şükela:  tümü | bugün
  • sadece büyük uyku mu? chandler'in bircok romaninda suclularin pesinden kosturmus, ilkeli dedektiftir. james bond gibi durmadan yeni bir heyecan yasayan maceraperest romantiktir. bosanma davalarina bakmaz, kötülük etmez falan fesmekan gibi bi takim prensiplere sahiptir ki, dashiel hammett'in hardboiled dünyasi ve dedektifleri yaninda biraz naif kacabilir marlowe ayaklari. genelde numara aynidir: kitabin basinda marlowe ya bürosunda beklemektedir, ya da bir kapiyi calmaktadir. müsteriyle konusur, müsterisi en basta huysuz serrefsizken marlowe'un hazircevapligi ile yavvastan dize gelir. kitabin ilerleyisi boyunca marlowe arada "neden dünyada böyle serrefsiz insanlar var?" diye düsünerek kendini melankoliye kaptirabilir, dertlenmeyin, hemen gececek, kendisi tekrar ise girisecektir. lakin sam spade marlowe'u kanirta kanirta siker. ve evet benim edebiyattan anladigim budur. kanirta kanirta sikmek.
  • simdi, philip marlowe prensipleri olan bir dedektiftir. bu durum misal cok sevdigim modern hardboiled polisiye yazari james ellroy'u killandirir mesela. melankolik, yalniz, romantik ve dürüst dedektif tipinin melankolik, yalniz, romantik ve saftirik yazardan kaynaklandigini söylemis, ayni sebepten chandler'i ve romanlarini hakir görmüs, hammett'i tercih ettigini belirtmistir ellroy. kendisine olan saygim bir yana...

    hammett'in karakterleri, gizliden gizliye sahip olduklari ahlaki kodlarini derine gömerler, evet; misal suclularin yaninda masumlarin yaninda olduklari kadar rahattirlar. halbuki marlowe suclularla, mafyayla filan hic anlasmaz. muhabbetini kisa ve sert tutar, eskaza bir güzellik yaptiginda bunu genelde yanlislikla veya baska caresi olmadigindan yapar. ama bunun sebebi diyebilecegimiz marlowiyen sövalyelik dürtüleri hakikaten hakir görülesi midir? kirli bir dünyada yasamaktadir marlowe. o kirin kendi üstüne yapismasindan korkmaktadir sadece. kendine göre bir ahlak anlayisi vardir, polise de fazla güvenmemektedir mesela. yaptiklari yüzünden insanlari yargilamaksizin kendince deger yargilari olusturmustur. o deger yargilari dogrultusunda da tek yaptigi kendisini kirden, suctan korumaktir.
  • esprili, satranca ve pipoya düşkün dedektif.
  • frank miller tarafından tekrar beyaz perdeye uyarlanıcak chandler karakteri..hikayenin adı trouble is my business.. philip marlowe u canlandıracak aktör kişisi ise sincity nin delikanlısı clive owen olacak gibi görünüyor...hayırlısı ..
  • 'lisanslı özel dedektifim, uzun süredir bu işi yapıyorum. orta yaşa merdiven dayamış, evlenmemiş yalnız bir kurdum, zengin değilim. bir kaç defa hapse düstüm, bosanma vakalarına bakmam. içkiyi kadınları, şatrançı ve bir kaç seyi daha severim. aynasızlar benden pek hazetmez, ama anlaşabildiğim bir iki tanesi var. buraların yerlisiyim, santa rosa'da doğdum, annem de babam da öldü, kardeşim yok, bizim meslekte herkese olabileceği gibi, eğer bir gün zımbalanırsam, kimse hayatının temel direğinin çöktüğünü falan hissetmeyecek.'

    diye özetlenebilecek olan kahraman olmaya niyetlenen dünyayı olduğu gibi kabullenen kişidir kendisi.
  • en karizmatik roman kahramanlarından biridir. işini iyi yapan insanın duyduğu gururu bu adamın her cümlesinde hissedersiniz. ister müşterisiyle konuşsun ister suçluyla ya da beceriksiz polislerle, cümleleri her zaman bu ağırlıktadır.
  • sevilen bir dedektiftir, raymond chandler sağ olsundur, eski zaman artistleri gibidir, çekici, ukala, vurdumduymaz tavırlı, esprili... güzel adamdır.
  • philip marlowe’un maceraları aşağıdaki filmlerde devam etti/ediyor:

    the brasher doubloon (1947, john brahm), marlowe’u canlandıran: george montgomery

    marlowe (1969, paul bogart), marlowe’u canlandıran: james garner

    farewell, my lovely (1975, dick richards), marlowe’u canlandıran: robert mitchum

    the big sleep (1978, michael winner), marlowe’u canlandıran: robert mitchum

    poodle springs (1998, bob rafelson), marlowe’u canlandıran: james caan

    mazany filip (2003, václav marhoul), marlowe’u canlandıran: tomás hanák