorgulamayan, ve bu yönde hiçbir çabası da olmayan bir tip.

    etiği sadakat, yaşam felsefesi ise: soru sorma, boyun eğ ve yap denileni yap. çünkü hayat çikileta gibidir. anası öyle demiş. yersen.

    bu yüzden forrest kutuda ne varsa tek tek ağzına atıyor, ping-pong oynamak için çin'e mi uçacak ? uçuyor. biri koş mu dedi ? koşuyor, vietnam'a mı gidilecek ? gidiyor. herhangi bir olayı anlamaya çalışmıyor, bir buyruk alması yeterli onun için. silahını herkesten hızlı değiştiriyor çünkü aldığı emri yerine getirme motivasyonu onun kadar kimsede yok.

    jenny ise özgür olmaya çalışmanın bedelini fazlasıyla ödüyor, depresif, yalnız, intiharlara sürüklenen, alabildiğine hüzün ve başarısızlıklara dolu bir yaşamın çile bekçisi. ibret-i alem.

    forrest gump, suskun ve pasiftir, hiçbir şeyi sorgulamaz, otorite ile çatışmaz, hemen boyun eğer, olan bitenle de ilgilenmez, ihata etmek için de hiçbir emek sarf etmez. ve bu tip böyle davrandığı sürece, sertifikalı 75 iq'su ile, başarıdan başarıya koşuyor, sonunda ünlü bir milyoner oluyor. ne ilginç.

    diğer kutupta ise jenny üstünden, klasik muhafazakar değerlerden sapanların nasıl helaka sürüklendiği gösteriliyor. karşı çıktıkları her şey var jenny'de: politik aktivizm, evlilik dışı seks, uyuşturucu müptelalığı vb. bu yüzden saadet jenny'lere haram, huzur forrest gump'lukta.

    bir yan karakter ideolojik anlatının göbeğine bunun için oturtulmuş: teğmen dan. emir komuta ve vazife bilinci içinde yaşamını sürdürürken, varoluş referanslarından koptuğunda yolunu kaybediyor, ağır bir depresyona giriyor, uyuşturucu müptelasına dönüşüyor.

    ancak yolları forrest ile tekrar kesişiyor ve forrest'ın rehberliğinde, yani sistemin kendisine dayattığı hayatı kabul ettiğinde, tekrar yürüyor, evleniyor, bir milyoner oluyor ve helak olmaktan kurtuluyor.

    forrest filmde bir sabah aniden evden çıkıp koşmaya başlar. bu tam olarak ne zaman gerçekleşir ? jenny ile seviştiği geceden sonra. çünkü evlilik dışı seks kötü bir şeydir, forrest gump ideolojik yasağı çiğnemiştir. bu yüzden muazzam bir depresyona giriyor ve günler boyunca kendisinden kaçarak, sokaklarda koşuyor.

    filmin yakın tarihteki çatışma ve olaylara bakışı, geçmiş geçmişte kalmıştır mantığından hareketle günümüz için bir uzlaşı arayışında. bunu yaparken politik aktivist hareketleri ve hippi kültürünü alabildiğine karikatürize ediyor, forrest'ın apolitik duruşunun tüm erdemlerin en yükseği olarak sunulması da bu yüzden şaşırtıcı değil zaten.

    anlatı, " ideolojilerin sonu geldi, geçmişte olan tüm çatışmalar artık bitmiştir, ufak tefek pürüzleri halletme zamanı." diyen francis fukuyama'cı tarihsel tezi izliyor. politik alt metin, filmin sonunda kendi zaferini ilan ediyor.

    şimdilik çok uzatmayalım, egemen sınıfın düşünceleri, toplumun egemen düşüncelerini oluşturur demişti marx. nitekim hollywood da bu film ile türkiye'de özal neslini yaratan, dönemin egemen ideolojisini taçlandırmıştır.

    apolitikliğe, itaate, biat kültürüne, muhafazakarlığa bir övgü olan american dream çocuğunun " yüreğimizi ısıtan " öyküsü ile mesajını on numara çakmıştır:

    muhafazakar değerlerden sapmayın, sistem ile çatışmayın, politik aktivist hareketlere bulaşmayın, hiçbir şeyi anlamaya çalışmayın, otoritelere itaat edin, yapın ki mutlu, sağlıklı, zengin bir hayata sahip olun. yoksa sonunuz jenny gibi olur, çünkü hayat hiç öyle sorgulanması gereken bir şey değildir, hayat bir kutu çikileta gibidir...

    yersen...

    --- spoiler ---

    twitter adresim; https://twitter.com/diagnostic_none