şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: anka kuşu)
  • "kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?"
    >friedrich nietzsche<
  • düşmana karşı verilebilecek en güzel cevaptır. lakin önce yanmak gerekiyor ki, işte o çok acı veren bir süreç.
  • konusunu rusların çerkesleri sürmesinden alan, çerkeslerin türkiye'ye gelişini anlatan belgesel.
  • kaşıntıya sebep verir.
  • ben yaptım oldu, hem küllerimin her biri savrulurken yaptım. lakin nasıl kül oldum önce onu anlatmak lazım...

    bi adam sevdim ben, çok ama; gurursuzca, zavallıca, bi çoklarına göre kendimi küçültürcesine ve en önemlisi kendimi hiçe sayarcasına çok...
    o bir başkasının yarasıyla hala ona aşıkken ısrarla bana geldiğinden ve ben de kendime o yarayı sarmayı vazife etmişken yürüyemedi haliyle. aşk kırıntısına bile razıyken ben o bana hiç aşık olmadı, olamadı.
    başta kollarımda bir enkaz varken zamanla sevgimle iyileşen ve egosu güçlenen bi adam oluverdi. sonra iyileşir iyileşmez de benim yerime bi kız çocuğuna aşık oluverdi. benden daha gururlu ve benden daha çok kaçan 16 yaşında bi kız çocuğuna gidiverdi. 16 yaşında kız çocuğu ne bilirmiş gururu demeyin, o adama göre çok olgun ve aklı başındaydı. ben ne kadar şeffaf ve uğraş gerektirmeyen biriydimse o o kadar kapalı ve peşinden koşturmayı bilen biri-ymiş.

    sonra ben öldüm ama ne ölmek sürüne sürüne. aylarca hiçbi şey durmadı midemde sadece kahveyle beslendim, yediğim her lokmayı kustum içimdeki acıyı da kusabilirim sanıp, olmadı...

    sürekli içmeye başladım sonra; ayık olmazsam hatırlamam sanıp, olmadı boğazımdaki yumruyu yok etmeye yetmedi hiçbi alkol oranı...

    çivi çiviyi söksün diye değil de, kirlenirse her şey belki rahatlarım içimdeki ondan koparım diye başka dudaklar, başka kollar...yetmedi, dinmedi yine...

    en son çok sevdiğim şehrimi, sevdiğim herkesi bırakıp almanya denen ruhsuz ülkeye gittim, kaçıp kurtulmak için ama olmadı. gitmek sadece gitmekti çünkü ve beynin de senle beraber geliyordu.

    bütün bu süreçlerde bi yandan sevdiceğiyle hayatına devam ederken bi yandan da benimle iletişimi kesmeyerek beni daha da dibe sürüklemeyi ihmal de etmiyordu. çünkü neticede başkasına aşık olması benimle konuştuğu gibi kimseyle konuşamadığı gerçeğini ve hayatında hiç kimsenin onun kötü anlarında benim kadar yanında olamayacağı gerçeğini değiştirmiyordu. ah bir de vazgeçemediği bi ten uyumu vardı ama bu zannımca olayın en gereksiz kısmıydı...gideririm sandığım bi özlemle ben de aylarca çık hayatımdan artık diyemedim. ara ara der gibi oldum konuşmadık bi kaç ay sonra hop yeniden başladık.
    sonra ben bi gün bi aydınlanma yaşadım ve onu artık geçmişte bırakmak istediğimi ve geçmişimi de adı gibi geçen bi şey olarak bırakmak istediğimi söyledim.

    bi süre onsuz hayatmı normale yaklaştırma şansı elde ettim böylece.

    şimdi gelelim bu hikayenin mutlu kısmına, kül olmak kolay külden doğmak zor olan.
    bi adamla tanıştım; ruh ikizim değil ruhumu tamamlayan bi adamla. ne kadar kötü yanım varsa onu hafifleten bi adamla...aşırı sinirime karşılık aşırı sakin bi adamla, pesimistliğime karşılık optimist, sivriliğime karşılık yumuşak, duygusal gelgitlerime karşılık dengeli ve dingin bi adamla. ama elbette hayat bana hiçbi şeyi sorunsuz sunmuyordu; istanbul aşkıma karşılık istanbul nefreti (çoğu izmirli gibi)....

    hatalar yaptım sonra bi sürü; zira alışık değildi bünyem değer görmeye ya inanmadım hiçbi şeye. benim için en huzurlu şehri bırakıp en kaos dolu şehre gelmeyi seçen bi adama aylarca inanmadım ben korkularım ve şüphelerimle yordum onu. ama pes etmedi, bırakmadı. sonunda ben de onun sabrıyla kendimden nefret etmeyi bıraktım. hayatımın en doğru kararını verip evlendim de bu adamla. mutluluk, huzur, severken seviliyo da olmak ne demekmiş öğrendim onla.

    kendimi sevmeyi öğrendiğim gün doğdum ben küllerimden ve bunu yapmamı sağlayan adamı da çok seviyorum; varlığı hayatın bana verdiği ikinci ve en büyük şans.

    velhasıl bütün mevzu kendinizi de sevmeyi öğrenmek; birini sevmek kendinden vazgeçmek demek değilmiş. marifet kendini sevip sayarken bi başkasını da sevip sayabilmekmiş. küllerinden doğmak da bunu anlayabilmekmiş...
  • mitolojide bunu yapan kulun adı serçedir. evet, serçe.
  • anka kuşunun yaptığı eylem