şükela:  tümü | bugün
  • annesi ne derse aksini iddia eden çocuktur. annesi kek sevmez der kek yiyesi gelir, annesi bir laf eder tam aksini söylediğini ya da yaptığını hatırlatır, sakın söyleme dediği şeyleri herkesin içinde anlatır ne yapar eder bir şekilde kadını yalancı çıkarmayı başarır.
  • evde görüşülmüş çocuktur.
  • omrumde bir defa babamdan tokat yedim, o da 12 yasinda tam olarak bunu yaptigim icindi.

    tokatla ogrenen cocuktur*. siddete karsiyiz o ayri.
  • annesi yalan söylemiştir.
  • (bkz: kara murat benim)

    annem, kara murat malkoçoğlu dinlemez pataklardı yalnız.
  • kaçınılmazı yapmış çocuktur. istisnası yoktur herhalde.
  • vardır böyle çocuklar: ev sahibi çay dağıtırken genelde çocuk için hazırda çay doldurulmuş bardak olmaz, büyüklerin sayısı kadar çay konulur ve çocuğa da usulen sorulur: içmek ister misin diye; lakin anne, sanki soru kendisine sorulmuşçasına - o sırada başka bir soruyu cevaplıyor olsa bile yarıda kesip - atılır: "evde içti, verme." çocuksa "içmedim anne." diyerek şaşkın gözlerle annesine bakakalır.
  • ev gittiği gibi ann terliğinin tadına bakacak çocuktur
  • o benim işte... nam-ı diğer; doğrucu davut...

    gerçi sadece doğruculuk değil, neden bilmem domates yemediğim halde 1 kilo domates yutmuşluğum, üzüm hoşafı içmediğim halde komşuya gittiğimizde kana kana içmişliğim vardır.

    evde görüşeceğiz bakışının ardından evde görüşülmüş, birkaç defa misafirliğe götürülmemiş -annem ya, cezaya bak- sonrasında akıllanmışımdır umuduyla götürüldüğüm ilk misafirlikte yine doğrucu davutluğum tutmuş ve eve dönüşümüzde kaba etlerime *terlik yemişliğim vardır.

    ama ne oldu, hiç... hep aynı. huylu huyundan vazgeçer mi... sırf eziyetmişim valla.
  • annenin komşu kek , pasta filan getireceği zaman yok biz evde yedik uğraşma demesidir bu çocuğu ortaya çıkaran. yemedik işte evde bırak getirsin pastasını , kekini yiyelim ne zahmet olacak ki ? ne olacaktı yani yeseydik.*