şükela:  tümü | bugün
  • çocukluğunu ofiste geçiren bir gencin düştüğü durumun adıdır kendisi. çocukluğunda yaşadığı hastalıklı zor günlerden dolayı sokağa çıkması, coşup oynaması ve hayata karışması gerekirken normalinden daha olgun olması gerektiğinden daha sakin bir yapıya büründürülen çocuk karakterimiz sokaklardaki akranlarından uzak kalınca bu sefer ofise gelen müşteriler ile, yan iş yerleri ile arkadaş olmaya başlar çevresi çanak çölek saklambaç ile değil ekonomi ile siyaset ile aktif piyasa ile dolar..

    devir lise deviridir artık gençtir ama çocukluğundaki bazı alışkanlıklarını kaybetmediğini belki de kaybedemediğini farkeder. ticaret zekası gelişmiştir bir kere, nereden ne fırsat çıkar, kim ileride iş konusunda yardımcı olabilir diye herkesi fişler zihninde.. git gide çevresi büyümekte, o ise bu çevresini etkin bir şekilde geleceğe yatırım olacak şekilde kullanmaktadır. aşkları ve sevgilileri olmuştur ama iş, başarı, kariyer, iş çevresinin büyüklüğü hep daha çok cezbetmiştir kendisini.. yaşıtı arkadaşlarını hovarda, avare ve sıkıcı bulmaktadır artık çocuk karaterimiz. bunun yerine yaşca kendinden daha büyük, kariyer ve başarı sahibi kadınlara ilgi duymaktadır. :erkek bu karakterimiz önce kendinden 5 yaş büyük bir bayan ile dener şansını ancak kadın beklediği gibi olgun ve iş hayatı ile dolu dolu olacağına kendi yaşıtlarından çok daha fazla naza, kaprise ve çocuksu karakterlere sahiptir.. genç karakterimiz koşarak oradan uzaklaşır derken bu sefer de 30 lu yaşlarda bir bayana kaptırır gönlünü. gel zaman git zaman sonra 30 yaşındaki bayanın beklentilerinin çok daha farklı olduğunu kavraması çok zaman almaz. sevgili ortayaşlı bayanımız ortak kullanılabilecekleri bir ev için perde seçmek için genç karakterimize fikri sorup da beyazeşya detaylarına girmeye başlayınca genç delikanlı koşarak oradan da uzaklaşır..

    iyi kötü günler geçiren bu genç karakterimiz insanları zihnin de fişlemeye devam etmekte, iş ve arkadaş çevresi hızla büyükmektedir. hoş o sadece iş çevresini ciddiye alıp saygıya değer görür ama o ayrı.. derken gel zaman git zaman lise si biten bu karakter üniversite sınavında yaşadığı şehirin içerisinden devlet üniversitesi kazanamayınca evi terk edip yeni şehirlere yelken açmak götüne fena halde zor gelir. girer açıköğretime, ardından da yıllardır büyüdüğü ofiste işe başlar.. artık her gün aktif iş hayatında yeni birşeyler öğreniyor, ortama yardımcı oluyordur derken ofisin tüm sorumluluğunun üstünde bulunduğu şahsı muhterem 15 ay askere gidince bizim genç adama kalır herşey.. ilk aylar güzeldir çünkü içi çalışma aşkı şevki ile doludur ancak gerzek piyasanın tahsilat sıkıntısını derinden hissetmeye başlayınca bu duruma fena halde uyuz olur. yapcak birşey yoktur, bir boka bulaşmıştır bir kere yürütecek işleri devam ettirecektir bir kere.. tabi elemanın asker sonrası geri dönüşü çok büyük bir patlama yaratmıştır düşlerinde.. artık herşey onun omuzları üzerindedir. bırakıp da gidemez.. korktuğundan değil ürkütüğünden de değil. öyle olması gerektiği için..

    derken aradan zaman öyle bir geçmiştir ki genç karakterimiz artık iş dışında birşey yapamaz, düşünemez, hareket edemez hale gelmiştir. tüm sosyal hayatı iş konuları ile fişlenmiş karakterle dolu, herkes bir çıkar grubu gibi gelmeye başlamıştır. bu iş sevdası öyle bir hal almış ki her an herşeyde tetikte bir iş fırsatı bekler, tabancadan çıkan her kurşundaki gibi ortalığı yarıp hedefe ulaşmak için çaba göstermeye devam eder hale gelmiştir...

    işte iş koliklik böyle menem, böyle nalet birşeydir..
  • hayatı kolaylaştıran bir durumdur.
    yer içer çalışır ve uyursunuz.
    çektiğiniz fotoğraflar hep işiniz ile ilgili olur, aman çirkin çıkmışım sorunu yaşamazsınız.
    çok çalışır bir durumda olduğunuzdan başınızı yastığa koyar koymaz uyursunuz. yok sevgilim nasılmış napıyormuş bilmemne ohooo...
    *
  • ayrılık ya da boşanma sebebi.

    (bkz: kişinin işkolik olduğunu anladığı an)
  • daima kendini eksik hissetmektir. asla yapılan işle yetinmezler. durduk yere kendilerine iş çıkarır ve yorulurlar.
    (bkz: kendimden biliyorum)
  • çok eleştirir yerden yere vurur, kötü bir şey olduğunu savunurdum, ta ki- eğer şimdi yaptığım iş iş olarak kabul ediliyorsa,- gece gündüz iş düşünene kadar.
    eskiden saydığım tüm olumsuz tiplemelere uyuyorum şu an, sabahtan beri bir şey yemeden çalıştım ve şimdi hala yemeyip acaba bir de surda bunu yapip sunu da mi yazsam, surada bunu paylasayim, sunu editleyip soyle yapicam, bir de her hafta sayfada soyle yapsam super olur diye yabanci ornekleri arastirirken,gun icinde yapamadigim, mailleri cevapliyorum.

    megersem diger taraftan bakinca isini sevmekmis, ya da mecburiyet *

    (iş dediğim de kek pasta börek, obez de olabilirim bilemedim )
  • sanayi bolgesine girdigim an uzerime yapisan sifat. her gittigim gorusmede boyle yardirirsam, en son paylasamayacaklar beni diye korkuyorum. isin sakasi bir yana bu is gorusmeleri falan ne degisik islermis.

    insallah bende dahil olmak uzre tum is arayan arkadaslar bir yere kapak atabiliriz.

    uykuya dalmadan evvel ne kadar iskolik oldugumu tekrar dusunerek ve iyi dilekler dileyerek gunumu sonlandiriyorum.

    hayirli isler
  • yaşadığım süreç. işkolik bir insan haline geliyorum ne yazık ki ve hayatım boyunca bu tür insanlardan hep nefret etmiştim. hayatın ufak şakalarından biri işte.
  • hem kendine hem çevresine zordur (bkz: workaholics)
  • ben de öyleyim ama benimki biraz değişik çalışıyor. yani mesela 24 saat aklımdadır iş, zorunda olmasam da bilgisayarımı falan hep yanıma alır mail takibi, raporlama falan evden çalışırım. ama öte tarafta iş yerinde daha çok mola yapıp kaytarmak için de elimden geleni yapıyorum yani. saçma.