şükela:  tümü | bugün
  • eski genel müdürüm. eski olmasının sebebi şu an görevinden ayrılmış olması değil, görevindeyken beni ve birçok akp yandaşı olmayan ajans çalışanı arkadaşımın kadrolarını vermemesidir. zat-ı muhterem az önce şirin payzın'ın programında aynen şöyle bir cümle kurdu:

    - biz kimsenin ekmeği ile oynamadık. ne münasebet.

    müdür afedersin ama taşşak mı geçiyorsun sen benimle? ağzım açık izledim sözlük, ağzım açık izledim. ben ve benim gibi onlarca ajans çalışanı, yıllarca kadro vaadi ile üç kuruş paralara çalıştırıldı ajansta. üstelik temizlik firması üzerinden taşeron işçi olarak ve taşrada falan değil ha. genel müdürlük ve istanbul bölge müdürlüğünde. düşünebiliyor musunuz devletin resmi haber ajansında taşeron gazeteciler haber yapıyor. bu insanların yıllarca yaptıkları gazetecilik faaliyetleri hep temizlik faaliyeti olarak kayıtlara geçti. ne sarı basın kartına başvuru yapabildik, ne de gazetecilik yaptığımızı daha sonraki iş başvurularımızda ispat edebildik resmi olarak.

    tam 3 yıl binlerce habere gittim ajansta. bunların içinde başbakan, cumhurbaşkanı haberleri de var, derbi maçları da var, trafik kazaları da var. üstelik bu üç yılın 1.5 yılı beş kuruş para almadan çalıştım. geri kalan 1.5 yılda da söylemeye utanacağım maaşlarla çalıştırıldım. ha ne oldu sonra; kemal öztürk haber akademisi diye bir sistem uydurdu. ne kadar torpilli, akp yandaşı varsa bu akademi ayağına ajansa kadrolu olarak işe başladı. ben ve benim gibi yıllarca emek vermiş insanlara da ''kusura bakmayın kadronuzu yapamıyoruz'' denildi.

    şimdi çıkmış televizyona pişkin pişkin sırıtarak ''biz kimsenin ekmeği ile oynamadık'' diyor. müdür sen önce beni buna ikna et hele bir. ekmeğimle oynamadığına beni ikna et hadi. edebilir misin?

    yani o kadar komik şeyler oldu ki sözlük. ödül alan genç ajans çalışanlarına kadro verilmedi, sigortacılıktan sıkılıp ajansa iş başvurusu yapan insanlar kadrolu muhabir olarak işe alındı. beni ajansa almayışlarından aylar sonra, tüm türkiye'nin yakından takip ettiği bir haber ile ilgili, bu kemal öztürk kişisel twitter hesabından benim çektiğim fotoğrafla ajansı övdü falan. o sırada ben işsiz şekilde ne yapacağımı düşünüyordum kara kara.

    sonra da biz kimsenin ekmeğiyle oynamadık. yaa bii... hadi samatya gelsin de savunsun eski genel müdürünü.

    not: bu akademi davasıyla kadro alan akp'e muhalifi muhabir insanlar da oldu ama bir elin parmaklarını geçmez sayıları. arada kaynadılar resmen. onları tenzih ederim.
  • cnn türk'deki ne oluyor programında, önce "ben akp destekçisi de değilim, hic kimsenin destekçisi de değilim." gibi bir şey dedikten 5-10 dakika sonra; şükrü küçükşahin'in bu adamin tayyip erdogan'a yazdigi guzellemelerini ve tayyip erdoğan karsitlarina karsi olarak yazdigi yazilarini okumasi üzerine çark edip "ben bir tarafim, bir tarafi tutuyorum." diyerek 5 dk icinde tukurdugunu yalamis kişi.

    daha da acisi "bizim ulkemize getirilmek istenen baskanlik sistemi diğer ülkelerdeki gibi degil, demokratik değil; iktidarda olanin, başkan olanin istediğini yapacagi bir sistemdir." eleştirisi üzerine ne acı ki, "o zaman siz iktidar olun." deyip pişkin pişkin gulerek cevap vermis ve boylece demokrasi anlayisini göstermiştir. sanirim kendilerinin demokrasi anlayisina gore iktidar olan istediğini yapar, istediğini öldürür, istedigi kanunu cikarir, kimseye danismaz, azinligi umursamaz. içten içe bu düşüncede olduklarini biliyorduk da, artik sirita sirita bunu acik acik soyleyebiliyorlar.

    bir de çoğu akplinin yaptigi gibi sürekli muhalefet partilerini eleştirme üzerinden yuruyumeye calisiyor. e madem muhalefet sorunu var bu ülkede, madem eleştirilmesi gereken şeyler düzgün eleştirilmiyor; madem yapilmasi gereken muhalefet doğru yapilmiyor; sen yap o zaman doğrusunu. sen "muhalefet iyi değil yea." deyip siritmaya devam ediyorsan, bu iktidara karsi doğru muhalefeti sen yapmiyorsan; bu "ben guclunun, ben güçlü ama yanlisin, güçlü ama haksizin yanindayim." demekten başka bir şey değildir.

    artik bu ülkenin tartisma programlarini izlerken sinirden kendimi parçalayacak hale geliyorum, televizyonu kirip atasim geliyor. tüm iktidar yandaslari mi ayni kafada olup sürekli ayni mantiksiz şeyleri söyleyip hakliymis gibi pişkin pişkin siritir. her program ayni laflar dönüyor, her program carpitmalar yapiliyor; bu halk bunları izlemiyor mu? izleyip de ne düşünüyorlar? vallahi cozemiyorum bu halki.
    benim cevremdeki akplilerin çoğu bunları izlemiyor, bir tartismaya girildiğinde de o yandaş gazeteciler gibi ayni laflari çevirip durmaktan veya susup "alternatif yok." demekten başka bir şey yapmiyorlar. ha bir de son zamanlarda alinan gazla birlikte "valla hicbiri umrumda değil 2023'de osmanli geri gelecek." diyenler var, onlari saymiyorum.

    bir de bu geceki programda şirin payzın sürekli "muhalefet etkisiz değil mi?" "madem iktidar yapay gundemler yaratıyor, siz de konusmayin o zaman, başka şeyler konuşun." dedi. hala bu kafada olan, boyle düşünen insanları gördükçe sasirmaktan kendimi alamiyorum. "başkanlık yapay bir gündemse konusmayin." deyip o cümleden önce ve o cümleden sonra baskanlik sistemiyle ilgili sorular sormasi zaten muhalefete karsi bu siteminin cevabidir. sen medya olarak iktidarın yarattigi gundemleri öne cikarmaktan baska bir şey yapmazsan, sen sürekli o konuları konusursan ve bu ülkede malum zat ve danismanlarinin haber kanallarini, tartisma programlarini etkilediği ortadayken neyin kafasi bu? hayir bir de, muhalefet sanki başka bir şey konusmuyormus, sadece iktidarın yapay gundemlerini konusuyormus gibi yansitmiyorlar mi? sen muhalefet partilerinin diğer konulardaki söylemlerini halka dogru duzgun iletmeyip boyle bir noktadan muhalefete laf atmak neyin kafasi?

    yok, bu ülkeden artik umut yok. kimin iktidarda olduğu önemli değil; insanlar bu kadar yalakayken, ikiyuzluyken, cikarciyken, bencilken; kim gelirse gelsin böylesine üçkâğıtçı bir halkla bu ülkeden bir bok olmaz. hayir o kadar da aptal değil bu halk, belki ileriyi yorumlayamayacak kadar aptal olabilir; ama bugünde guclu olanin yaninda olacak kadar, onu savunmak ve ona yaranmak için taklalar atacak kadar zeki ve isini bilen bir halk bu. zeki denmez buna, düzenbaz denir aslında ama dolandiriciligi, yalani dolani, cikarci olmayi zekilik olarak niteleyen bu halka gore zeki denir buna.

    sinir olup olup hicbir şey yapamamak da en çok koyan şey, işte bu daha da sinir ediyor insani. sonra pişkin pişkin siritiyor ya boyle adamlar, o iyice çileden cikariyor iste.
  • cikmis baskanlik sistemini savunurken "g20 ulkelerinin 13 tanesi baskanlik sistemiyle yonetiliyor, demek ki guzel bir sey" ayarina gelen bi seyler soyluyor, karsisinda "bu ulkelerin bulunduklari konumun sebebi baskanlik sistemi degildir bircok faktorun sonucudur" diyen adamin laflarini da piskin piskin siritip "e nedir o zaman konumlarinin sebebi, sayin sebeplerini" falan gibi sacma sapan dayanaksiz bir laf salatasiyla gecistiriyor.

    birisi de cikip bu arkadasa demiyor ki anasini satayim, g20 ulkelerinin 13 tanesi baskanlik sistemiyle yonetiliyor diye baskanlik sistemine gececeksek bunlarin 13 tanesi de hristiyan oldugu icin hristiyan mi olacaz, ne bicim bir mantik yapiniz var sizin?
  • yüzündeki sahte gülümseme, ak partisinin bir nevi yansimasidir. yüzündeki o sahte gülümseme, içindeki yerin dibine girme hissini bastirmak icindir. neyse ki hisleriyle yüzleri çatışanlar çok kolay anlaşılıyor. hiçbir ücret için değmeyecek şeyler bunlar.
  • sırtını hükümete yaslayıp gevşek gevşek gülmeyi gazetecilik zanneden onlarcasından sadece biri.
  • abdülkadir selvi; bu beyefendinin yanında adeta bir nutella gibi, tiramisu gibi tatlı, adeta hakiki tosun paşa gibi, laurence olivier gibi asil ve karizmatik kalmaktadır.

    selfie seni seviyorum ulan.
  • an itibarı ile cnntürkte papa ıle diyanet işleri başkanı'nı kıyaslayan şahıs.

    allah insanı bilgisizlikten, bilmediği halde biliyormuş gibi konuşma cesaretinden* korusun ve en önemlisi allah insanı olmayacak şeyi savunmak için kendini bu hallere düşürmekten korusun.

    ha bu arada papanın elçilikleri olan vatikan devletinin devlet başkanı olması, bunun dışında seçilmiş ve normal şartlarda ölünceye kadar görev yapan ruhani lider olması, diyanet işleri başkanının ise atanmış bir bürokrat olması, diyanet işleri başkanlığının asla ruhani bir kurum olmaması gibi konulara girmiyorum; bunları herkes biliyor.
  • hükümet manipülatörü.
    tayyibist.

    ek: ayrıyetten, orada aç sefil halde açlık sınırında yaşamaya çalışan yurttaşlarımız varken, suriye'den iç savaştan kaçıp gelmiş, hayatta kalabilmiş ama sefillik içinde çocuklarının egsoz dumanı ile ısınmaya çalıştığı dindaşlarımız varken, bu elitist arkadaşın yakasına mendil takıp, kim bilir kaç bin liralık ithal takım elbisesi ile televizyonlarda caka satmayı, haklarında dile getirilen iddialara gevrek gevrek "kah kah kah, kih kih kih" gülmeyi bırakmalarını, artık halkın iktidarının başa gelmesi gerektiğini, bu elit zümrenin artık ideolojileri ile birlikte halka zulüm etmeyi sonlandırmaları gerektiğini, artık bu yüzsüzlüğe bir son verilmesi gerektiğini göstermiştir.
  • altan vurdu gol oldu ve kendisi şu an inanır mısınız, gülmüyor.

    edit: yine güldü tipini sevdiğim.
  • "yıllar sonra bugünler hatırlanacak..."

    ha şunu bileydin iktidar maşası...