şükela:  tümü | bugün
920 entry daha
  • öncelikle şu konuda anlaşalım. ben bu tarz tarihi dizilerin çekilmesine kesinlikle karşı değilim. iyi bir senaryoyla, iyi bir kurguyla neler neler çekilir. dünya'da örneklerini görüyoruz. spartacus blood and sand, the tudors ve daha niceleri benim aklıma ilk gelenler. özenle yapıldığı takdirde sanat eseri olabilecek nitelikte filmler bunlar.

    gelelim bize. bu tarz filmler "kitap okumayı bilmeyen, tarih bilinci olmayan, araştırmayan bir halk için merak uyandırır." bu önemli bir hadisedir. tarihi şahsiyetleri araştırma ve onlar hakkında bilgilenme konusunda olumlu etki yapar. ama bahsi geçen kişiyle ilgili önemli anekdotları çarpıtmamak şartıyla. çünkü bizim halkımız cahil cühela bir halktır. aşağılık kompleksi vardır. televizyonda gördüğü şeyi gerçek zanneder. doğru dürüst kitap okumadığı için, dizide geçen olaylarıı gerçek olarak addeder. tutup da "aaa bak burayı yanlış çektiler, burası hatalı bir sahne olmuş" diyemez.

    kanuni sultan süleyman herkesin bildiği gibi osmanlı padişahları içinde heybetiyle dikkat çeker. 46 yıl boyunca yönettiği ülkeyi en parlak dönemine taşımış, avrupa'da nam salmış bir sultan olarak tarihte yerini almıştır. böylesine muazzam bir insanın, her insanda olduğu gibi kusurları, zaafları olması doğal. mahidevran sultan gibi kendisine erkek evlat vermiş, şehzade mustafa'yı doğurmuş, velihaht olarak görülen bir çocuk vermiş bir kadını yok sayıp, ukrayna'dan köle olarak getirilmiş, aşırı hırslı, erkekleri parmağında oynatmayı bilen bir kadına gönlünü kaptırması, belki de yedi düvele korku salan bir imparatorluğun çökmesine vesile olmuştur.

    dizide yanlış olan şey şudur: kanuni sultan süleyman ile hürrem'in aşklarının sürekli olarak uzatılması, vıcık vıcık aşk sahneleri serpiştirilmesi. bu hem dizinin sıkıcılığını arttırıyor, hem de dizinin amacından uzaklaştırıyor. halbuki kanuni sultan süleyman hükümdarlığının her anında böyle aşk meşk ilişkileriyle uğraşmamıştır. tahta çıkmasından bir sene sonra belgrad kalesini fethetti. üstelik bu kaleyi fatih sultan mehmet alamamıştı. yani adam sefere çıkıyordu durmadan. hürrem ile uğraşacak vakti yoktu. o yüzden bu bahsettiğim sahnelerin dizide gereksiz yere uzatıldığını görüyoruz.

    ikinci mevzu ise içki meselesi. şunu bilelim. padişahlar içki içer hanımlar beyler. hem de aslanlar gibi içer. onlar adına eğlenceler tertiplenir sarayda. "padişahlar içki içmez" derseniz, sarı selim'i (ikinci selim, kanuni'nin hürrem'den olan oğlu), dördüncü murat'ı, beşinci murat'ı, üçüncü ahmet'i, beşinci mehmet reşat'ı ve diğer padişahları inkar etmiş olursunuz. bunda ayıplanacak veya korkulacak bir durum yoktur. bu onların özel hayatıdır.

    ama şu akp denen partinin kurmayları ve onun yancıları içki içmiyorlar ya "vay efendim kanuni sultan süleyman'ı nasıl içki içiyormuş gibi gösterirsiniz" derdindeler bunlar. boktan hayat tarzlarını "laikçi" adını verdikleri kitleye zorla empoze etmeye çalışıyorlar. bir de yetmezmiş gibi rtük denen kurumdan uyarı geldi diziye. alköllü içki satışını neden yasakladılar bunlar zannediyorsunuz? yetmez ama evetçi anguslar bunu da anlamaz tabi. zekaları kıttır bunların. türkiye iran oluyor diyoruz, paranoyak ilan ediliyoruz. paranoyak sizsiniz efendiler. sizler ve sizin kemik yalayıcılarınız paranoyağın ta kendisidir.

    yahu beğenmiyorsan izleme kardeşim. altı üstü bir dizi bu ya. elinde tv kumandası var. aç samanyolu tv'yi veya mehtap tv'yi. bak ne güzel kuran okuyorlar sakallı amcalar. kırık testi diye bir program var, feto amcanız inancınıza, insanımıza dair bütün tartışmalara ve sorulara verdiği cevaplarla ekranınızı şenlendiriyor, fenalıklar geçirerek boşalıyorsunuz ağlama seanslarıyla.

    madem bu kadar hassastınız, can dündar'ın çarpıtmalarla dolu mustafa belgeseli yayınlandığında neredeydiniz? kanuni varken sırtlan, atatürk varken tavşan oluyorsunuz. çünkü çapınız bu.

    burdan diziyi çeken ekibe sesleniyorum. lütfen biraz daha özen; biraz daha gerçekçi çekin. bazı sahneleri uzatmayın.

    ccc mahidevran reyiz ccc
  • herşey iyi güzel hoş da halit ergenç henüz yedi düvel hükümrânı haşmetmeap moduna giremedi, her an cipe atlayıp, şraak diye cep telefonunu çekip kulağına dayayacakmış gibi geliyor bana izlerken. komedi dükkanının yönetmenini duyar gibiyim: "arkhadaşım, yönetim kurulu başkanı değil, padişah ol!!!!!"
  • söylemesi ayıp dört kişi birden hürrem'e benziyorsun deyince "o kim lan" deyip sallamıyor gözüksem de içten içe deli gibi merak ettiğim ve inceden de götümün kalktığı için oturup izlediğim dizi.

    eskiden de çarşamba akşamları ferhunde'yi, perşembe akşamları bihter'i izlerdik (maalesef sultan olmadığımdan mübarek perşembe geceleri dizi izlemekten başka aksiyon olmuyor). şimdi de hürrem bakalım padişahı nasıl donunda sallayacak diye izleyeceğiz.

    dün akşam neler oldu şöyle bir bakarsak,

    ** benim pis bir huyum var, dizi izleyen bir insan olarak kısa süre önce farklı bir dizide izlediğim bir oyuncu varsa onu sürekli o haliyle aklıma getiriyorum. mesela sultan süleyman hürrem ile odaya kapanınca "vay be onur aksal pezevengine bak, bir gecede 150000 usd öderken, şimdi cariyeye cariye demiyor" diye düşündüm. nebahat çehre'nin karakterinin adını bile bilmiyorum benim için o "`firdevs valide sultan`", burda gelini olan (yine adını önemsemeyip peyker sultan olarak kabul ettiğim) kıza baktıkça da "bacım senin de kaderin firdevs sultan tarafından sürekli eziklenmekmiş" deyip geçiyorum.

    ** sultan, ibrahim'e iki kez hemen hemen aynı cümlelerle ve aynı noktada fırça kayınca ibrahim haremde olanlara fransız kalmamak adına içeriden bir casus buldu. o casus da bence masadan ilk kalkıp...öhmm ne diyordum, ibrahim zamanında hatice sultan'a sırf dedikoduları öğrenmek amacıyla yanaşmıştır belki de...

    ** vatikan'ı gösterirken alttan alttan adamlar kendi dillerinde konuşur gibi yaparken bizim şaka gibi bir rum şivesi dinliyor olmamızın mantığı nedir?

    ** sülüman ile hasodabaşı ibrahim birbilerine karşılıklı şiir okurken öyle bir yavşaklaştılar ki bir an biri diğerine erojen bölgeye doğru yapılan cüccük hareketi çekecek sandım.

    "naberrrr muhibbiii **cüccük!**

    ** haremdeki figüran kızların yoklukta bile giderleri yok.

    ** geceye damgasını vuran olay benim içinmatrakçı nasuh'u göçmen babaanneciğimin matrakukacı nasuh olarak anlaması, akabinde parayla matrak oynama muhabbeti geçtiğinde gözünde parayla onun bunun şeyiyle oynayan bir adam canlandırması, nasuh'un bir de padişahın karşısına çıktığını görünce "tüüüüüh allah belanızı versin" diyerek aniden celallenmesi ve tv karşısındakilerle deminden beri içinde kopan fırtınaları o an tüm çıplaklığıyla paylaşıvermesidir.

    ** son olarak hürrem tombul yanakları, dik üçgenimsi burnu ve koca götünü bir kenara koyarsak çok güzel bir kız, ilk saydığım 3 özellik ise bana benzeyen yönleriymiş meğer. benzeten dostlarıma selam ederim!
  • can atilla'nin yeniden muzik yapmasina dahi gerek yoktu, aşk-ı hürrem diye bir album var.. onu niye kullanmazsiniz bre gafiller ! yikilin...
  • binbir gece ve aşk-ı memnu'nun yakın setlerde çekilmesini fırsat bilen nebahat çehre ve halit ergenç, kostümlerinin arasına karışmış kaftanları üzerlerine geçirmişler, evcilik oynamaktadırlar. herhangi bir muhteşemlik söz konusu değildir.
  • sevişme sahnelerinden 12 dakika kesmişler. hmffss.. ben de süleyman niye erken boşaldı diyordum. rtük yüzündenmiş. yoksa haşa, sülüman iktidarsız değilmiş.
  • o 12 dakikalık kesilen sevişme sahnesi, dvdye falan konulup satılsın. extended olur directors cut olur unlimited olur adı ne olursa. benim gelişimim bozulmuyor izlerken. çok merak ediyorum o sahneleri lütfen lütfen.
  • kanuni sultan süleyman 1520'de tahta çıktığında türkler, kürtler, araplar, ermeniler, rumlar, sırplar, bulgarlar, boşnaklar, gürcüler, abazalar, çerkesler, yahudiler, arnavutlar, kıptiler gibi halklardan oluşan bir imparatorluğun devlet başkanı idi. yani bütün bu halkların bugünkü devletlerinin içinden çıktığı bir imparatorluğun başında idi.

    evet kendisi müslüman/sünni-hanefi idi. halife sıfatı vardı ama ortodoks kilisesi'nin de hamisi idi.

    saltanatı boyunca bütün sadrazamları ve vezirleri arasında etnik türk olan yoktu. eyaletlerin ve sancakların yönetimi, ordu kadroları devşirme kökenli insanların elinde idi. harem'e ve enderun'a ve saray hizmetlerine türkler, kürtler, araplar asla alınmazlardı. yeniçeri kanunlarına göre türkler, kürtler, yahudiler ve çingenelerden devşirme alınamazdı bu nedenle bu halklar orta ve üst düzey devlet görevlerine gelemezlerdi.

    kanuni sultan süleyman'ın annesi ayşe hafsa valide sultan çerkes, diziye konu olan en bilinen eşlerinden biri çerkes diğeri ukraynalıydı
  • arka arkaya 5 padişahı dahi sıralayamayacak kişilerin saldırısına uğruyor ya ona yanıyorum.
  • çektiği tepkilerle yine zaytung haberlerine ilham olmuş bir dizimiz.

    ama ben başka bir şey hayal ediyordum, şöyle mesela:

    türkiye'deki muhteşem yüzyıl tartışmaları, ingiltere'de mrs brownfilminin yeniden gündeme oturmasına sebep oldu. sloganlar atarak buckingham sarayı'nın önüne gelen bir grup, victoria anıtı'nın önüne çelenk koyup dua ettikten sonra yaklaşık iki saat yolları araç trafiğine kapadı. grubun sözcüsü liverpool ingiliz ocakları başkanı william lionheart "kraliçe victoria'nın bir hizmetkarıyla, söylemeye dilim varmıyor, cilveleştiğini gösteren bu filmi lanetliyorum: bu gerçek kraliçe victoria değil, şanlı tarihimizi karalamak isteyen yapımcıların hayal ürünüdür" dedi. çok duygulu olduğu gözlenen lionheart, şöyle devam etti: "beş kıtada at koşturmuş ecdadımızın bu şekilde ekrana yansıtılması bizi incitmiştir. kraliçe victoria'nın imparatorluğun en parlak döneminde kocasının yasını tutan gayet dindar bir kadın olduğu, gönlünü sadece cennet mekan kocası albert ve hak tealaya veren bir ermiş insan olduğu herkesin malumudur. majesteleri her daim devletin bekaasını düşünmüş ve bu amaç için yaşamıştır. for god's sake, koskoca britanya imparatorluğu sadece gönül ilişkilerinden mi ibaret? bu, ingiliz tarihine ve kraliçe victoria'nın başkanlığını yapmış olduğu anglikan kilisesine çamur atmaktan başka bir şey değildir!"

    grubun bir sonraki eyleminin ise the tudors için olacağı bildiriliyor.
8743 entry daha