şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tam olarak hissettiğim şey şu saniyelerde.
    anasını sattığımın dünyasına fena sinirliyim. pek sinirliyim, çok sinirliyim..
    yaptığı her şeyi hesaplayan, senin yaptığını da hesaplayıp sonra bunları kıyaslayan ve ardından cıngar çıkaran çok yakınında biri olduğunu düşün. hayat çekilir mi böyle be? insan utanır be yaptığı her şeyi bir bir anlatırken. hayır daldım buna zaten, parmağım şişti, dövemedim de araya girenler yüzünden. te allahım..
    her şey boku bokuna değecek şekilde arka arkaya gelir de götler yapışık olur ya, hah işte öyle oluyor. tam olarak öyle oluyor.
    ben şu an bu entryi okusam ne tırtsın sen de derdim kendime. o arka arkaya gelen şeylerin ergen dertleri olduğunu düşünerek. lakin bunlar biraz daha ne bileyim ergenlikten farklı sanki. ergenlikten olsa ağlayınca geçerdi. artık ağlayamıyorum bile. çok ergenlikten bahsettim. bi ara mektup yazıp kendimi intihar ediyodum da bıçak çok keskin diye vazgeçmiştim.
    kafasında sürekli sürekli onun ayağını kaydırmakla ilgili planlar yaptığımızı düşünen bir annem var. ve buraya yazıp yazıp sildiğim bi sürü detay var. en son kendine damardan verilmemesi gereken bir iğneyi damardan vermeye kalkışırken müdahale ettiğim için birbirimize girdik ve "ya sen gideceksin ya da ben" diye deliler gibi bağırdı. buna artık dayanamıyorum.

    normal bir ebeveyne sahip olma lüksü istiyorum. isterdim..

    babaannemi kaybetmek çok koydu lan bana. 2 sene o annemdi. belki de hep annemdi. şimdi fark ettim. en sevdiğim yemeği annem bilmez, o bilirdi. öldüğünü gördüm. babamı da kendimi de hiç bu kadar bitik hissetmemiştim.
    bok vardı bu kadar dert oldu bana her şey. ayın on beşine doğru ölmeyi bile düşündüm. enazından son maaşımı babamlar çekebilirlerdi.
    bu siktiriboktan itiraf sayılabilecek bi sürü depresif cümleden sonra bu entryi bir daha okumayacağımı iddia eder, yazım yanlışı varsa şimdiden af dilerim. kalın sağlıcakla canlar.
  • sakin kafa gerektiğinin habercisidir.

    şöyle bir derin nefes alınmalıdır. mümkünse uğraşılan ve odaklanılan şey kısa süreliğine askıya alınıp başka bir konuya eğilinmelidir. hayata daha geniş pencereden bakmaya yarayacak birşeyler yapmak da işe yarayabilir.
    misal bilgeliğine güvenilen birisiyle yapılan küçük bir konuşma (telefonda bile olabilir) yada şöyle güzel manzaraya karşı tüttürülen sigara iyi iş görebilir.

    sonrasında konuya dönüldüğünde daha bir rahat olunduğunu farkedeceksiniz.
  • -bazı işlerin içinden sadece severek çıkılabilirdi zaten.
  • (bkz: imdat)
  • sekiz sene önce ben ona deli gibi aşıkken beni seven sevdiğini niyetini açık açık ortaya koyan başka birinin teklifine evet dedim ve aşık olduğum çocuk bizi gördü ..utancımdan ne yapacağımı bilemedim kalbim yılların kırıklığından bu sefer karşılığı olup olmayacağı belli olmayan aşkı beklemesi gerekirken ilk defa beni sevene fırsat verdim çünkü sevilmek istiyordum ...çünkü sevilmeye açtım! bizi gördüğü için bişey de diyemedim ertesi günü ne zamandır tanışıyorsunuz ne şş yapıyor maaşını falan sordu ?sanki ben koca avına cıkmısım gibi ?ee aramızda bir şeyde yok ki sadece bakışıyoruz ben aşığım ama ya o ?ne hakla bunları sordu bilemiyorum neden bunca zaman benim telefon numaramı almadı bilmiyorum ?ben uzaklaştım oradan kendimce erkeklik egosuna yediremediği diyorum velhasıl böyle 6 ay geçti liseden güya en yakın arkadasım geldi kendisi çapkın bir kadındır kime aşılacağı belli olmaz !aradı ortak arkadaşı ve hep beraber buluşacağız ben de ne heyecan ne heyecan ?orada aşık olduğum çocuk bana yine laf soktu kadınlar evlenecekleri adamlarla evlenmezler , kimi sevdiğiniz belli olmuyor ,erkek arkadaşımın karakteri şarap sevmesi üzerine ben hiç sevmem demesi ki beraber şarap içmiştik vs ..eeee ben de umutlandım demek kıskanmış sevmiş beni ...ikinci buluşmada daha da cok üstüme geldi ve orada en yakın arkadaşım ona asıldı oda ona karşılık verdi ve onu eve bıraktı !!ben şok bir yandan ağlarım bir yandan arkadaşımın kazıgına üzülürüm bir yandan da beni koşulsuz seven bir ada'm var onu düşürdüğüm duruma üzülürüm ...bu psikolojiyle ondan ayrıldım haber verdim ona ama aramadı ben ona mektuplar yazdım yollamadım ,mesaj yazdım yollayamadım!ve acayip bir ikilem de kaldım !kalbim git diyor konuş diyor bi yandan da utanıyorum düştüğüm durumdan sonra lisede kilolu olduğum için özgüvensizliğim kilo verdikten sonra bedenimde oluşan çatlaklar ve sarkmalar geliyor ve iğreniyorum kendimden ..o sırada ayrıldığım çocuk arıyor be bu böyle bitmesin diyor kalbimi bıçak gibi yaraladın diyor ...ben de sev seni seveni diyorum ve hiç ayrılmamak üzere dönüyorum ! hala arasaydım barışır mıydık diyorum ama geçti yıllar yaşlandık yıprandık ve hala görünce kalbim atıyor
  • insanın kendinden başka tek bir kişiye bile anlatamadıkları kafasında dönüp durunca gelen his. hele de geçiştirmeler tükenip gerçek olan yüzüne tokat gibi inince...
  • yazmam gerektiğine karar verdiren şey. aklımda binbir filmden binbir replik. hepsi birbirinden daha çıkmazda insanlardan alıntı. uçurumun kenarında biten bölüm sonu gibi her şey. kendim çıkamıyorum, elini uzatana da hırlıyorum. en son annemin kalbini ufaladığımı farkettim bugün. "farkettim"... çünkü hissettim kelimesini kullanmak benim için gülünç şu anda. geçen hafta yazdığım şeye bakıyorum, bu hafta ki hissizliğimle kavrayamadığımı farkediyorum. sanki kısa devre yapmış gibiyim. halbuki kendime yüklenmemiştim bile.
    ilk zamanlar yapamadıklarıma üzüldüm, sonraları yapamadıklarıma bakarken kaçırdığım onca fırsatı farkettim. şimdiki zamandan az biraz öncesi de beni ben yapan şeyleri nasıl da kaybettim diye üzülürken buldum kendimi. ama kabullendim. öyleyse yeni bir "ben" inşası şart diye düşündüm. çok defa aynı yerden hırpalandığım için harekete geçmek için desteğe ihtiyacım vardı yine de. ailem, dostlarım yanımdaydılar. ama onlara dayanırken göstermem gereken çaba bile zaman zaman yoruyordu beni. şimdiki zamana ulaştığımda ise şunu farkettim. bunca zaman, onca desteğe rağmen hiçbir şey inşa etmemişim ben. geçen hafta nihayet dinlenmiş hissettiğimde dayanaksız bir iyileşme olduğunu biliyordumsa da bunun nedenini çözememiştim. bu hafta karanlığıyla üstüme yıkılınca her şey idrak edebildim. ama kimbilir haftaya bambaşka ruh haliyle bambaşka şeyler yazacağım belki de. işte hala çıkamıyorum işin içinden.
    hissetmiyorum. dünya yansa umurumda değil. şu an yaşadığım şartların memnuniyetini duyamıyorum. bu demek değil ki şükürsüzlük içindeyim. sadece minnet duygumu yitirdim. ben hayatta asılı kalmış bir ruhum. ipimi kopardığım an belirsizliğe düşerim, önümü göremem. ipin içinde ise nefes almak pek zor. ama bir kere bir yola girdin mi böyle oluyor.
    gitgide saçmalıyorum belki de. içimdeki şey öyle tanımsız ki... tanımlamak için yırtınacak gücüm yok belki ama kıyıya yaklaşmak için epey çabalıyorum.
    akıl bozdu mu, gönül ibresi şaştı mı gerisin geriye dönmek çok zor. yeni parça takabileceğimiz bir şey de değil bu. aptal işi benzetmeler yaparak sadece anlaşılır cümleler kurmayı deniyorum o kadar.
    işler pek bir arap saçı dostlar...
  • işte bu yüzden alkol var.