şükela:  tümü | bugün
  • esmer-sarı-kızıl-ye$il-mavi tadında hybrid olu$ sürecimizi ba$latan mevzuat.
  • alpaslanın deplasman galibiyetiyle sonuçlanmıştır...
  • sultan alp arslan'ın zaferi, en az istanbul un fethi kadar önemli bir yeri vardır türk tarihinde.

    bizans imparatoru diogenes bir haçlı ordusu hazırlayıp, türkleri anadoludan çıkartmak ve bu stratejik ve zengin bölgeyi ele geçirmek buradan da tabii ki mısır, suriye gibi ülkelere uzanmak istiyordu... 200 bin ciwarında askerden oluşan haçlı ordusuyla beraber yola koyuldu, o sırada selçukluların ordusunun neredeyse 4 katıydı bu rakam, insan korkuyor gençler...

    bu sefere çıkmadan önce diogenes'in şöyle bir hikayesi wardır, altın haçtan yardım dilemek amacıyla ayasofya'ya gider, o sırada haç kıbleye doğru döner, diogenes herslenir, tekrar düzeltir, ertesi gün gider haç yine kıbleye dönüktür, haçın zincirlenmesini emreder ve ertesi gün tekrar gider, haç yine kıbleye dönmüştür; morali bozulan diogenes "sıçtım olm... yok bu sefer sonunda madara olacam gibime geliyo" diye bi düşünceye kapılır ama 200 bin askeri toplamışsın, paralarını vermişsin, vazgeçemez...

    islam aleminin ve hatta türklerin de geleceğini, kaderini belirleyecek olan sawaş öncesi, malazgirt'te kamp kuruldu, 40.000 ciwarında ordusu olan alp arslan, bir barış heyeti gönderdi, fekat diogenes heyeti tersledi, "gidin olm nereye giderseniz, sitip atacam sizi ülkeden" tarzı cümleler savurdu heyet de sinirlendi tabi "kim kimi atıyo göreceez" diyip alp arslan'ın yanına dönüp "abi olay böyle böyle" diyerek anlattılar olanları; sawaş hazrlıklarına başlandı.

    24 ağustos gecesi, alp arslan'a yardıma gelen akıncılar, bizans karargâhına bir baskın çektiler, erzakları falan talan ettiler, o sırada karmaşadan dellenen diogenes, "altını inciyi dökün etrafa, ganimete dalsınlar ansızın" diye emir verdi, fekat ortaya atılan paraya, altına, inciye kendi askerleri daldı, bu karışıklıkta bizans ordusundaki türk asıllı hemşolar da akıncılarla annaşıp, selçuklu ordusuna katıldılar. 25 ağustos günü, yine öyle hazırlık falan derken geçmiştir, afişe hadiseler öncesi zaman çabuk geçer...

    26 ağustos cuma; alp arslan beyaz mintanlar giyip "ölürsem aha bu elbise kefenim olsun" diyerek kılıç ve topuzunu aldı, "en önde cenk edeceğm" mesajını da verdi böylece...
    selçukluklar klasik stratejileri olan turan taktigini uyguladılar ve mağdur ettiler bizans ordusunu ve diogenes 'te esir alındı.

    alp arslan'ın diogenes'e özel bir çadır kurdurduğu ve emrine hizmetkârlar verdiği söylenir bazı kesimce, bunu mukabil bir de, başka söylenti wardır, fakat nedense o aklımda yoktur, alp arslan sorgulamıştır ona göre diogenes'i "niye bizim elçilere zeval ettin, nie bize saldırdın deyyus" falan demiştir mutlaka.

    daha sonra antlaşma yapılmış ve bizans, selçukluya boyun eğmiştir, yılda belli bir miktar vergi, yardım gerektiği zaman, selçuklulara yardım etmek falan gibi maddeler wardır bu antlaşmada, daha sonra bozulmuştur tabii...

    lakin tarihin en büyük zaferlerinden biri olup, stratejisiyle de tarihe geçmiştir fekat ülkücüler tarafından sahiplenilmesinden dolayı kıl kapmıştır millet, o yüzden fazla söz edilmez. özellikle meydan muharebesi olması ve alp arslan'ın geride durup "haydin gençler cenge, savurun düşmanı bin bir yana" gibi komutlar vermek yerine yaradana sığınıp girmesi açısından bir başka önemi wardır benim için... başarılar... [tez yazdım lan, parmaklarıııım]
  • (bkz: 1071)
  • bizans ordusunda paralı askerlik yapan türk boylarının (bkz: uzlar) (bkz: peçenekler) taraf değiştirerek savaşın sonucunu etkilediği, önemli bir tarihi olaydır.
    26 ağustos 1071'de kesin sonuca ulaşan bu savaştan tam 851 yıl sonra, 26 ağustos 1922'de kurtuluş savaşının son muharebesi olan büyük taarruz başlamıştır.
  • malazgirt meydan muhârebesi.

    malazgirt'in türk tarihi'nde bir dönüm noktası olarak alınması bildiğim kadarıyla ilk yahya kemal beyatlı ile olmuştur. ya da daha doğru bir ifadeyle türkiye türklüğü'nü o, oradan başlatır; ziya gökalp milliyetçiliğinden, turancılıktan ayrıldığı nokta da o noktadır.
  • //--------------6 ocak 1956
    ----------------park otel, saat 10-12

    (...)

    yahya kemal'in odasına döndüğümde söz, türk tarihinden açılınca sordum:

    -neden türk tarihini 1071'den başlatıyorsunuz?

    -millî teşekkülümüzün menbalarını aramaya merak ettiğim sırada evvelâ anadolu'yu vatan diye benimsediğimiz ilk merhale dikkatimi celbetti. ondan evvel hudutsuz surette, mutlâk ve müphem bir turan hayali içinde yüzüyordum. kendi milletimizi kendimizden başka turanlı milletlerle karıştırmaktan bıktığım zaman gerçek bir tarihe gözlerimi açmak istedim. müverrih füstel dö kulanj'ın * bir tilmizinin bir cümlesi benim bu bahiste hidayet meş'alem oluverdi. bu müverrih fransa'nın hakiki teşekkülünü tarif etmek için demiş ki: "fransa toprağı bin senede fransız milletini yarattı...." bu cümle üzerinde çok durdum. demek ki bir milletin teşekkülünde en büyük rolü oynayan vatan toprağı imiş. benimsenilen yeni bir vatan er geç yeni bir millet vücude getirirmiş. türk'lerin anadolu'ya ilk geçiş ve orada yerleşişleri 1071'de olmuştu. bu tarihten sonra rum selçuk'ları nâmiyle iran selçuk'larından farklı bir beşer kütlesi peyda olmaya başlamıştı. karadeniz, marmara, ege ve akdeniz kıyılarının bir kısmı müstesna olmak üzere türk'ler anadolu'ya iyiden iyiye yerleşmiş ve orada kökleşmişlerdi. bazan uysal, bazan hoyrat beyliklerden parça parça serpilmiş küçük ve büyük devletler türemişti.

    asıl fâtih olan büyük selçuk'un merkezi konya idi. nazariyece fâtih selçuk hânedanı bunların metbuu idi. lâkin ardı arası alınmayan isyanlar yüzünden bu metbuuluk dâimi bir sarsıntı içinde idi.

    tâbi olan beyliklerin birbirleriyle muharebeleri de başka bir hercümerçti. iyi kötü bu hal hülâgû'nun kumandanı meşhur baycu tarafından, anadolu'ya moğol istilâsı vâki oluncaya kadar, kösedağı mağlubiyetinin fâciası senesinde feci bir nihayete erdi. anadolu türk'lüğü, moğol'u metbu olarak tanımak zorunda kaldı. ondan sonra millî müdafaa nâmına zuhur etmiş bâzı muharipler tarafından anadolu'da ikinci bir beylik'ler devresi zuhûr etmişti.

    1243-1300 seneleri arasında olan bu merhalede merkez selçuk çok zayıftı. yeni beylikler kopardıkları topraklara iyi sarılmışlardı... hiç umulmadık bir taraftan, bu beyliklerin en küçüğü kayı boyu'ndan, karakeçili aşiretinden bir ordu zuhur ediverdi. bütün türklüğün belki altın mâdeni olan bu karakeçililer osmanlı devleti'nin temellerini atanlardır.

    nâmık kemal'in meşhur mısraı, şüphesiz bir tarih hakikatinin katıksız bir ifadesidir:

    "cihangirâne bir devlet çıkarttık bir aşiretten" demesi, harfi harfine karakeçili aşiretinin bu hâdiseyi yarattığını iyice tasvir eder... *

    ondan sonra mâlûm. ilk önce eskişehir, bolu, izmit, bursa etrafında müstakil bir ülke vücude getiren bu aşiretin türkleri, biraz sonra çanakkale boğazı'nın karşısına geçmişler, lâkin bu geçiş bu defa bir çekilişle bitmemiş, oraya sımsıkı yerleşmişler, nihayet rumeli'de bir kaç asırdan beri yerleşmiş olan peçenekleri, kumanları, oğuzları ve vardar türklerini bulmuşlar, onların bir kısmını müslüman ederek kuvvetlenmişler ve merhale merhale bulgaristan'ı, sırbistan'ı, arnavutluk'u, bosna-hersek'i yunanistan'ı fethetmişlerdi.

    daha sonra anadolu beyliklerini peyderpey ortadan kaldırmışlar ve yekpare bir türk devleti kurmuşlardır. ve bütün bu hâdiselerin başlangıcı 1071'de olmuştu.

    (...)//

    iç. "işte gerçek yahya kemal", sermet sami uysal, inkilâp ve aka yayınları, 2.b., * * istanbul-1972, s. 144-145.

    iç. "yahya kemalle sohbetler", sermet sami uysal, kitap yayınları, 1.b., istanbul-1959, s. 76-78.
  • yaygın bir yanılgıyla anadolu kapılarını türklere açan savaş olarak bilinir. halbuki, bu savaşın sonucunda sadece anadoluya ilk defa bir türk devleti hakim olmuştur. bu savaştan öncede anadoluda ve rumelide çeşitli dinlere mensup türkler yaşıyordu zaten.

    (bkz: kavimler göçü)
  • sanildiginin aksine muharebe sonunda bizans ordusu tarumar olmus falan degildir. diyojen'in biraz da pecenek ve uzlarin taraf degistirme hengamesi sebebi ile alpaslan'in eline gecmesi sonucu dagilan ordu, daha sonra generaller tarafindan toparlanmis; donup tekrar saldirip alpaslani surebilecek durumdayken generallerinin yeni imparator seciminde etkin olmak tadindaki politik kaygilari sebebi ile baskente dogru cekilmeleri sonucu belirlemistir.