şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: producer)
  • sinema söz konusu olduğunda eksikliği, yokluğu, varken yokluğu epey sıkıntı çektiren;
    liderlik, koordinasyon, organizasyon, iletişim, sorun çözme, kriz yönetimi, pazarlama, ekonomi gibi alanlarda epey deneyimli, bilgili olması gereken insandır bu.

    yokluğu adamı tez zamanda da yapımcı eder, o da ayrı konu-dur.
  • trt kurumunda yapim-yönetim ya da yapimci yönetmen olarak adlandirilan prodüktörlük komple bir ürün olarak sunulmaktadir. prodüktörsen hem yapimci hem de yönetmensindir orada. yapimda ve yönetimde emegi gecen arkadastir prodüktörler. tabii ki görüntü yönetmenlerini de unutmamak lazim. ayrica eskinin stüdyo sefi simdinin stüdyo yönetmeni oldugundan, yönetmenlik ile stüdyo yönetmenligi karistirilmamalidir. prodüktörlük; sinema, televizyon, radyo programciligi, belgesel, müzik, video-klip, reklam vs. seklinde ayrilmasi teoriden ibaret olsa da, pratikte uzmanlasmanin yadsinamayacagi ama birimler arasi özel ehliyetin gerekli olmadigi bir meslek dalidir. kurgu masasinda harcanan vakitler ömür törpüsüdür. koltuk altinda tasinan takoz betacamler ise bu isin erbaplarinin vaz gecilmez aksesuarlaridir. ha bir de yönetmen sakali vardir ki kimisine karizma katar.

    prodüktörlerin cogu, kamera önünde olmaktansa, kamera arkasinda olmayi daha cok sevdigini söyler. bu durum cogunun meslek seciminde etkili olmustur. ama zaman zaman iclerindeki o karsi konulmaz ekranda gözükme istegine engel olamazlar. sözüm belgesel yönetmenlerine daha cok. bu istek cogunlukla ses (soru yöneltme olur bu genelde), el (herhangi bir nesneyi tutma veya isaret ederek kameraya gösterme yani bir nevi el mankenligi) ve muhtelif figüranlik (ancak bu yapilirken yüz gözükmez, kisi kendini daha sonra izlerken kiyafetinden tanir ve ese dosta "aaa bak su kareli gömlekli benim" demekten zevk alir) deneyimleri ile kimseler hissetmeden bastirilir.

    trt zaman zaman yardimci prodüktör kadrolarina sinavla eleman (kamu personeli) alimi yapmaktadir. bu zaman zaman kavrami göreceli olup (10 senede bir) daha cok kurum ici gecisler ve atamalar agirliklidir. personel alim yönetmeligine göre dört senelik herhangi bir fakülte mezunu diger sartlari da saglarsa (kpss, kurum mülakati...) kurum elemani olabilmektedir. yardimci prodüktörlük ve diger birimlerde görev alacak personel kurum ici bir egitime tabii tutulur.
  • film sektöründe taşeron olarak prodüktörlük yapanlara fixer da denir. anladığım kadarıyla fixer denen şahıs "abi ben bir sahne çekeceğim böyle köhne, yıkık dökük bir yer lazım fakat nerede vardır bilmiyorum bana yardım eder misin?" dediğinde gidip bizzat gidip buluyor ve parasını alarak üstüne düşen görevi böyle yerine getirmiş oluyor.
  • türk müzik piyasasinda para babasi manasina geldigi sanilir. cünkü vaktiyle unkapani'nda ofis kiralayip icine oturup gün boyu altin kesesini avuclayan herkes kendini prodüktör sanmistir. bunlarin yaptigi da repertuari, tarzi, stratejisi belirlenmis ve stüdyo hamalligi tamamlanmis albümleri bu safhada satin alarak masraflarini karsilamak ve müzik marketlerin raflarina ulastirmaktan öteye gitmemistir. bunun sonucunda albüm kartonetlerinde yapim, yapimci, prodüktör ve prodüksiyon kelimelerini hep beraber ve her birinin karsisinda baska bir isim olacak sekilde görmüs olmamiz dogaldir. cünkü kafa patlatip müzik piyasasinda daha önce var olmayan bir istikamette seyreden bir albümü sözüyle, bestesiyle, düzenlemesiyle yoktan var eden de kendine prodüktör der, müzikal veya düsünsel herhangi bir katkisi olmadan bu prodüksiyonu cd ve kasetlere bastirip tirlarla satis noktalarina ulastiran da. ellerine hazir gelen prodüksiyonun piyasa ortalamasina olan mesafesinden rahatsiz olup repertuarina avamlar avami bir a1 sokusturanlar ise kendi kitaplarinda prodüktörlerin sahi olurlar. bu kavram kargasasi ve ünvan görgüsüzlügü devam ettikce de bu zeka fakiri piyasanin ter kokusu her gün biraz daha agirlasacaktir.
  • "sessiz sinemanın birçok yıldızı, yönetmeni, yazarı silinip gitti. ama şunu her zaman hatırlayın: bir tek yapımcı bile yok olmadı." - ernst lubitsch
  • bir national geographic kameramanının deyimiyle, "yapımcının işi bizi diken üstünde tutmaktır"
  • bir sabah 9 aksam 5 calisani degil.
  • kuaförümün üzerinde protector yazan bakım ürünlerinden bahsederken kullandığı sözcük. ama saça tam istenen rengi verebilen mucize kuaförlerden. isterse prediktör desin.
  • hiçbir zaman tam anlamıyla güvenilmemesi gereken, zaten hiçbir zaman da yürekten ve o kadar da aşırı sevilmeyen insanlardır. arada çok güzel istisnaları olsa da, genellikle teknik ekip çıkışlı olmadıkları için kendilerini ekibinin yerine koyamayan, empati yoksunu yöneticilerdir. zaten iş hayatında da özel hayatta da her şey para için yapılmıyor mu, onlar için de heerrrr zaman öncelik budur. çalışanlarına değer verme konusu ise öncelik listesinin sonunda filan yer almaktadır.

    beş yıllık tecrübe sonrası sevdiğim yapımcı sayısının iki olması da bu olayı gayet güzel açıklıyor sanırım.