şükela:  tümü | bugün
  • yıl olmuş 2020 geçen haftaya kadar hâlâ okul denen dört duvarlı, çatılı, tahtadan sırası olan yüz yıllardır değişmeyen yerde eğitim görülüyordu.
    1920'lerde sınıf ortamı:
    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/…bq3dloqwfsqd9y3
    2020'lerde sınıf ortamı:
    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/…ydb7iw-p1m1_wxl
    şimdi bu iki fotoğraf arasında ne fark var?
    meb fatih projesiyle tüm okulara akıllı tahta dağıttı ama tahtayı açmayı bilmeyen öğretmenler görev yapıyor hâlâ. hâlâ yüz yıl öncesi gibi deftere not tutuluyor. hâlâ yüz yıl öncesi gibi tahta sıralarda oturuluyor.
    zaten dünya genelinde okulların kalkmasına az kaldı. bizim öncü olmamız lazım. sistem nasıl olmalı peki? kendi şahsi fikrimi aşağıya yazıyorum:

    meb tablet dağıtmıştı okullara ama çok büyük bir masraf oldu. bu yeni sistemde tabletleri ücretli bir şekilde aileler alacak. almaya gücü yetmeyenlerinkini ise belediyeler falan karşılayacak. meb, öğretmenlerin yaşlananlarını erken emekli yapılacak ve gençler eba sütüdyolarında konu anlatım videoları çekip sorular etkinlikler hasırlayacak. eba hem youtube gibi kaliteli video paylaşım yeri hem de sınırsız bir kütüphane gibi soru ve etkinlik dolu , stabil çalışan donmayan kasmayan bir dijital dünya olacak. meb tüm öğrencilere sınırsız eba interneti verecek. dersler burada anlatılacak. bir sürü öğretmenin anlatımı olduğu için öğrenciler hangisi kafasına yatarsa onu dinleyecek. çok dinlenen öğretmenler pirim alacak. bu sayede daha iyi anlatmaya çalışacak herkes.
    şimdi diyeceksiniz bu öğrenciler hiç sosyalleşmeyecek mi? sürekli evde mi duracak diye. her öğrenci mecburi olarak sosyal aktivitelere kursalara katılacak. mesela boşalan okul binalarının bazıları deneyap teknoloji atölyeleri gibi teknoloji eğitimi veren kodlama, robotik gibi şeyler öğreten atolyelere dönüşecek. bazı okullar resim kursu bazıları müzik kursu bazıları spor kurslarına hafta içi hangisine ilgili ise ona katılacak. hem arkadaş çevresi hem de yetenekleri gelişecek. mesela bu teknoloji atölyeleri sayesinde mühensler yazılımcılar çekirdekten yetişecek. öğretmenlerin hepsi ebaya dijital içerik üretemeyeceği için bu kurslarda çalışacak belli bir kısmı da.

    bu sistem tabi daha gelişmiş olacak. bu taslağıydı. yani kısacası öğrenciler her gün 8 saat boşa vakit kaybedeceğine 8 saatte öğrendiği şeyi 2 saatte öğrenip 2 saat soru çözerek bin kat daha verimli bir şekilde öğrenir. geri kalan zamanlarda dediğim gibi sosyal aktivitelere katılır.
  • böyle bir durumda çoktan emekli olmuş olmasına rağmen çalışmaya devam ederek genç öğretmenlerin iş bulmasını engelleyen "tecrübeli" öğretmenlerimiz ne yapacak sorusunu getiriyor aklıma.

    neyse. zaten ortalık karışık.
  • aynı müfredattan gelmeyen kişileri daha sonra bir akademik çatıda nasıl toplayacaksın? okulları yok etmek yerine eğitimde ciddi bir reform olmalı. herkes kendi istediği alanda uzmanlaşabilmeli ve bunun önü çok açık olmalı. tatmin edici ve yaratıcı ders içerikleri olmalı.

    bunun dışında okulların aileler tarafından çocuğu bırakıp kendi işine baktıkları yer olarak algılanması da var. çocuğu öğretmen istediği kadar eğitsin, aile köreltiyorsa bir şey olamıyor o çocuk.
  • yukarıdaki yazarın dediği gibi okullar yok edilmese bile ciddi bir reform lazım. 12 yıl boşa gidiyor gerçekten
  • eğitim etkileşim işidir. hem öğrenmeye motive olmak hem de katılım eğitimde çok önemli unsurlardır. eğer böyle olmasaydı çevremizde gördüğümüz kpss, lgs, dil kursları vb kurslar kapanırdı. günümüzde istediğiniz bilgiye internetten ulaşabilirsiniz. hatta youtube de her sınavın çalışma videoları var. insanlar üniversite bitene kadar okul okuyorlar sonra önlerine kpss belası çıkıyor. okumaktan, okuldan bıkan insanlar evde internetten ders çalışmak yerine kpss kurslarına da sırf motive ve etkileşim için gidiyorlar.
  • her öğretmenin şahıs şirketi açarak öğrenci toplayabilmesine vesile olacak hayırlı gereklilik. okul değil öğretmen seçerek eğitimine devam edebilir çocuklar. sistem gayet basit. yaşına göre görmesi gereken zorunlu dersleri milli eğitim bakanlığı açıklar, ders saatine göre fiyat tarifeleri yine bakanlık tarafından belirlenir, veli de dersler başlamadan önce istediği öğretmenlere başvuruda bulunur. öğrenciler de belli saatlerde ve günlerde derslere online katılır, sınavlar da devlet tarafından yine online sistemde açıköğretim sınavları gibi yapılır. başarı durumuna göre de zayıf olan öğretmenler zaten elenir veya talep azalır, kalite yükselir. yeterli denetlemeyle müthiş bir sistem ortaya çıkar. isteyen yine klasik eğitime devam ettirir ama bu şekilde lüzumsuz zincir okul enflasyonu, maaş vermeyen x koleji gibi konular büyük oranda ortadan kalkar. ödemeler için de devletin yaptırımları ve garantileri olmalı. bu çocuklar nerede ne zaman sosyalleşecek diyorsanız da dokuz saat okulda geçirdiklerinde sanki bütün sosyal sorunlar çözülüyor derim. dört saat ders görür, sonra hangi ortama istiyorsa girer. etüd, özel ders, her şey online olur, ticarethane mantığındaki okul zincirleri de siki tutar, biz de rahat ederiz. eyyorlamam bu kadar.
  • bir başka çözüm ise yukarıdaki yazarın dediğine benzer olarak olabilir. öğretmen seçimi yapılır. ama öğretmen para ile değil sınav ile seçilir. merkezi sınavdan yüksek alanlar okul seçer gibi kaliteli öğretmen seçip dersine online katılabilir
  • sınıf mevcutları yirmiye inmeden eğitim on iki yıllık büyük bir kayıp. sosyalleşme kısmı da sınıfta kalma ve cezalar uygulanmadığından serserilik, küfür öğrenimi ve bilimum itlikler şeklinde.
  • sadece teorik eğitim verilen fakülteler için olabilir ancak (bkz: diş hekimliği) vb. gibi fakülteler için mümkün gözükmüyor. teorik eğitim için de bu bir "gereklilik" mi, tartışılır.