şükela:  tümü | bugün
  • ankara'nın insanı kabadır, istanbul'un insanı kibardır.
    ankara'nın insanına kendini sevdirirsen canını verir, istanbul'un insanına kendini sevdiremezsin.
    ankara'nın insanı gardaş der, istanbul'un insanı kanka.
  • ikisi de insandır en başta. istisnalar her zaman olabilir, takılmayalım.
  • ikiside büyük şehir insanıdır.
  • ankara insanını hissettirmeden itin götüne sokan karşılaştırmadır. ankara insanı istanbul insanı karşılaştırılmaz,sorgulanmaz ikisi de ayrı sevilir.
  • istanbul'un piçi olur, ankara'nın çakalı.
  • istanbul insanı lehçesi düzgündür.yani istanbul ağzıdır. ama insan ilişkilerinde soğukturlar(yani ankara insanına göre.yada bana öyle geldi)

    ankara insanının diksiyonu ankara ağzıdır(istanbullu kendini beğenmişlerin kabalık gördükleri lehçe). ama kardeşlik ve insanlık duyguları çok gelişmiştir.

    mesela ben kendimi örnek vereyim;
    beni terkeden kız arkadaşım beni, aynı şeyleri defalarca tekrar ettiğim için terketti. ve ben acı çekip ondan yardım istedim bana yardımcı olmayıp telefonu yüzüme kapattı. işte istanbullu bir kız..

    ama ben aramızda ne olursa olsun ona her konuda yardıma hazırdım ve her zamanda hazır olacağım.çünkü ben insanım ve benden "aman" dileyene yüz çevirmem..

    işte ankaralı ve istanbullu farkı..birinin mayasında "çıkar" ötekinin mayasında "insanlık" vardır..
  • ankara taksicisinin arabasına binersiniz, taksimetre açılır, araba çalıştırılır, nereye gideceğinizi en son söylersiniz, en kabası hızlı kullanır arabayı.
    istanbul taksicisinin arabasına 15 metre kala 5-6 kişi üstünüze gelir, acayip aksanlarıyla nereye gideceğinizi sorar, orası çok uzak taksimetre açsam x lira tutar o yüzden taksimetre açmadan x liraya anlaşalım der. gideceğiniz yerin konumu yüzünden size kızgındır bu taksici. taksimetre aç derseniz dövecek gibi üstünüze gelirler, kimi sizi tutmaya bile yeltenir. yolun sonuna doğru da, x liraya anlaştık ama yol da uzunmuş x+y lira alacam der.

    ankarada bazı insanlar sıra bekler, azınlıkta olsalar bile.
    istanbulda sıra bekleyen aç, susuz ve yolsuz kalır, çünkü istanbul insanı vahşidir.

    ankarada ‘burdan sıhhıye dolmuşu geçer mi’ diye sorarsanız, ‘ben de sıhhıye bekliyom’ cevabı alınır ve itiş kakış o dolmuşa binilir. hatta soranın turist olduğu farkedilirse ilk binmesine yardım edilir, kendiniz dışarda kalcağınızı bilseniz bile.
    istanbulda adama sorarsınız taksim geçiyo mu diye, yok burdan yeşiköy geçiyo der. 10 saniye sonra gelen taksim sarı dolmuşunda son kalan yere oturur, siz dışarda kalırsınız.

    ankara dolmuşçusuna 100tl verince kızar, içinden küfreder ve para üstünü verir.
    istanbul dolmuşçusu verdiğiniz gıcır 100tl banknotu eski bir banknotla değiştirip geri gönderir, bu sahte bunu değiştir diye sizi kandırmaya çalışır

    sonuç olarak ankara insanı istanbul insanına göre daha naif, köylü ve temiz haldedir ve istanbul’da dikkatli olmalıdır.
  • istanbul'da dolmuşçuya 100tl verince sana bozuk yok diye sahtesini yolluyormuş ya, ankara'da dolmuşçuya 100tl verince mermi yeme ihtimalin var.

    iki şehir arasında ki fark bu yani.
  • ankara'nın şoförleri ustadır, acelecidir ama asla yol vermez, bu yüzden trafik çokça tıkanır durur. istanbul'un şoförleri de ustadır ancak aracın burnunu çıkardığında yol verir. çünkü yol vermediği takdirde trafiğin sıkışacağını ve kendisinin de bundan etkileneceğini bilir. daha bilinçlidir.
  • ankara insanı istanbul insanını döver. (bkz: angara bebesi)