şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle uyarmak isterim ki, bazı ekonomi profesörleri yine tek bir parametre ile ekonomiyi açıklayamazsın diyecekler, varsın desinler.

    cevabım, "güneş, balçıkla sıvanmaz".
    gerçekleri halının altına süpürmek ile onlara yok diyemezsiniz, gün gelir gerçekler gırtlağınıza takılır, nefes alamazsınız artık.

    *

    iktidarının "istikrar sürsün türkiye büyüsün" diyerek ülkeyi ağır borç yükünün altına sokup, kredili refah yarattığını öne sürerek, "akp kendi istikrarı için halkı borca mahkum etti. baharın müjdesi nevruz'da 'kuş cıvıltısına' dahi tahammülü kalmayan erdoğan, artık kaybetmeye mahkum. çünkü 'istikrar sürsün türkiye büyüsün' diye yıllarca halkı kandırıp yandaşlarını zenginleştirip, dünyada benzeri görülmemiş yolsuzluklara imza atan akp kaçınılmaz sonuna yaklaşıyor" iddialarında bulundu.

    oran, ak parti döneminde türkiye'nin borçlanma rekoru kırdığını ve halkın sürekli borçla tüketmeye teşvik edildiğini ileri sürerek, şunları kaydetti:

    "akp iktidara geldiğinde 2 milyar liranın altında bulunan tüketici kredileri, 125 katlık artışla 249,5 milyar liraya yükseldi. bireysel kredi kartları ile birlikte hane halkının toplam borç yükü 52 kat büyüyerek 6,3 milyar liradan 333,6 milyar liraya ulaştı. kredi kartı sayısı 2002 sonundan bu yana yüzde 261 artışla 57 milyona ulaştı. akp döneminde vatandaşın cebine net 41 milyon adet yeni kredi kartı konuldu. 3 milyon dolayındaki yurttaş, tüketici kredisi ve/veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için 'kara liste'de. gelinen aşamada vatandaş bankalara, bankalar ve şirketler ise yurt dışı kreditörlere gırtlağına kadar borçlu. türkiye, 30 mart yerel seçimlerine tüm kesimleriyle ağır borç yükü altında giriyor."

    *

    türkiye’de finansal borçların finansal varlıklara oranı, son 10 yılda yaklaşık 10 kat büyüme gösterdi.

    2002 yılında finansal varlıkların % 4,3’ü kadar finansal borcu bulunan hane halkının, 2011 yılında yükümlülüğü % 40,5 seviyesine çıktı. bddk’nın 2011 aralık dönemi finansal piyasa raporu’nda yer alan verilere göre, türkiye’de hane halkı yükümlülüklerinin gsyh’ya oranı yaklaşık % 8 arttı. 2003 yılında % 1,8 olan bu değer, 2011’de % 15,9’a yükseldi. bddk raporunda, hane halkı borç yükünün artmasında, son yıllarda hızla artan konut kredileri ile taşıt ve diğer tüketici kredilerindeki büyümenin etkisine işaret ediliyor. bununla birlikte, kredi kartı işlemlerine ilişkin tespitlerin uyarı niteliği taşıdığı görülüyor. raporda, “kredi kartı kullanıcılarının ve kart veren kuruluşların daha ihtiyatlı davranmaları beklenmektedir” ifadesine yer veriliyor.

    *

    bddk verilerine göre 2004 sonunda 26.5 milyar tl olan hane halkı borç yükü, 2014 eylül sonuna gelindiğinde 346 milyar tl’yi geçti. bunun anlamı açık, türkiye artık iç tüketimi artıramaz.
    değirmenin dönmesi için dışarıdan para gelmesi gerekiyor. son iki yılın verileri bize özel sektörün sabit sermaye yatırımı yapmadığını, emlak ve arsa dışında yabancı doğrudan yatırım da gelmediğini söylüyor.
    haberlerde garanti bankası’nın ispanyollara satılmış olduğunu duyuyorsunuzdur. o beş yıl önce satılmıştı, anlaşma tarihi yeni geldi. yoksa artık bankalara bile talip kalmadı!

    ışık ve gölge oyunları

    şimdi elimizde ne var? büyümeyen, işsizliği artan, borçlu, tüketimi artmayan, dış açık, cari açık veren, ithalat bağımlısı bir ülke… sanayi yatırımının olmadığı, yabancı yatırımcının sadece kısa vadeli olarak borsa ve faize para getirdiği bir piyasa… ya çözüm bulması gerekenler ne yapıyor? cumhurbaşkanı halifecilik oynarken, iktidar seçim zehirlenmesi ile doğru dürüst adım atamıyor, olmayacak paketlere amin diyor.
    hal böyle olunca, gidip de size bunları anlatacak değiller ya… küba’ya cami dikmenin tam zamanı !

    *
  • bir akp başarısıdır. hanehalkının bunu hiç farketmemesidir asıl enteresan olay. para verip bindiği belediyenin ticari aracını proje diye kakalıyor adam gırtlağına kadar borca batarak aklını yitirmiş vatandaşa, rant projelerini icraat diye iteliyor. her tarafa alışveriş merkezi yaparak ulaşılan ithalat manyaklığını da büyüme diye iteliyor. iki tane köfteci dışında tamamen yabancı sermayeye hizmet eden alışveriş merkezlerinden bir tanesinin ağaçlar yok edilerek yapılmasına karşı çıkan vatandaşı öldürüp terörist vatan haini ilan edebiliyor.

    maddi gücü yetersiz yandaşların, her sektörün en az çeyrek asırlık deneyim sahibi firmalarının bile çekildiği ihaleleri kazanması sağlanıp, oara bulamayınca devlet kefil gösterilerek borç bulması sağlanıyor, daha sonra zarar eden bu firmaların zararları da bir şekilde "hallediliyor".

    31 yıllık tahvil ihraçlarıyla doğmamış çocuklar borçlandırılırken, devletle hükümetle hiçbir şekilde alakası olmayan, bağımsız ve çoğunluğu vatandaşın mevduat karşılıklarından oluşan merkez bankası rezervini kendi başarısıymış gibi iteliyor. memleketi gırtlağa kadar borca sokup fahiş faizlerle yabancılardan borç almasına ve bütün imkanları borç veren yabancı sermaye lehine düzenleyip faiz lobisinden bahsetme komedisine bile inandırıyor vatandaşı. (bkz: faiz lobisi/@oci)

    artmaya devam eden ve edecek olan 400 milyar dolara yakın dış borç, her yıl artarak eklenen şimdilik her yıl 70 milyar dolar cari açık, ve yüzmilyarlarca lira kredi/kart borcu olan vatandaşa "bunlar atayis, camileri gapatacahlar" dediği anda bütün akan sular duruyor, nehirler tersine akmaya başlıyor, bütün tersanelere giriliyor, bütün kaleler zaptediliyor. sen istediğin kadar, devletin kendi kurumlarından edinilebilecek bu bilgileri vatandaşa anlatmaya çalış, "camileri gapatacahlar" diyor, dinsiz ilan ediyor rakiplerini. kitapta yazan müslümanı dinsiz ilan edenin dinden çıkmış olduğunu, bunların müslüman bile olmadığını anlatamıyorsun, kul hakkı yiyen kelle kesen hırsızdan müslüman olmayacağını bile anlamıyor adam. ilk emir olarak ve 60 surede 171 ayette "oku" denmiş, kredi kartı ekstresini bile okumayan vatandaş bütün bu günahlara ve kendilerini sömürmesine destek veren 20 milyon insan var..
  • bilgi düzeyi miting konuşmalarının bir gram ötesine gidemeyen kitle tarafından milyonlarca tl krediler arsalardan bahsedilmesiyle hanehalkının gırtlağına kadar borca girmesi arasında bağ kurmaya çalışılmış, gerçeklerle de hiçbir şekilde bağdaşmayan sonuçlarla savunulmaya çalışılmış gerçek..

    lan nerde o imkanlar teşvikler senin haberin var mı? sektörüne ve firmasına bakılmaksızın 12 sene boyunca akyandaşlar ve cemaatci kankalarına verilmiş teşviklerden mi bahsediyorsun yoksa esnafa çiftçiye verilen, çiftçinin yandaş sermaye gruplarından iş makinası alması için verilen kredilerden mi? yoksa ezelden beridir verilen esnafın evine mobilya almak için kullandığı krediden mi bahsediyorsun?

    alternatif maliyet diye birşey var duydun mu hiç? adam 7 üniversite bitirip 7 dil biliyor ve gidip bir şirkette yöneticilik yapıyorsa ve memnunsa bu seni ilgilendirmez. zaten o şirket de o adama ihtiyacı var ve işi yapan adam o zaten. rahatını bozmaya değecek birşey çıkarsa da yerinde durmaz sen kafanı yorma. serbest piyasa bu zaten, senin istediğin ve senin arkasında durduğun sistem bu, cebinde parası olan adam eğitimsizse zaten artık kendi başına bir sik beceremeyeceği için okumuş adamları bulur çalıştırır. dil bilmeden mi yapılacak o ithalat ihracat işleri? kafası inşaatla bozulan beyin ötesini göremiyor sanırım..

    sunulmuş imkanlar ayrılmış milyarlar var da millet kullanmamış atıl kalmış gibi konuşuyorsun da, masaya koyacak yarrak varsa çıkarıp koyarsın, yoksa atıp tutmakla konuşulmuyor ekonomi, kahvehanede karı kız öğüdü vermiyorsun, karşına adam rakamlar koymuş açıklamalarını da rakamlarla yapabiliyorsan yaparsın. aylarca babayiğit arayıp milyarlarca lirayı başka ülkelerdeki teröristlere, yandaşlara, ottan boktan inşaat projelerine, saraylara uçaklara savururken yediğin haltı şimdi spor ayakkabıya bilmemneye vergi artışıyla toparlamaya çalışırsın anca. sen götüne başına süreceksin de adam enayi mi en az 200bin araç satamazsa milyarlarca dolar yatırımı götünde patlayacak? bir taraftan enayi arayıp bir taraftan saçmasapan yerlere milyarlar saçarak, ihracatın %80'ini gerçekleştiren adamları vatan haini ilan ederken, ülkeyi ithalat manyağı yapan her yeri şantiyeye ranta çeviren adamları kahraman ilan ederken düşünecektin cari açığı.

    ithalat patlamasını, kredi kartıyla ve tüketici kredisiyle yapılan harcamaları büyüme diye kakalayınca sonun budur. bunu daha bu ekonomi küçültücü politikalara girmeden çok önce anlatan sayısız ekonomist var bu ülkede. üretemiyorsan sike sike küçülmek zorunda kalırsın, tarih öncesi gümrük politikalarına bel bağlarsın. millet gırtlağına kadar borca batana kadar milletin parasını iç edip sonra taksit sınırlaması yaparak toparlanmıyor ekonomi..
  • özelleştirmelerden gelen paralar ne oldu sorusu ile açıklanması mümkün değildir.
  • 2002 yılında hane borcunun, o hanenin gelirine oranı %4,3 imiş. bugünse aynı oran %46-48 aralığında, yani neredeyse gelirin yarısı.

    kaynak: yıllara göre hane halkı borcunun gelire oranı