şükela:  tümü | bugün
  • ediz hun ve hülya koçyiğitin başrollerini paylaştığı melodram.herşeyden öte filmin adındaki ''ilginçlik'' sebebiyetiyle azduyumun da katkısıyla çeşitli bağlantılı isimler oluşturulur zaman zaman ''abi bir kadının şatraki takturesi,yok kotrati şatrakiyesi olmadı tatraşi katrutiyellisi tadında akaar akar.

    (bkz: billur tuz)
  • harika bir sessiz sinema sorusu.
  • yanlış hatırlamıyorsam metin erksan'ın yönettiğinden sonra, 1970'lerin sonunda ikinci bir versiyonu çekilmişti, ama yanlış hatırlıyor olabilirim. nedense kurtuluş kayalı'nın bir değerlendirme yazısı olduğunu hatırlar gibiyim. ölen bir kadının terkedilmiş/kalan evrakları anlamına gelir.
  • aslında bir romandır. güzide sabri isimli ilk kadın romancılarımızdan birisine aittir.
  • (bkz: vasiyet)
  • metin erksan filmin çekimlerine 1956 yılında başlamış ama askere yollandığı için filmi semih evin tamamlamıştır. ortaya nasıl bir sonuç çıktı, hâlâ bir gizem. izlemek istediğim bir film ama nerede bulacağız ki!
  • televizyonlarda "ölmüş bir kadının mektupları" adıyla yayınlanan türk filmi.
  • ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi'nde, okuyucu günlükleri okuyarak masum bir aşkın başlangıcına tanık olur. sevdiği adamın evli olduğunu öğrenen fikret hayata küser, ikinci evliliğini yapan babasının karısı onu bir türlü sevmez. kadının uzak ve yaşı oldukça büyük bir akrabası ile evlendirilir. dünyadan uzak, bir çiftlik evinde günlerini geçirmeye başlarlar. bir gün, o inanılmaz tesadüf gelir ve onu bulur. kocasının yeğeni olan bu kadın, fikret'in ilk ve biricik aşkı nejat ile evlidir. onları ziyarete gelmek isterler. fikret, geçmişte yaşananları kocasına anlatamaz. bu ziyaret, herkesin hayatını derinden sarsacak olayların başlangıcıdır.

    "gözyaşları ruhu boğulmaktan kurtarır derler. ah, bu gözyaşları olmayaydı bilmem yaşayabilecek miydim?"

    "ooof... bu düşünce bütün tüylerimi ürpertti... hayır, hayır, ben kızımın lanetine müstahak olacak bir anne değilim! aşk denilen bu zehirli yılanı kalbimden çıkarıp atmaya çalışacağım..."

    "ömrünün kışı içinde, bir bahar zevki duymak için beni almıştı. fakat güneşi ısıtmayan, çiçekleri açmayan bu baharın gülleri yok, bülbülleri yok, renkleri ve ışıkları yok!"

    geniş zamanlarınızda beklerim
  • hani daha sonra eserler vermiş birisi olmasa bir peyami sefa eseri diyeceğim güzide sabri'nin klasik eseri. tam dönemin türk edebiyatına uygun bir eser. okurken tek rahatsız olduğum konu diyalogların biraz gerçeklikten uzak halde çok ciddi görüntüde olmasıydı.
    konu olarak yasak aşk ve kahramanın peşini bırakmayan çaresiz bir hastalık. o dönemin bir çok eseri böyle. bir de bunun üstüne yazarın melankolisi eklenince olmuş size güzel bir edebiyat klasiği.
    hikayenin özeti şöyle;

    --- spoiler ---
    19 yaşında bir kız (fikret) 30'lu yaşlarında evli bir adamla (nejat) yaşadığı yasak aşk sonrasında bu durumdan kaçmak için 50'li yaşlarda birisi ile (sait) isteği dışında olsa bile uzak bir şehirde evlenir. tam aşıklar birbirlerini unutacakken kader ağlarını örer ve aşıklar tekrar bir araya gelirler. gün gelir ve geçmişte yaşadıkları bu ilişki ortaya çıkar. eşlerine hesap verirler. bu arada fikret'in bilinmez çaresiz bir hastalığı vardır. eşi bir av kazasında öldükten sonra son kez son bir veda busesi için nejat ile bir araya gelir ve ölür. buraya kadar olan hikayeyi fikret'in kardeşi suat fikretin günlüğünden bizlere aktarır. kitap da adını bundan alıyor elbette.
    --- spoiler ---

    iki kez filmi çekilmiş. maalesef metin erksanın çektiği filmi internet ortamında bulamıyoruz. bunun yerine memduh ün'ün yapımcısı olduğu tekrar çekimi var. zamanında tv de çok yayınlanırdı. güzel film ama kitabı yansıtmıyor. mesela filmde kötü karakter mediha kitaba göre dünyalar iyisi bir eştir.
    gayet okunası, kısa ve anlaşılır bir eser. melankoli sevenler sevecektir bu kitabı.
hesabın var mı? giriş yap