şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: peki)
  • "ben pergel gibiyim. bir ayağımla islam şeriatında sağlamca durduğum halde diğer ayağımla yetmiş iki milletle beraberim. bütün milletler kendi sırrını bizden dinlerler”*/mevlana.
  • "canım tenimde oldukça kuran'ın hizmetkârıyım.
    ben hakkın seçkin peygamberi muhammed'in yolunun toprağıyım.
    her kim bundan başka benden bir söz naklederse,
    o sözden usanç duyarım."
    - hz. mevlana
  • gerek islam tarihini, gerekse hz.muhammed (s.a.v.)'nin hayatını detaylı okumamış, üstünkörü bilgilerinin üzerine mevlana'nın mesnevisini ve biraz da hayatını okuyunca "çözdüm abi" oluvermiş insanların kafasında oluşabilecek yargıdır. eğer son peygamberliğin hz. muhammed (s.a.v.)'nin yaptığı bir "ayarlama" olduğuna inanmışsanız, kendinize hz. mevlana'dan çok daha iyi son peygamberler bulabilirsiniz. herşeyden önce hz. muhammed (s.a.v) okuma yazma bilmezdi. ayrıca herhangi bir ulemadan ders falan da almadığından dolayı durduk yere tevrat'ı ve incil'i sular seller gibi biliyor ve ona göre bir kitap "uyduruyor" olması pek akıllara sığacak bir görüş değildir. eğer "hayır efendim, çok iyi okur yazardı, önceden planlamıştı" falan derseniz, bu yaptığınız kişisel tahminden öteye gitmez çünkü bu yolda hiçbiryerde hiçbir kayıt bulunmamaktadır. peygamberliğinin gelişi de öyle kimsenin haberdar olmadığı, damdan düşer gibi bir olay olmayıp, kendisinden iki kuşak öncesinden bu işlerden haberdar olan bazı kabile büyükleri beklenti içine girmişler ve hatta hz. muhammed (s.a.v)'in kendisinden bir iki kuşak öncesinden bazı evlilikler bu beklentiye göre kasten yapılmıştır.konuyla ilgili detaylı malumat isteyen arkadaşlar ahmet cevdet paşa'nın kısas-ı enbiya adlı eserinin birinci cildini karıştırabilirler.

    islâmiyetin kılıçla yayılması hususuna gelince. karıştırılan birşey vardır ki kılıçla yayılan islâmiyet değil, islâm devletinin hakimiyetidir. o zamanki savaş adetlerine göre aman isteyen yerler vergi karşılığında (bir nevi savaş tazminatı) kendi dinlerinde serbest bırakılıyor veya müslümanlığı kabul edip kendi hallerine bırakılıyordu. sonuçta dinine bağlı olan insan parasını verip kendi dininde sebat edebilmektedir. ayrıca kılıç korkusuyla ve parasını kaptırmamak gayretiyle müslüman olmuş gibi yapan insanların bazıları sonradan fırsat bulunca isyan etmişlerdir ki bu onların sorunudur. sonuçta o cihadı yapan müslümanlar, karşılarındakilerin müslüman olup olmamasından sorumlu değillerdir. ayrıca kur'an mümin ile münafığın ayrımını yapmıştır. kalanı insanların şahsi tercihleridir. o fetihlerin yapılmasının bir amacı islâm'ı bir şekilde başka insanlara da ulaştırmak olmanın yanında ganimet elde etmektir, çünkü bir devlet kuruluş aşamasındadır ve çölde yaşanmakta, ordunun ve halkın diğer ihtiyaçlarını görecek maddi kaynaklar o dönem için çok kısıtlıdır. 1400 yıl öncesinin çölündeki hayat şartlarından bahsettiğimizi unutmayalım.

    hz.mevlana'ya gelince. maalesef kendisi, hayatında yaşamadığı şeylerin üzerine maledilmesi konusunda çok talihsiz bir zattır..hayatında ney üflememiş olmasına ve semah etmemiş olmasına rağmen bu ikisi onunla özdeşleştirilir. bugün bildiğimiz anlamda da bir tarikat lideri değildir. bunlar hep kendisinden sonra, ona olan sevgiden dolayı ona atfedilen şeylerin gelişmesinden doğan unsurlardır. tıpkı budha'nın kendisinden sonra bir din haline getirilmiş olması gibi..hz.mevlana'ya daha önce pekçok şey atfedildiğine şahit olduk ama peygamberlik söylemi de sözlüğe kısmetmiş demek ki.

    hz.muhammed'in yeni birşey getirmediği, eskilerin modifiye edilmiş hali olduğu iddiası da ayrı bir neşe katmıştır gecemize. aynı allah'tan gelen kitapların birbirinden 180 derece farklı olmasını beklemek nasıl bir mantıktır anlamak güç. insanlara emredilen iyiliğin temelleri haliyle aynı olacaktır. bir kitapta "içki helaldir içiniz" deyip sonra da "yok yok kötü birşey bu, içmeyin" denilmesi mi bekleniyordu ki..eğer allah'tan geldiğine inanıyorsanız kur'an'da zaten bütün ilahi kitapların kaynağı, zaman içinde birbirinin peşine niye diğerlerinin geldiğiyle ilgili malumat verilmektedir.

    neden "okur yazar" denilir de "yazar okur" denilmez bilir misiniz. insan önce okusun, fikir sahibi olsun, sonra yazsın diye..
  • ilmihal bilgisine sahip olmayanların mesnevi okumasıyla vücut bulan aldatmaca. bu tür karilerin hepsi bir iki beyitten sonra uçmaktadır.
  • hangi dinden olursa olsun her dindarın ortaya attığı aldatmacadır bu. yahudiler musa'dan başkasını tanımaz, hristiyanlar "yahudilik tanrının dini evet ama eskidi o, bizimki daha süper, alın size yeni ahit" der, müslümanlar "evet hepsi tanrının dinidir ama bozuldu onlar, insanlar kurcaladı falan. ama bizimkine bi halt olmaz evelallah, ahanda en süper din bu, en son peygamer de muhammed, valla bak. sakın sonradan çıkacak peygamberlere itimat etmeyin ha, alayınız müslüman olun len" der. bahailer de muhammed'ten sonra gelen bahaullah'ın son ve en süper peygamber olduğunu iddia ediyorlar mı bilemiyorum. ama bence geleneği bozmasınlar.

    edit: yukarıdaki entry de hiç bir hakaret veya tahrik bulunmamaktadır ve salt gerçek olan birşey vurgulanmıştır efenim. peki neden bir iki dakika içinde zamanın ötesine gitmiştir? çünkü bağnaz dinciler inançlarıyla ilgili mantığa aykırı, komik, akıl kurcalayan ya da sadece garip olan şeylerin bile dillendirilmesine tahammül edemezler. insanların sordukları sorulara dinlerinin mantıklı cevap verememesine ve hatta kendi kafalarında dahi beyinlerini kemiren soru işaretleri olmasına rağmen körü körüne inandıklarını kendilerine itiraf edemezler. hoş etmek isteseler de nedenini açıklayamazlar ya neyse. bunların sorgulamaya da sorgulanmaya da, düşünmeye de düşünülmesine de tahammülleri yoktur. düşünen insan sorgular, öğrenir, kavrar. din için ise sorgulamadan itaat esastır. kafalarında soru işaretleri olmasına rağmen neden mi öyle olmak zorundalar? ya, öyle işte canım karıştırmayın şimdi bunları. illa bi cevap istiyosanız şu kadarını söyliyeyim: bağnaz oldukları konu ne olursa olsun bu onlar için çıkmaz sokaktır. sebep aile ve çevre baskısı da olabilir, gerizekalılık da olabilir. adam çıkmaza girmiştir ve dışarıda özgürce dolaşan insanları görmeye tahammülü yoktur. kendini bataktan kurtarıp mutlu olmaya çalışacak kadar çalışmaz beyni. bu yüzden de herkesin aynı çıkmaza ve batağa girmesini arzular. yazık lan.
  • yutturabilen son insan olmasından mütevellittir.

    (bkz: hadi len)
    (bkz: valla bu son)
  • ortada bir aldatmaca olduğu açıktır. çünkü peygamberler hala mevcuttur. insanlar peygamber denince musa, adem, davud v.s gibi büyük işler yapan, büyük peygamberleri düşündükleri için her peygamberin meşhur olması gerektiğini düşünüyorlar. halbuki durum öyle değildir. peygamberler, tanrı sözünü yayan, insanları tanrı yoluna çağıran kişilerdir.

    elçilerin işleri (incil) 11:27: "o günlerde yeruşalim'den antakya'ya bazı peygamberler geldi."

    elç 21:10: "oraya varışımızdan birkaç gün sonra yahudiye'den hagavos adlı bir peygamber geldi."

    görüldüğü gibi mesih'in gitmesinden sonra da peygamberler bulunuyordu.

    bir peygamber zaten mesih'in sözlerini teyit edici sözler dışında başka şeyler söylemez. bu sebeple birinin peygamber olup- olmadığını anlamak kolaydır.

    1yuhanna(incil) 4:1-5: "sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. tanrı'dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor. isa mesih'in beden alıp geldiğini kabul eden her ruh tanrı'dandır. tanrı'nın ruhu'nu bununla tanıyacaksınız. isa'yı kabul etmeyen hiçbir ruh tanrı'dan değildir. böylesi, mesih karşıtı'nın ruhudur. onun geleceğini duydunuz. zaten o şimdiden dünyadadır. yavrularım, siz tanrı'dansınız ve sahte peygamberleri yendiniz. çünkü sizde olan, dünyadakinden üstündür. sahte peygamberler dünyadandır. bu nedenle söyledikleri sözler de dünyadandır ve dünya onları dinler."