şükela:  tümü | bugün
  • eski zaman meddahlarından biri, kavuk teslimi mevsimi geldiğinde, kavuğu ismail dümbüllü'ye devrederek magazin basınını şaşırtmıştır.
  • ortaoyununun ünlü simasıdır. ismail dümbüllü'nün ustası ve bilinen "kavuk" geleneğinin başlangıcı olan kişi. ismail dümbüllü'yü keşfetmesi ve ailesinden özellikle izin alması , onu türk tiyatrosuna kazandırmıştır.
    kel hasan efendi, oyunlarını ortalık yerde, halk arasında oynar, toplanan bahşişin bir kısmını kendisi alıp kalanını ekibine dağıtmak suretiyle geçimini sağlardı. eskiden televizyon vs gibi iletişim araçları olmadığı için yegane eğlence sokak eğlenceleriydi ve kel hasan efendi'nin bu alanda ciddi bir şöhreti vardı. oyuna başlarken önce yanındaki oyuncular başlar, insanları biraz ısındırırdı. bu sırada kel hasan efendi yakınlardaki bir kahvede oturur bazen çay içip sohbet eder bazen de tavla falan oynardı. sonradan gelip izleyicilerin arasndan oyuna bakar ve uygun yerinden oyuna girerdi..baştan sona doğaçlama olan ortaoyununun bu kıvrak bir zeka gerektiren yapısı içinde kel hasan efendi, izleyen insanları kahkahaya boğmasıyla meşhurdu.
    kavuğunu devrettiği ismail dümbüllü, ortaoyununa ayrı bir hız katmıştır. ne gariptir ki kavuk kendisine geçen ferhan şensoy, her konuşmasında ustasına bağlılığını ifade etmesine rağmen, sanat anlayışları arasında ciddi bir fark vardır
  • tenekesi ve süpürgesi ile tiyatroya çıkan tiyatro oyuncusuydu..
  • son yıllarda, meşhur kavuk kavgası nedeniyle adı zikredilmiş büyük ustamız.

    kavuk kavgası polemikleri burada: http://www.sabah.com.tr/…p/gnc111-20051120-102.html
  • sahneye çıkmadan önce, boş bir gaz tenekesini sahnenin ortasına fırlatır, sonra alkış ve kahkaha sesleri arasında elindeki tavan süpürgesiyle kendisi görünürmüş.
  • iç işleri bakanlığı'na bağlı tiyatro kulübü yani tam adıyla "mavi üniformalılar" , gezi direnişi sırasında taksim meydanında tomalı molotoflu sergiledikleri oyunun ikinci perdesini dün diyarbakır'da gerçekleştirerek bütün tiyatroya gönlünü ve yıllarını vermiş tiyatro oyuncularının haklarını gasp ettiler.

    o değil de, bir kel hasan kavuğu vardı, ismail dümbüllü'den munir özkul'a geçmiş, ondan da ferhan şensoy'a geçmişti. ferhan şensoy'un yerinde olsam kavuğu polis teşkilatına devrederdim.
  • mezarının nerede olduğunu çok merak ettiğim kişi. bulunmuyor. nasıl aranır-bulunur onu da bilmiyorum ama keşke bulsak.

    büyük meddah.
  • tuluat tiyatrosunun unutulmaz simalarından olan kel hasan efendi, 1870 yılında istanbul’da dünyaya gelmiştir. babası, halıcıoğlu'ndaki kumbarahane hastanesi'nde hastalar ağalığı yapan mehmed efendi’dir. kel hasan'ın selefi olan ve ona hocalık eden komikler, abdürrezak ve hamdi efendilerdir. kel hasan'ın yakın arkadaşlarından ahmet rasim bir yazısıda, o zamanki deyişle komik-i şehirimizin (ünlü komik) 18 yaşındaki halini şöyle tasvir etmiş;

    "keli, burnunun basıklığı, vücudunun cılızlığı, her ne sebeple kırılmış veya çıkmışsa ön dişlerinden birinin veya ikisinin noksanlığı nedeniyle telaffuzunda oluşan yarım pısırıklık, gözlerinin içi güle güle söz söylediği halde tüm endamıyla ön plana çıkardığı çeviklik, anında dikkatleri üzerine toplayan bir neşe peyda ediyordu". kaynak kaynak 2

    geleneksel türk tiyatrosunun ünlü komiklerinden kel hasan, yoksul bir ailenin çocuğudur. ilk gençlik yılllarında yoğurt satarak aile bütçesine katkıda bulunurken komik davranışları ve şakalarıyla çevresinde geniş bir ilgi uyandırmayı başarır. baba evinin bulunduğu kızıltoprak ve çevresindeki mahallelerin sakinleri, çocuk denilecek yaşlarda hasan’ın taklitlerini seyretmek, anlattığı komik öyküleri dinlemek ve böylece hoş bir zaman geçirebilmek için onu evlerine çağırırlardı. o yıllarda henüz 12-13 yaşlarında olan hasan, gittiği evlerde ayrıca karagöz de oynatırdı.

    kadıköy kuşdili caddesinde küçük ismail'in yanında tiyatroya başlayarak doğal yeteneğini sahnede göstermeye başlar. burada tecrübe kazanıp tanınırlığı arttıktan sonra kendi tiyatrosunu kuran kel hasan, uzun yıllar tarzının tek kişisi olarak mesleğini icra eder. bir kaza sonucu yassılaşmış burnu, saçsız başı, ince sesiyle aptal uşak/ibiş tipinin benzersiz oyuncusu olan kel hasan, aksesuar olarak kullandığı uzun süpürgesi ve boş gaz tenekesiyle unutulmayacak bir komik tipi yaratmıştı. komik-i şehir kel hasan efendi'nin sahne kombinasyonunu oluşturan diğer unsurlar; başına geçirdiği yanları yırtık takkesi, sırtında uzun bir ceketi, ayağında bir paçası uzun, diğeri daha kısa pantolonu ile yırtık yemenileri, kaşlarını üçgen biçiminde siyaha, yanakları ile ufacık bir cevizi andıran burnunu kırmızıya boyar, böylelikle makiyajı ile kıyafetini tamamlamış olurdu. boğuk sesi ise kendisine ayrı bir özellik verirdi.

    abdürrezzak efendi'den sonra birlikte çalışmaya başladığı hamdi'nin sahnesinde, zennelerin aşuftelikleri, acem, kayserli, laz taklitleri bittikten sonra, bütün oyuncular:
    dağda bir keçi
    sivridir kıçı
    bu kimin piçi,
    bunda bir iş var!
    diye bir ahenk tuttururlar, bu arada kel hasan meydana çıkar ve kopuk mahalle çocuğu rolünü büyük bir başarıyla canlandırırdı. komik-i şehir kel hasan efendi, gayet iyi kayserili taklidi yaptığı için daha sonraları, kopuk rolünü bırakarak kayserili taklidine çıkmaya başlar. tuluatçılığa ise orta oyunculuğundan sonra yöneldiği rivayet edilmektedir. kaynak

    hamdi efendi'nin yanında, çeşitli gazinolarda ve hususi davetlerde tuluat yapan hasan efendi, şehzadebaşında kendi namına çalışan bir tiyatro kurmuştur. tarihini tespit edemediğim bir ilandan anlaşıldığına göre, hasan efendi'nin sahnesinde sadece orta oyunu gösterilmemekteymiş. zamanın en ünlü pehlivanları, çifte sarhoşlar adlı oyunun ardından burada güreşmişlerdir. komik-i şehir hasan efendi kumpanyasının makinisti niko için tertip edilen bu gösteri
    belki de bir istisnadır.

    hazırcevaplılığı ve keskin zekasıyla temayüz eden kel hasan efendi'nin sahnedeyken gülmekten cevap veremediği ve belki de onun hayatı boyunca karşılıksız bıraktığı tek espri olması bakımından değer taşıyan olay şu şekildedir;

    esprinin kahramanı, tulûat sahnelerimizde yine kendi yetiştirmelerinden olan ve ibiş rolleriyle temayüz eden merhum refet'tir. bir gün sahnede her zamanki gibi refet, o salak haliyle hasan efendi'ye yaklaşıp el açar:
    --amca be, n'olursun bir metelik ver be. allah da seni inşallah, nasıl söyleyeyim, ölmüşlerine kavuştursun...»
    hasan efendi rol icabı kaşlarını çatar: --ulan böyle dua olur mu? sanki allah ömürler versin, der gibi allah ölmüşlerine kavuştursun diyorsun. defol oradan, bir metelik değil, bir para bile vermem...»
    refet masumane oradan uzaklaşırken birden birşey hatırlamış gibi döner:
    --amca be, madem ki ilk duamı beğenmedin, öyle ise allah o gözlerine zevâl vermesin. cenâbı-hak gözlerini hastalıktan korusun. hadi bana bir metelik ver amca..
    hasan efendi nasılsa boş bulunur:
    --benim gözlerimi bu kadar güzel mi buldun?... diye sorar.
    refet, o meşhur süpürge sopasının erişemiyeceği bir mesafeye uzaklaştıktan sonra yine o salak hali içinde cevabı yapıştırır:
    --allah gözlerine zeval vermesin tabiî amca. ya maazallah gözlerine bir hal olur da gözlük kullanmak lâzım gelirse, gözlüğü o nohut kadar burnunun neresine tutturursun amcacığım...
    refet'in bu esprisine seyirciler kadar bizzat hasan efendi de sahnede kahkahalarla gülmekten kendini alamamıştı...

    tuluat tiyatrosunda olduğu kadar mizah tarihimizde de müstesna yeri olan kel hasan efendi, 14 mart 1925 günü hayata gözlerini yummuştur. kaynak

    ramazan eğlencelerinde şehzadebaşı'ndaki tiyatrosunda tuluat yaparken

    süpürgesi ve tenekesiyle kel hasan efendi

hesabın var mı? giriş yap