şükela:  tümü | bugün
  • bir restttir ve benim için yurdun batı yakasında yapmaya çalıştığım eylemdir.

    bir hafta oldu geleli, ardımda 14 koca seneyi, 14 baharı, 14 kışı ve koca bir bozkırı bırakalı sadece bir hafta oldu.

    yapayalnızım, bilmediğim bir memlekette, bilmediğim bir işte, bilmediğim insanlarla beraberim. buraya geliş sebeplerimden birisi ayrılma kararı aldı, son beş günü yaşıyoruz beraber, bir hafta sonra o bir kamyona koca bir hayatı yükleyecek ve başladığımız yere dönecek. giderken bana da gel dedi, hayır dedim.

    korkuyorum, çünkü son iki kurşunum vardı şarjörümde ve ben birini ateşledim.
    bundan gayrı bir tane kaldı, o da ya hedefe gider ya da kafama.
    korkuyorum, it gibi korkuyorum.
    ama ya olursa...

    işte sıfırdan başlamak böyle birşey, tüm ömrünü bilmediğin bir işe, bilmediğin bir şehre ve kocaman bir meçhule yatırmaktır.

    rest...
  • çok eğlencelidir.
    yaşadığınız mekanı değistirirsiniz.
    sosyal ilişkilerinizin içeriğini değiştirirsiniz.
    arkadaş çevrenizi değiştirirsiniz.
    sevgilinizi değiştirirsiniz.
    işinizi değiştirirsiniz.
    yeni bir sosyal aktiviteyi hayatınızı sokar yepisyeni yeteneklerinizi kesfedersiniz.
    hedeflerinizi değiştirirsiniz.
    alışkanlıklarınızı değiştirir, yeni alışkanlıklar edinirsiniz.
    çok güzeldir yahu. yeter ki tüm bunları yapma isteği olsun..
    enerjinizin bunyenize fazla geldigi bir donemde olunsun.
    en çok kendinizi sevdiginiz zamana denk gelsin.
    ben birkaç senede bir yapabilmek isterdim..

    bir saatten sonra bir yerlerde sabitlenmeyi tercih edecek olmayı simdiden öngormek ne kötü..
    gün gelecek meşe dolapların olsun isteyeceksin.
    olgulara, kişilere, seçimlere, doğrulara körü körüne bağlanmayı reddettikten sonra gün gelecek genel geçer nesnelere bağlanmayı tercih ederken bulacaksın kendini.
    başına buyruk ve küçümseyerek değil de, akıl ve mantıkla düzenlenmiş hayatlara yukarılardan yerine gıptayla bakma dönemi de gelecek en sonunda..

    insan her son sahnenin ardından,
    eldekileri tükettiginin canı çaldıktan sonra,
    yanlış seçenekleri doldurmanın sinyalinin gelmesinin ardından;
    elinde valiziyle kapı önünde kalmaktan,
    bomboş odalarda uyanmaktan ve sil bastan odayı doldurmaya ugrasmaktan,
    eskicilerden kırık dökükleri toplamaktan,
    çıkıklarını yerine sokup hiç canım acımadikiyi kendine aynada tekrar etmekten,
    ayrılıkları sıradan bir seymiş gibi adlandırırken geçmisi yanında tasımamak icin ona yok muamelesi yaparak enerjinin bir kısmını yok etmekten
    ve durmadan kendine yalan soylemekten usanıyor en sonunda bir gun..
    hicbir baslangıç sıfırdan olmuyor cünkü..
    anlam'ı daha da eksiltiyorsun her seferinde..
    bir sonraki insaat alanına daha az değer veriyorsun..

    huzurlu mavi duvarlar ve meşe dolaplar istiyor bir gun..
    sabit kalmak istiyorsun.
    nereden girdim nereden cıktım..
    iki ayrı konuyu bağlayamadım..
    heyhat.. (i)ki çelişkiler yumagı..
  • mevlana nın dediği gibi aslında,
    ''hayat ucu ateşli bir değnektir, insanlar onunla uzun bir çizgi çizmeye çalışırlar ama 'o' an, an, an yanar''
    anlardan öteye gidilemezlik hesap edildiğinde biriktirdiğin anlardan yapacağın, o koca kolaj resim tamamen senin eserin. dilediğinde eski parçaları atmak yerine yenilerini eklemek, üzerine yeni renkler sürüp katmanlara dönüştürüp ''senin'' yapabilmekse tamamem bambaşka bir yetenek alanı.
    sıfırlamak değil de yeni aklınla, yeniden tanımlamak ve şekil verebilmek gibi.
  • kucucuk bir kuş kondu pencereme.
    gagasında tasıdıgı kendisinden buyuk silgiyi pervaza bıraktı:
    -her seyi sil, dedi, sonra ben yine gelecegim..
    cemil kavukçu-aynadaki zaman
  • "şimdi bir yeni sevda mı olur
    kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
    tutar sıfırdan başlarsın
    yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
    seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
    dirhem dirhem azalırsın."*
  • sahip olduğunuzdan daha fazlasını kaybettiyseniz sıfıra ulaşana kadar da çabalamanızı gerektirecek olan eylem.
  • eskiye sünger çekip yepyeni bir başlangıç yapmak.
    insan içinde bulunduğu çürümüşlüğe katlanmayı, sıkıntılarla boğuşmayı bir mücadele olarak gördüğünde aklından geçmeyecek hatta yanlış olduğunu düşünmesine neden olacak birşey. buradan bakınca hayatta kalma ayakta kalma çabası olmanın çok uzağında. bu pencereden baktığın zaman korkaklık, mücadele gücü olmaması, zayıflık.
    ancak bir de öteki taraf var tak dediğinde ortaya çıkan. her şeye yeniden başlamak. cesaret. burdan bakınca kalmak korkaklık gibi gelmeye başlıyor insana. büyük bi risk olmakla beraber, takılıp kalma korkaklığından kurtulma hissiyatının verdiği huzur giriyor devreye.
    bu kararı alan kişiden başka kim bilebilir ki mücadelenin ne demek olduğunu. hayat bir kere elimize verilen bir şanssa, bırakıp her şeyi gitmenin korkaklık olduğunu kim söyleyebilir. bir insanın can, ruh sağlığından daha önemli ne olabilir. birileri vazgeçmek, yıllarını emeğini verdiğin bir işi bırakıp gitmek yanlış olduğunu düşünüyor diye onların baktığı yerden görmeye çalışmak kendi hayatını yaşamamaktan başka biley değildir.
    dışarıdan bakıldığında çok kişinin yerinde olmak istediği bir kişiyken, senin aklın ve bedeninle bir saat geçirse insanarın bu fikirden vazgeçeceklerini bildiğin bir pisliğin parçası olarak devam etmek insanın kendini harcamasıdır açık açık.
    kalkıyor gözümün önündeki perde, ve nasıl indiğini ne zaman indiğini hatırlamıyorum ben onun. ama kalkıyor ya, bu da bişey. yapamadı, beceremedi, kaçtı, gitti, zayıfmış, güçsüzmüş desinler. kalkıyor çünkü o perde, ne düşünürler diye düşünme perdesi. çünkü ben o kadar cesurum, o kadar güçlüyüm ki; yıllarımı verdiğim bir zamanlar idealim olan, sonuca ulaşmama az kalmış bir şeyden vazgeçecek kadar güveniyorum kendime. harcadığım zamanları boşa geçmiş diye düşünmüyorum, dersler aldım hayattan. yüzdüm kuyruğuna geldim demeyecek kadar kara benim gözüm. enine boyuna tartıyorum kafamda, acele etmiyorum uygulamaya geçmek için. sıfırımın ne olacağına iyi karar vermem gerek çünkü.
  • ne yazık ki hiçbir zaman 0'a dönüp oradan yeniden başlanmıyor. 0 adeta bir güneş, yanına yaklaştıkça ısısı artıyor, can yakıyor. gerçek hayat, iş hayatı, aşk hayatını bir kenara bırakalım, zaman akıp giderken geri dönmek, olmuş olayları, söylenmiş sözleri unutmak kolay değil, hatta imkansız. oynadığım oyunlara bakalım;

    age of empires ii : aşağı yukarı çıktığından beri oynuyorum, denemediğim varyasyon kalmadı, abimin aklıma soktuğu şifrelerden sonra iyice tadı kaçtı, "turks" leri ilk seçtiğim zaman, ilk "tamam", "yaparım" sözünü duyduğum zaman aldığım keyfi bir daha hiç alamadım.

    starcraft : bu da hâlâ vazgeçemeden oynadığım oyunlardan biri, görevleri defalarca bitirdim, kendimce yeni kurallar koyup bitirdim, çok zevk aldım, çok eğlendim ama "nuclear lunch detected" uyarısını ilk duyduğum gibi heyecanlandırmıyor beni, yine korkuyorum ama heyecanlanmıyorum, kerrigan mesela, sesi yine güzel ama aşık etmiyor.

    tarla (farmville) : türkiye'de ilk oynayan insanlardan biri olduğumu söylebilirim (hadi ilk yüzbin diyelim) hiçbir şey yoktu o zamanlar, 1 günde biten hediye görevini 1 ayda bitirdiğimi dün gibi hatırlıyorum. şimdi her gün en az 2 yeni tarla açıyorum (16 dolarlık mystery gift gönderebilmek için(kendime değil(bi arkadaşa))) yine ekiyorum, yine biçiyorum ama aynı tadı vermiyor işte.

    hafıza kaybını oldum olası anlayamadım ama imkanım olsa denerdim. sıfırdan başlamak hayata, yeniden öğrenmek kızarmış ekmek kokusunu ve yalnız gecelerde ciğerlere dolan sigara tadını.
  • 0 0 ile baslayamazsiniz fibonacci sayilarini saymaya;

    0 0 0 0 0 ... (bkz: eeeeeeeyyyyh skerim haa)

    hayat da fibonacci dizisi gibidir iste, herseyi birakayim bastan baslayim dersek" 0 0 0..." diye devam eder, en azindan hatiralarimizi yanimiza almamiz (0 1 diye baslamak) lazim ki onceki hayatimiz tekerrur etmesin di mi...
  • yaşamın herhangi bir alanında bir merhale katettikten sonra, bir nedenle bütün bu merhaleleri silip, herşeye yeni baştan başlamak eylemi.

    bir zen pratiği vardır meşhur; manastırda yaşayan rahipler uzun saatlerini harcayarak ve büyük bir emek vererek yere renkli kumlardan tablolar çizerler. ardından da bunu yapan sanki kendileri değilmiş gibi ellerine bir süpürge alır ve tüm kumları süpürür, tabloyu yok ederler. hiç durmadan günlerce bunu hep yaparlar.

    sıfırdan başlamak en çok ilişkilerde çıkar insanın karşısına, her ayrılıkla birlikte insan bir sonraki ilişkiye yeni bir insanla, yeni baştan başlayacağını bilir. kendini anlatmak, karşıdakini tanımak vb. zor gelir hep.

    ardından kariyer hayatında çokça yaşar insan bu iniş çıkışları. işe başlanır, işten ayrılınır, başka bir işe girilir vesaire. kimi zaman da sadece iş değil ayrıca meslek de değiştirilir. en zor baştan başlama budur.

    bazen de kişi kendi yaşamına sıfırdan başlar; önemli bir hastalık geçirir, kanseri yener mesela, sonra hayatına baştan başlar.

    zen pratiğindeki gibi olmalı ama zor olduğunu da kabul etmeli. insan 70 yaşında bile olsa yere düştüğünde kalkmayı bilmeyi, mücadeleyi bırakmamalı.