şükela:  tümü | bugün
  • bir haberinde su sozleri soyledigimi iddia etmis:

    “google’ın patronu eric schmidt’in bir sözüyle bitirelim: eğer kimsenin bilmesini istemediğiniz bir şey yaptıysanız belki de ilk elden o şeyi yapmamanız gerekir”. bu cümleyi ekşi sözlük türkçesine çevirirsek, şikayete, hatta soruşturmaya konu olacak bir entry girdiyseniz ve bunun muhatapları tarafından görülmeyeceğini düşündüyseniz, o entry’yi yazmamanız gerekirdi.”

    bu sozun sahsima ait olmadigi o kadar bariz ki. en basta "arkasinda durmayacaksan yazmayacaksin" tonu bugune kadarki durusumla ve "anonimligin neden ihtiyac oldugu ve gerekli oldugu"yla ilgili beyanlarimla ortusmuyor (bkz: takma isimlerin arkasına saklanan ezik insanlar/@ssg). bunun haricinde "xxx'in sozuyle bitirelim", "eksi sozluk turkcesine cevirecek olursak" gibi kabiz bir uslubun benden cikmasi zaten imkansiz.

    acikcasi bunun "iyi niyetli bir hata" oldugunu dusunuyordum radikal'in bizdeki yerlesik iyi imaji yuzunden. lakin haberin ciktigi gunden beri kendileriyle olan iletisim tecrubemiz bu konuda beni buyuk hayal kirikligina ugratti.

    oncelikle haberi radikal stajyerlerinden birinin hazirladigini ogrendik. kendilerine gerek telefon gerek yazi yoluyla duzeltme metni yolladik. bize geri donusleri ise "biz bu metni ssg'nin eksi sozluk'teki bir entry'sinden aldik bunla ilgili internet'te duzeltme metni yayinlamayacagiz sadece basili mecrada yayinlariz" seklinde oldu ve sadece basili mecrada tribal enfexion'un "telefonla yasal talep olmadan ip bilgilerini verdigimiz" iddiasina (ki tamamen asılsız) yaptigimiz duzeltmeyi yayinladilar. benim aciklamamla ilgili olarak ise "bir entry'sini alıntılayarak yaptığımız haberdeki gibi bir açıklama yapmadığını belirten" diye not dusup var olmayan bir entry'yi alintiladiklarini itiraf etmisler. bu arada aciklamayi internet'te yayinlamadiklari icin her yere bu sacma laf silsilesi benim sozlerim olarak yayildi.

    bugune kadar sacma sapan yiginla sey yazmisimdir. yanlis seyler de soylemisimdir. ayip da etmisimdir. sozlukte komik olacagim diye istemeden nefret soyleminde bulunmuslugum bile vardir. ama hicbir zaman "arkasinda duramayacaksan yazmayacaksin" minvalinde bir soz sarfetmedim. hele hele eksi sozluk'te boyle bir sey yazmis olsaydim bunun ortaya cikmasi radikal'in haberini beklemezdi. buna eksi sozluk'un aylik 7.1 milyon ziyaretcisi ve 34,000 yazar sahit.

    benim burada merak ettigim radikal'in stajyeri neden "yalan haber" yapsin? bu konuda konvansiyonel medyayi ve gazete camiasini taniyan insanlar beni aydinlatirsa cok sevinecegim. stajyerler neden yalan haber yaparlar? tepelerinden oyle emir mi alirlar? yoksa kendilerini kanitlamak icin "cok okunup cok tartisilan" bir haber elde etmek mi isterler? bu stajyerin sefinin de bu yalanin arkasinda durmasi nedendir?

    simdi "hakkimizda yalan yanlis seyler yaziliyor, cevap hakki bile verilmiyor!" diye eksi sozluk'u elestiren medya devleriyle, hukuki kosullar olusmadiginda bile cevap hakki taniyan bir site olarak rolleri degismis olmamiz acayip degil mi?

    acikcasi bugunlerde medyanin isleyisiyle ilgili cok sey ogreniyorum ama radikal'in bir grup twitter maymunuyla ayni tornadan cikmis olmasi beni cok sasirtti.
  • son gelişmeler üzerine bu gazetedeki sağcı yazarları şöyle bir sayayım dedim

    -ismet berkan (liberal, en azından solcu değil)
    -hakkı devrim (tatlı matlı ama, bir muhafazakar, özünde)
    -gündüz aktan (devlet sağcılığı)
    -hasan celal güzel (bildiğimiz sağ siyasetçi işte)
    -nuray mert (muhalif ama solcu ya da liberal değil. özünde sağ)
    -avni özgürel (epey sağ, ülkücü tandanslı)
    -mehmet ali kışlalı (ordu sağcılığı, ordunun sağ kanadı ya da)
    -tüm ekonomi yazarları (bu sayfalarda solcu köşe yazarına hiç rastlamadım, bilen varsa beni aydınlatsın)
    -yiğit bulut (herhangi bir ekonomi yazarı değil o. ulusalcı/milliyetçi ekonomi yazarlarının starı)
    -nur çintay (ne olduğunu bilemem ama solcu değil, o kesin. hımm, belki şöyle: cumartesi nişantaşı sağcılığı)

    bunların dışında altan öymen, tarhan erdem gibi chp'liler var ne kadar sol sayılır, tartışmalı. manzara bu iken bu gazeteye için kullanılacak en son tarif "sol gazete" olmalı herhalde. entelektüel gazete mi? eh pek değil. neyin radikali olduğu ise yanıt bulunamayacak bir soru sanırım. hayretle izliyoruz.
  • "sol liberal" basınımızın tabloid kalesi radikal'de dönüşüm neredeyse tamam.

    "sol liberal gazete" kulvarinda koşan diğer gazete taraf'in işin "gazetecilik" yordamından istifa ederek ve misyonunu tamamlayarak "sol liberal bulvar gazetesi" kivamina gelmesi sonucunda elinde tutamadığı sol liberalizm bayrağınin tek temsilcisi olarak duran radikal, bu bayrağı bir süre elinde tutmaya çalıştıysa da malumunuz bu bayrak radikal'in de elini yakar oldu. ahmet şık ve nedim şener davalarını bile yarımağız gören radikal'deki bu dönüşüm sonucunda, siyasal kutuplaşmanın sert ikliminde yaşayamayan sol liberalizm çiçekleri artik hangi mecrada derlenir onu bilemiyorum, ama radikal'in seçim süreciyle birlikte işi hepten "akp liberalliği" yatağına sarması işleri hızlandırıyor.

    eski yazi işleri kadrosunun büyük bölümünün istifası ya da işten çıkarılmasıyla devam eden süreç son olarak erdal güven ve çınar oskay'ın çıkışıyla kadrosal olarak da neredeyse tamamlandı. editöryal potlar, bitmek bilmeyen tashihler ve mizanpaj hatalariyla bir süredir zaman zaman sabahlarımızı şenlendiren radikal, artik eyüp can yönetiminde soldan sağa kiran sağ liberal gazeteniz olarak hizmetinizde. taha akyol'u vs. transfer ederse ya da vakit'in az tanınan "fikir adamlarına" köşelerini açarsa şaşirmayiniz.

    "sandiğin ustası" manşetlerinden, ankara'da polisin yasal sosyalist partilerin üyelerine yönelik yürüttüğü operasyonları verdiği haberlerde "sol"u parantez içine alıp, polis ağzıyla haber yazmalara varan bu dönüşümü içiniz kaldirirsa tabloid tabloid takip ediniz... geçmiş olsun.
  • cumhuriyet light
  • - radikaltak!
    annesi sıdıka'ya der... (bkz: sidika)
  • manşetleri (ağırlıkla) habere değil yoruma dayanır. ayrıca iç sayfalarda da haberden çok köşe yazarı vardır. bu haliyle gazeteden çok dergi demek daha doğru olur. "sol" iddiasındaki bu yayın organının ekonomi sayfaları da ayrı bir şenliktir, ekonomik sistemin sol bir yorumunu değil, bol bol liberal yorumlarını bulursunuz, sanki bu konuda sıkıntı çekiliyormuş gibi. ha, genel olarak aldığı tavır sol mudur, bu da tartışılır. solcuymuş gibi yapan holding dergisi diyelim, olsun bitsin.
  • referans gazetesiyle "birleşti."

    tabi nasıl birleşmeyse o, hem referans'ın hem radikal'in kadrosu neredeyse tamamen kapının önüne kondu. ha, patronlara bir şey demiyorum her zamankinden başka, onların misyonu bu, bu kısımda şaşılacak bir şey yok. ya ne olacağıdı. soru işaretsiz.

    ben türkiye'deki en mal çalışan grubu olan gazetecilere sinirliyim. bu kadar kolay işten atılabilen, bu kadar çok hakları sömürülen bu kadar çok köle yerine konulan bir de üzerine kendisini dünyanın en bilgili/akıllı insanı sanan başka bi çalışan grubu yoktur herhalde. gerçi büyük ihtimal yanlış düşünüyorum, aksi halde devrim olması ve bütün gazetecilerin güzel bi dövülmesi gerekirdi. ya hem sinirliyim hem de atılanlar arasında arkadaşlarım var, üzgünüm. biri hamile, biri yeni evli, diğeri de evlenmek üzereydi. zaten üzgün olduğum için sinirliyim. ya da tersi.

    ama bu basın mensuplarının yarrakkafalı olduğu gerçeğini değiştirmiyor işte.

    80'de general evren'in elini öpüp teşekkür eden basın konseyi başkanı ve peşindekiler, "şimdiye kadar işçiler güldü şimdi biz güleceğiz" diyen patronu haklı çıkardı. muhabiri de editörü de kendi parasıyla kapısından geçemeyeceği çırağan'a basın toplantısına gidince orayı babasının malı, kendini de şehzade sandı.

    işçiler 90'larda haklarının son kırıntılarını savunmaya çalışırken (pis mavi yakalılar) bunlar kendisini plazanın patronu sandı, "aramızda lafı mı olur" diye sendikayı da maaşını da patrona gümüş tepside verdi.

    sonuç: 2 yıl maaşsız çalışma (deneme süresi veya stajyerlik adı altında), haftada 60 saat mesai, kadrosuz, sigortasız güvencesiz bir yaşam, iki kelimeyi bir araya getiremeyen yayın yönetmenlerine biat (çünkü güvencen yok başka), sarı bile değil turuncu sendika, ve daha bir sürü şey.

    ayşe armancılık oynamaya yeltenen beyaz yakalarınızı sikeyim sizin
  • bakın okuyun bunlar haberci;

    ilgili haber.

    haberde hala gökhan ömer'e silahla vurdu, hakan'ın da ağzına silah dayadı içerikli bir haber girmişler. daha geçen haftalarda hakan çalhanoğlu olayı en ince detayına kadar aktarmış, gökhan'ın sadece ömer'in arkadaşı ile kavga ettiğini ve silah çeken kişinin de gökhan'n arkadaşı olduğunu açıkladı. buna rağmen ikinci defa gökhan'ın elinde silah olduğunu ve bunu ömer'le hakan'a doğru kullandığını yazan haberler yayınlıyorlar.

    radikal olarak beşiktaş nefretinizi anlıyorum, stat mevzusunda başka bir dolu mevzuda yalan üstüne yalan haber koymaktan utanmadınız, haberciliğin en dip köşesindeki hareketleri sergilediniz ama yeter lan.

    alırsın hakan'ın açıklamalarına binaen bir şeyler koyarsın, gökhan'ın o andaki davranışlarını eleştirirsin, bu minvalde gökhan'ın milli takım kariyerini sorgularsın anlarım da bu yapılan edepsizliktir, ahlaksızlıktır. yalan haber üstüne yalan haber. azıcık utanın lan artık, çıkarcı yüzsüz insanlar.
  • referans'la birleşme ve eyüp can*'ın başına geçmesi sonrasında adının araf'a dönüşmesinin uygun düşeceğini düşündüğüm gazete. hem hanıma jest olur hem taraf'a kafiye. sen ne dersin bu işe kavafların aliye?
  • reklam kampanyalarında "memlekete sol gazete lazımsa onu da burjuvazi çıkarır" sloganını kullanmalarını öneriyorum. zaten bu ülkeye komünizm lazım olsaydı şimdiye kadar gelirdi. devlet büyüklerimiz de vakti zamanında böyle dememişler miydi?