şükela:  tümü | bugün
  • torun torba sahibi olma arzusu daynılamayacak noktalara ulaşmış bir anne sorusu. soruda asıl amaç kabuledilebilir bir tarih öğrenmek değil baskı kurmak sureti ile süreci hızlandırmaktır.
  • muhabir: ne zaman evleneceksin?
    mehmet ali erbil: zaman zaman..

    hakikaten de sözünün eri insan..
  • özellikle 27-28 yaş civarındaki kızların kaçınılmaz sonu olmaktadır bu soru. ulan merak edilecek başka bir şeyim yok mu diye düşünülür, insanların kısır ve klişe varoluş algılarına şaşkınlık duyulur ve o anki moda göre ya esprili ya da daha sivri bir cevap verilir. metin uca da bu soruya "sol partiler birleştiği zaman!" der ve şen bir kahkaha atar mesela
  • ebeveynin ben senin mutlulugundan baska bır sey ıstemıyorum dıye baslayan uzun konusmasının bıtıs cumlesi.
    bu cumlenın onceden tahmın edılebılır olması verilecek cevabın uzunca bır sure bu soru ıle karsılsılmamaya yonelık olarak tasarlanması acısından bır avantajdır.
  • bir sonraki levelda bitmek tükenmek bilmeyen çocuk ne zaman? soruları başlayacaktır... soranlar sanki çocuğa kendileri bakacakmış gibi...

    geçenlerde üç yıldır bu soruyu her gördüğünde bana soran bir iş arkadaşım, nihayetinde "hemen, uzan şu masaya" cevabını almış ve bir daha bu soruyu sormaktan vaz geçmişti
  • "hayırlısı allahtan " diye cevap verebileceğimiz soru tümcesi
  • yaş ilerledikçe sık sık karşılaşılan, öcü kıvamanda bir sorudur. niye?

    efendim, bayram tatilinde ana baba ziyareti için memleketime gideyim dedim. malumunuz ufak yer, herkes birbirini tanır, selamlaşmalar ve muhabbetler alır başını gider. aslında büyük şehirde yaşamanın getirdiği 'unutkanlık' ile böylesi manzaralara şahit olmak bir yandan da hoştur. zira bu kalabalık ve hayat koşuşturmacası bazı şeylere yabancılaştırıyor ister istemez.

    neyse, memleketimden manzaralara bir nokta koyup sadete geleyim. dedim ya en başta 'öcü kıvamında bir sorudur.' ayağımı bastığım ilk dakikadan oradan ayrıldığım son dakikaya kadar, kaç defa duyduğumu ve cevaplamak zorunda kaldığımı unuttum. özellikle belirli bir yaşa gelmiş ve torun torba sahibi olmuşlar daha sık kullanıyor bu soruyu. 'eh yaş kemale ermiş, iş güç sahibi de olunmuş hemen uygun birisini bulup dünyaevine girmeli' düşüncesi hakim. ve ne kadar bıkkınlık verici olsa da ister istemez paratoner gibi bu soruyu üstümüze çeker oluyoruz.

    - maşallah bu senin oğlun mu?
    - evet.

    - hoşgeldin oğlum.
    - sağol teyze.
    - ne zaman evleneceksin?
    - .....(?)

    soru anında jet hızıyla gelir, cevap beklenir. insan bir anda aniden bastıran yağmura yakalanmış gibi ne yapacağını şaşırıyor ve kemkümler eşliğinde, sessiz ve şaşkın bir havaya bürünüyor. niye? hayatında ilk defa gördüğün birisinin ikinci cümlesinde bu soruyu yöneltmesi insanı şah-mat ediyor. siz deyin 5 ben diyeyim 15 kez aynı formatta 'ne zaman evleneceksin' sorusuna cevap anahtarı olmuşumdur.

    aslında böylesi durumlar sıkıcı olduğu kadar bazen de eğlenceli oluyor. hem karşınızdaki kişinin beklentiler eşliğinde pat diye bu soruyu sorması hem de sizin, forvetle karşı karşıya kalmış kaleci edasıyla savunma silahlarınızı çıkartıp, bazen şakalaşarak bazen de abuklaşarak cevaplar vermeniz trajikomik enstantanelere gebe olabiliyor.

    ha ama faydalı yönleri hiç yok mu? gelelim bu mevzuya. insan ard arda bu soruyla karşılaşınca tecrübe ediniyor, her adımda daha iyi cevaplar verebiliyor. en azından ilk anlardaki gibi sıkılmıyor, şaşkın bakışlar atmıyor. oradan ayrılma vaktim geldiğinde otobüse binmeden hemen önce yine bu soru yöneltilmişti;

    - bayram bitti, ananı babanı gördün, dönüyorsun artık.
    - evet teyze.
    - ya peki ne zaman evleneceksin?
    - hayırlı bir yolculuktan sonra teyze.

    işte o zaman huzur içerisinde ve 'ne zaman evleneceksin' sorusuna karşılık kazanmış olduğum güzel bir deneyimin vermiş olduğu hazla otobüsüme binip yola çıkmıştım.

    bu da böyle bir anımdır.

    ya peki siz 'ne zaman evleneceksiniz?'*
  • genelde nısanlı olanlara sorulan fıks soru turu ....