şükela:  tümü | bugün
  • çok zeki olduğu halde kendini ifade edemeyen kısa boylu bir gencin hazin öyküsü.

    (bkz: r2 d2)
  • ilk üç filmi anti demoktrik jedi diktasının yıkılışını, sonraki üç filmi ise milletin hür iradesine karşı gelen postalcı jedi'ların gizlice örgütlenerek özgürlükçü ve demokrat cumhurbaşkanı palpatine'i öldürmesini konu alan drama serisi.
  • 2012'deki satın alım itibariyle disney tarafından hiç beklenmeyecek derecede çok kötü yönetildi. disney'in bir şekilde seri üretim yapımlarla, ecnebi tabirle cash cow'a dönüştüreceği, star wars markasının kalitesini düşüreceğini herkes tahmin ediyordu, hatta south park buna özel bir bölüm bile yaptı (obama wins). fakat bu kadar yol planı çizmeden, bu kadar vasıfsız insanlara güç vererek ilerleyeceği benim açımdan beklenmedik oldu. en kötü ihtimalle marvel cinematic universe gibi formülsel ama kendi içinde tutarlı ve fanları tatmin eden filmlerle ilerleyeceklerini düşünmüştüm. bunu yapamadıkları gibi memnun olmayan star wars fanlarını da "toksik fanlar" olarak adlandırdılar. böylece "biz yanlış bir şey yapmıyoruz, star wars hayranları sorunlu insanlar, filmlerimiz aslında başarılı" izlenimi uyandırmaya çalıştılar. bir süre de işledi bu, özellikle internet ortamında disney'in star wars filmlerinden şikayet edenler "toksik" damgası yedi, hatta daha ileri gidip seksist, ırkçı vs gibi absürt yakıştırmalar yapıldı. ama disney'in başarısızlığı kabak gibi ortaya çıkınca bunların da vadesi dolmaya başladı.

    başarısızlıktan kastım filmlerin kalitesiz olması, eleştirmenlerce ya da izleyicilerce beğenilmemesi değil tabii. bunlar da var ama bunlar disney'in çok da önceliği değil. devasa bir finansal başarısızlıktan bahsediyorum. biraz toksik bir fan olduğum için üşenmedim reddit olsun, box office siteleri olsun, finansal kayıtları tutan siteler olsun araştırdım ve bunu başkalarıyla da paylaşayım dedim.

    öncelikle filmlerden başlayalım, bu işin amiral gemisi filmler. şimdi halka öyle rakamlar açıklanıyor ki allah allah filmler ne büyük başarı yakalamış gişede, milyar dolarları koymuş kasaya diyorsun. ama öyle değil. iki nedenden dolayı değil.

    birinci neden, çok bariz olan, 1980'deki 100 milyon dolar 2020'deki 100 milyon dolara eşit değil. bunun içinde enflasyon var, sinema sayısı var, 3d'nin işin içine girişi var, sinemaya yıllar içinde artan / azalan ilgi var. var da var yani. bunu bence değerlendirmenin en güzel yanı filmlerin o dönemdeki iklim içinde, kendi yıllarındaki başarılarına göre karşılaştırmak, bir nevi endekslemek.

    böyle baktığımızda çok açık ve net bir tablo var. burada biraz geçmişten bugüne star wars filmlerinin başarısına bakmamız gerekiyor. the-numbers'taki verilere göre:

    1977'de, sonradan "a new hope" olarak adlandırılan ilk star wars filmi dünya çapında 775 milyon dolar hasılat ile birinci film oluyor. star wars'u close encounters of the third kind, saturday night fever ve the spy who loved me gibi kült filmler takip ediyor ve bu filmlerin toplam hasılatı ancak star wars'un hasılatına ulaşabiliyor.

    1980'de ikinci ve pek çok insana göre en iyi star wars filmi "empire strikes back" 548 milyon dolarla yine yılın en yüksek hasılat yapan filmi oluyor tüm dünyada. en yakın takipçisi nine to five'ın beş katından fazla bu. mad max, friday the 13th, the blues brothers, the shining gibi filmler bu sene içinde çıkıyor.

    1983'te çıkan orijinal üçlemenin son filmi ve skywalker saga'nın tek ve gerçek sonu (bu konuda tartışmıyorum bile) "return of the jedi" 475 milyon dolarla ilk sıraya oturuyor dünya çapında. ikinci sıradaki flashdance'ın hasılatının iki katından fazla. bu sene içinde roger moore'un ve sean connery'nin bond filmleri de var ilk beşte.

    1999 yılında george lucas, aslında en baştan beri aklında olduğunu ileri sürdüğü yeni bir üçlemenin ilk filmini hayata geçirdi. rivayete göre lucas zaten bu şekilde başlamak istiyormuş ama 20th century fox filmin başarısından emin olmadığı için tek film çekme hakkı vermiş. zaten ilk star wars filmine "new hope" uzantısının sonradan gelmesinin nedeni de bu, görülmedik bir başarı yakalamasından sonra devamının çekilmesine karar veriliyor. neyse konuya dönersek 16 yıl sonra gelen, benim ve benim neslimin sinemada izlediği ilk star wars filmi olan "phantom menace" 1 milyar doları aşarak hem yılın en çok hasılat yapan filmi oluyor hem de tüm zamanların en yüksek üçüncü hasılatına ulaşıyor. zaten o zamana kadar üç tane film milyar barajını geçiyor, şimdiki gibi elinden gözünden ışın atıp uçan her adamın olduğu film milyarı garantilemiyor. 1999'da phantom menace'ı 670 milyonla the sixth sense takip ediyor. bu sene ayrıca the matrix, toy story 2, the mummy, notting hill, american beauty önemli kült filmler var zirveyi takip eden.

    2002 yılında attack of the clones çıkıyor ve film 656 milyon dolarla dördüncü oluyor dünya çapında. ancak o senenin ilk üçüne baktığımızda bu biraz normal: lord of the rings the two towers, harry potter and the chamber of secrets ve günümüz süper kahraman sinemasını çıkışa geçiren film olduğu iddia edilebilecek spider-man. tabii phantom menace'ın bekleneni verememesi ve attack of the clones'un da serinin en zayıf filmlerinden olması bunda etkilidir. elbette zayıf derken lucas dönemi star wars filmleri standartında zayıf diyorum, hala oturup keyifle izleyebildiğim, kötü sahneleriyle bile eğlendiren filmler phantom menace ve attack of the clones. internet meme kültürüne de çok büyük katkıları var, bu iki filmdeki pek çok sahne meme oldu mesela.

    tabii prequel meme'lerini en çok besleyen film 2005'te gelen revenge of the sith. bu prequel meme konusuna yabancıysanız kesinlikle reddit'teki r/prequelmemes sub'ını takip etmenizi öneririm. revenge of the sith 2005'i yaklaşık 850 milyon dolarla ikinci sırada bitiriyor. ilk sırada ise yine bir harry potter filmi var ancak bayağı bir burun farkıyla ($897m) önde.

    sonra o karanlık gün geliyor ve 2012'de disney star wars'u 4 milyar dolar karşılığında satın alıyor.

    2015'te disney'in üçlemesinin ilk filmi geliyor. tabii herkes çok heyecanlı, ilk seans olan gece 12 full çekiyor akasya imax'te mesela. haliyle film 2 milyar hasılat yapıyor ve aynı uzun bir star wars yokluğu sonrası gelen phantom menace gibi force awakens da o zamana kadarki tüm zamanların en çok hasılatını yapan üçüncü film oluyor. fakat aynı phantom menace gibi insanların ağzında kekremsi bir tat bırakıyor. ama tam da bırakmıyor, bir değişik. phantom menace kötü film olarak kabul edilse de en azından kötü bir star wars filmi diyebiliyorduk. force awakens'ta hem iyi mi kötü mü karar veremiyoruz hem de tam star wars filmi gibi gelmiyor. ama diyoruz ki koskoca disney, herhalde planlamışlardır iyi bir üçleme, sonraki filmlerde toparlar bu iş.

    bu arada ufak bir dipnot: disney tabii "şu ana kadar çıkan tüm star wars çizgi romanlarını, kitaplarını falan yok sayıyoruz, biz kendimizinkileri çıkaracağız ve onlar hep birbiriyle ve ana filmlerle uyumlu olacak, hiçbir şekilde çelişmeyecek" diyor. çünkü expanded universe olarak bilinen ve 30 yıllık külliyata dayanan genişletilmiş star wars evreninde haliyle pek çok çelişki vardı. diyoruz ki mantıklı aslında, yapsın bunlar, o canon olsun. spoiler alert: daha sonra delicesine çelişiyor filmlerle.

    sonra disney "bundan sonra star wars filmi olmayan yıl kalmayacak" parolasıyla 2016'da rogue one'ı çıkarıyor ve o film captain america civil war'un ardından bir milyar hasılatla ikinci oluyor. hasılat iyi, film güzel. pesimistler olarak disney yüzümüzü kara çıkaracak, hakkaten bir planları var galiba diyoruz.

    sonra işte disney'in aslında herhangi bir planı olmadığını, star wars üçlemesi için bir yol haritası falan çizmediğini, işi de vasıfsız insanlara teslim ettiğini anladığımız film geliyor 2017'de: the last jedi. filmin neden rezalet olduğu üzerine kelam etmeye artık gerek yok, yıllarca yazıldı çizildi zaten. ama şu bir gerçek; bu filmden sonra star wars fanları disney'in bu işi beceremeyeceğini anladı. evet, film yine insanların "acaba force awakens'tan sonra nasıl devam edecek" merakıyla gişede birinci oldu ama aynı zamanda star wars markasına finansal anlamda en çok zararı veren film oldu. bu zarar da iki koldan geldi; birincisi daha sonraki filmler, ikincisi de disney'in aslında asıl ekmek kapısı olan star wars lisanslı ürün (yani temelde star wars oyuncakları) satışı.

    finansal anlamda ilk darbe solo filmiyle geliyor biz toksik fanlar ellerini ovuşturarak izlerken. film hem star wars ismini taşımasına, hem han solo gibi kült bir karaktere odaklanmasına hem de kanaatimce eğlenceli bir film olmasına rağmen yılı 24. sırada bitirdi 393 milyon dolar hasılatla. o zamana kadar bir star wars filmi için alınmış en kötü sonuç. mamma mia'nın devam filmi bile daha çok gişe yapıyor.

    şimdi solo neticede bir yan film, ana üçlemeye dahil değil, bir kazadır olmuştur, zaten film de çok beklenti yaratmamıştı diyebilirsiniz. olabilir, tartışılır. ama star wars'un 9 filmlik ana serisinin son filmi diye duyurulan (bizce öyle değil de, hadi öyle duyuruldu) filmin gişede patlaması hiçbir şekilde açıklanamaz. "rise of skywalker" 2019 yılını dünya listesinde sekizinci film olarak bitiriyor. üstelik, avengers endgame'i dışarda bırakırsak, arkasında kaldığı filmler de bir star wars ana üçleme filminin normal şartlarda asla arkasında kalmayacağı filmler. 1977'de başlayan star wars hikayesinin finali olarak duyurulan film, aladdin remake'inden daha az hasılat yapmış durumda şu an. bu rezilliktir, bu başarısızlıktır, bunu açıklayamazsın kimseye.

    kıssadan hisse, 1977'den beri her filmiyle yılın en çok izlenen filmi olan, birinci olamadığı en kötü senesinde bile lotr, harry potter gibi çok büyük serilerin az farkla arkasında kalan star wars'un, bu kadar önemli bir filmiyle sekizinci olması barcelona'nın la liga'yı sekizinci bitirmesi gibidir. ama çok gol atmışlardı diye savunamazsın, kovarlar teknik direktörü anında. üzerinde star wars adı taşıyan bir filmin yirmi dördüncü olmasına girmiyorum bile. şimdi orada bir milyarı görünce "bu mu patlamak ya, bir sürü para işte" diyebilirsiniz. evet bu patlamaktır, çünkü disney'in hedeflediği ve bu hedef doğrultusunda bütçe olarak harcadığı rakamlar düşünüldüğünde o bir milyar gişe hasılatı aslında büyük resim içinde zarardır. mesela iki yukarıda, 6. sırada, duran ve aşağı yukarı aynı gişeyi yapan joker de bir o kadar kazançtır. en başta dediğim gibi o bir milyar, bu bir milyara eşit değil.

    neden değili de açıklayayım. bu aslında en başta bahsettiğim iki maddeyle açıklanabilecek finansal başarısızlığın ikinci maddesi. dolayısıyla bu sadece son film için değil, genel olarak 8 yıllık disney macerası için geçerli. en basitinden önce yapım ve reklam bütçesini gişe hasılatından çıkarmamız gerekiyor. ancak bununla da bitmiyor, bunun bir de sinemalara gösterim için ödenen komisyonu var. konuya hakimsinizdir biraz cinemaximum olaylarından. ülkeden ülkeye değişiyor bu yüzde, abd'de %40 civarıyken çin gibi ülkelerde (ki en büyük pazarlardan biri) %75'e kadar çıkabiliyor. yani global gişe için ortalama %50 desek çok hatalı olmaz.

    bunun disney kapsamındaki tüm filmler için matematiğini reddit'te biri yapmış. temel olarak toplam gişe hasılatını ikiye bölüp (sinemaya giden komisyondan arınmış hali yani) filmlerin maliyetini çıkarıyoruz, kasaya giren kemiksiz parayı buluyoruz.

    the force awakens: $1000m-$500m = $500m
    rogue one: $500m - $300m = $200m
    the last jedi: $650m - $500m = $150m
    solo: $200m - $400m = -$200m
    the rise of skywalker: $525m - 500m = $25m

    burada önemli bir detay, filmin maliyeti sadece box office sitelerinde göreceğiniz "budget" değil. orada filmi sadece hayata geçirme maliyeti raporlanıyor. bunun çok önemli bir başka kalemi de filmin pazarlanması ki örneğin force awakens örneğinde bu maliyeti vanity fair $350m olarak raporlarken financebuzz $250m olarak raporluyor. buna dair kesin bir rakam vermek zor olsa da minimum $250m olduğunu söyleyebiliriz, bu da toplamda $500m veriyor bize. belki warner bros'un 1 milyar dolar hasılat yapan joker'den, disney'in 2 milyar 800 milyon hasılat yapan avengers: endgame'e göre daha fazla kar sağladığını duymuşsunuzdur. sebebi tam olarak bu.

    yani disney 4 milyar dolara aldığı star wars karşılığında filmlerden sadece 675 milyon dolar civarı bir parayı kasasına sokabildi. takdir edersiniz ki bu miki fare'nin oldukça sinirini bozar. şu an star wars'un başındaki kathleen kennedy'nin alaska'ya sürülmemesinin tek nedeni ortalığı velveleye verip hissedarları germemek.

    disney'in ekmek kapısının sadece filmler olmadığını belirtmiştim, özellikle star wars konusunda oyuncak çok büyük bir pazar. hatta filmlerden de büyük bir pazar. star wars filmlerinde gördüğünüz çok şirin şeylerin o filmlerde olmasının nedeni oyuncak satmak tahmin edebileceğiniz gibi. tabii bu olay disney'den öncesine dayanıyor, örneğin return of the jedi'da imparatorluğa karşı savaşan kıllı varlıkların köleliğe ayaklanan wookie'ler yerine sevimli ayıcık ewok'lar olma nedeni direkt bu.

    toys that made us'ın star wars bölümünü izleyenler (izlemeyenlere de tavsiye ederim) zaten star wars oyuncak pazarının, her zaman çok istikrarlı olmasa da, ne kadar büyük olduğunu biliyorlardır. uzun zamandır star wars'un oyuncak hakları hasbro'nun elinde ve hasbro uzun zamandan beri satışlara dair mali açıklama yapmayı bıraktı. tesadüf mü? çok sanmıyorum, çünkü orada da işler kötüye gidiyor ve tam olarak sinema gişeleriyle benzer şekilde kötüye gidiyor. the last jedi'dan sonra uzaklaşan star wars fanları oyuncak satışlarını da vuruyor.

    şu adreste konunun çok detaylı bir açıklaması var. özetlemek gerekirse makaleyi yazan arkadaşımız habsro'nun açıkladığı rakamlarla google trends'teki "star wars toys" ifadesinin çok yüksek korelasyona sahip olduğunu gösteriyor. hatta bunu pekiştirmek için lego star wars, barbie, hot wheels gibi oyuncak serilerini de deniyor.

    sonuç olarak elimize geçen tablo şu:

    https://www.jeditemplearchives.com/…01a_sw_toys.jpg

    resmi rakamlardan bildiğimiz şeyler ise, revenge of the sith döneminde elde edilen gelirin ve force awakens döneminde elde edilen gelirin yıllık 450-500 milyon dolar olduğu. yukarıdaki tablo da bunu destekliyor, bu iki filmin olduğu dönemlerde yükseliş neredeyse aynı. bu trend datasında ilginç olan hem the last jedi döneminde en küçük yükselişi görüyoruz, hem de the last jedi'dan sonraki noel döneminde 2004'ten beri gelen tüm noel dönemleri arasındaki en düşük yükselişi görüyoruz. merak edenler google trends'ten bu trendin devamına bakabilir. zira ben baktım ve rise of skywalker dönemindeki yükseliş the last jedi dönemindeki yükselişin de altında.

    bunu da filmler gibi biraz detaylandırmak gerekirse; açıklanan resmi rakamlar:

    2005 / rots dönemi: $494m
    2006: $285m
    2010: $245m
    2011: $215m
    2012: $203m
    2013: $187m
    2014: $205m
    2015 / tfa dönemi: $450m

    film olmayan dönemlerde 180-250m arası bir gelir söz konusu resmi rakamlarda. korelasyonu göz önünde alıp the last jedi ve the force awakens dönemlerindeki kazançlarını da hesaplarsak 2013-2019 arası dönemde hasbro'nun star wars oyuncak satışı gelirinin 2 milyar dolar civarı olduğu sonucuna ulaşabiliriz. disney'in hasbro'dan aldığı yüzde 2015'ten beri %20, daha önce %18'di. biz yuvarlak olsun diye hepsini %20 diye hesaplarsak buradan da kasaya giren net para $400m.

    yani en büyük iki gelir kalemi olan film ve oyuncaktan 7-8 yılda gelen net para 1 milyar doları ancak aşıyor. tabii daha blu-ray, tv dizileri, kitaplar, çizgi romanlar, diğer lisanslı ürünler var ama bunlar hesaplanmaya değmeyecek kadar devede kulak. örneğin en yüksek satış kalemlerinden biri olan blu-ray için abd pazarında the force awakens $151m brüt gelir sağlarken (en çok satanlar listesinde 5.), the last jedi $69m (en çok satanlar listesinde 31.) getirmiş. the rise of skywalker henüz çıkmadı ama elimizdeki tüm trendler doğrultusunda the last jedi'dan da az olacağını tahmin edebiliriz.

    disney'in büyük yatırım yaptığı başka bir konu da galaxy's edge: disneyland benzeri star wars tema parkları. disney'in her galaxy's edge kurulumu için yaklaşık 1 milyar dolar harcadığı biliniyor. ve zincirlikuyu metrobüsü gibi insan kaynaması beklenen bu tema parkları da sinek avlıyor. üzerine tüy dikercesine disney bu tema parkları kendi üçlemesi odaklı olacak şekilde hazırladı zaten.

    tüm bunları, gelirleri ve giderleri göz önüne alarak, topladığımızda şu çıkıyor, geçen 7-8 yılın sonunda disney bırak star wars'tan delicesine kar etmeyi, daha verdiği parayı bile amorti edebilmiş değil. ve bu durum beni o kadar memnun ediyor ki hiç üşenmeden oturup bu yazıyı hazırladım. ne kadar büyük olursan ol, istersen sinema dünyasında monopol ol, senden büyük bir hayran kitlesi var. onların cebinden çıkacak para senin kasanı dolduruyor. disney ya hatasını kabul edip 180 derece dönecek, ya da bu düşüş devam edecek.
  • resmi tarihle zerre alakasi yok. rtuk hala nasil yasaklamadi bilmiyorum.
  • doğru izleme sırası episode 4, 5, 6, 1, 2, 3, the fifth element, g.o.r.a. şeklindedir.
  • doğarken annelerini kaybedip farklı ailelere evlatlık verilen ikiz kardeşlerin babalarının karanlık geçmişiyle hesaplaşmasını konu alan film serisi.
  • türkçe dublajında "luuuuuke, elektriği kesiyorum" diye birşey duyduğumda kafamı buzdolabına soktuğum bilimkurgu filmi.
  • beni her şeyden çok, siyasi mesajlarıyla, dolu doluluğuyla bitirmiş film serisidir. altısını birden izledikten sonra ne kadar süre düşündüğümü, filmi izleyenlerle birlikte ne çok konuşup incelediğimizi anlatamam. evet filmler muhteşem, ama bence star wars'u asıl farklı yapan, hiç de sıradan ve cheesy olmamasıydı ve bunu sağlayan da konusunun doluluğuydu. filmi izlerken gerek kendime sorduğum, gerek birlikte izlediğim kişiyle tartıştığım belli sorular vardı. şimdi burda kötüler gerçekten "kötü" mü? iyiler gerçekten "iyi" mi? tüm bunlar nerden mi çıktı? şuradan:

    sevmemekle birlikte, antik düşüncenin, demokrasinin kolaylıkla tiranlığa dönüşebileceğini söyleyen felsefecilerine katılmadan da edemiyoruz (platon, aristoteles vs.) yetkilerin arttırılması başta padme gibi koyu cumhuriyetçiler de olmak üzere, senatörler tarafından destekleniyor. neden? çünkü hepsi cumhuriyet'in yıkılmasından, demokrasiden sonsuza dek mahrum kalmaktan korkuyorlar. dolayısıyla, sonsuza kadar mahrum kalmaktansa, birazcık mahrum kalmayı seçiyorlar. farkında olmadan, bilinçsizliğe sürükleniyorlar. palpatine, tıpkı mussolini gibi, başa geçtikten sonra diktatörleşiyor. aynı hitler gibi, "kalanların da yok edileceği" üzerine nutuklar çekiyor. seçimle başa gelmiş, yetkileri meclis tarafından onaylanmış diye, onu diktatör olarak görmeyecek miyiz? bilakis, korku ortamını şahsen yaratarak, istediği her yetkinin önünü açmış durumdadır palpatin. korku, önünü ardını düşünmeden, sorumluluk almaya gerek duymadan, yetki verip kurtularak, bir liderin emirlerini izlemek gibi kolay bir yol açmaktadır insanlara. ve palpatine de bunu kullanmaktadır. oysa "kurtuluş", hiçbir zaman birilerine yetki verip ulaşacağınız kadar basit bir yerde durmaz; bilfiil iştirak gerektirir.

    sonrasında, istediği ortamı yaratmak için ticaret federasyonuyla anlaşmış olan palpatine'in, istediğine ulaşınca onları da öldürttüğünü, yani ayrılıkçıları ortadan kaldırttığını görürüz. bu tıpkı, soyluları yok etmek için burjuvaziyi kullanan, ardından onları da ezmeyi yeğleyen kralların hikayesine benzer. mesele şudur ki, palpatine de, tıpkı diğer cumhuriyetçiler gibi, ayrılıkçılardan nefret eder ve hepsini öldürtür. bu durumda, hakikaten bir faşist ile bir cumhuriyetçinin farkı nedir? ikisi de başka sistemlere hoşgörüsüzdür, ikisi de üniter yapı istemektedir. yalnız biri tiranlık yoluyla, biri ise hantal bir meclisle bunu yönetmektedir. bu durumda her ikisi aynı bokun laciverdi midirler? yetenekli ve insancıl bir kral, hantal bir demokrasiden daha iyi olabilir mi? veya iyi işleyen bir demokrasinin, güçlü bir tirana yenilmemesinin yolu nereden geçer?

    palpatine'in emrine geçen klon orduları bence şahane bir göndermedir. anakin jedi tapınağı'na saldırırken arkasından bölük bölük gelen klonlar zaten görüntü itibariyle nazi ordularını fazlasıyla anımsatıyorlar. ama bence asıl gönderme, bu orduların klonlardan oluşacak şekilde tasarlanmasıdır. tıpkı hitler dönemindeki gibi, düşünmeyen, hepsi birbirine benzeyen, emre sualsiz itaat eden, aynılaşmış insanlar, bu filmde klonlar olarak karşımıza çıkar. (hannah arendt'in totalitarizm'deki "tektipleştirilmiş, fuzulileştirilmiş insan doğası" yergisini hatırlayalım) onlar ki, önceden alman işçi partisi'nin ordularıyken onun tam düşmanı olan kayzer'in, imparator'un güçleri haline gelmişlerdir. çünkü onlar sadece "emri uygulamış"tır. (bkz: kötülüğün sıradanlığı) sonuçta ise imparator'un adem-i merkeziyeti savunanları yok ettiği, birliği sağladığı ve bunun da daha önceden cumhuriyet'in amacı olduğu düşünülürse, aslında imparator tam da cumhuriyetçilerin istediği şeyi yapmış olmadı mı? daha da ironik olansa, ayrılıkçıları dıştalayan cumhuriyetçilerin birer "asi" ve "ayrılıkçı" konumuna düşmesidir tabii.

    gelelim dark side ile light side'ın savaşçılarına, yani sith'ler ile jedi'lara... korku, öfke, kızgınlık gibi sebeplerle canlıları öldürmek yasakken ve anakin bunu yaptığında bu "fena" bir hareket iken, aynı hareketi windu uygulamak istediğinde bu gerekli bir hareketti. fakat pişmanlığından ders alan anakin, yapacağı şeyin sonuçlarını da öngöremeyerek, palpatine'i öldürmenin jedi yoluna uygun olmayacağını söyleyerek windu'nun elini kesti ve onu ölüme, kendisini ise karanlık yola sürükleyecek olayların önünü açtı. oysa teknik olarak söylediği doğruydu. jedi'lar, fazlasıyla dogmatik bir cemaatler, esnekliğe sahip değiller, oysa gördük ki, onların kuralları bile zamana ve yere göre değişebilirmiş, değişmeliymiş. zaten ne çektilerse bu esneksizlik yüzünden çektiler. biraz daha anlayışlı, biraz daha esnek olsalar, insan psikolojisi denen şeyden biraz daha haberdar olsalar, anakin'i dışlayarak onu kendi elleriyle palpatine'e vermemiş olacaklardı. bir türlü insan denen varlığın 2+2=4 gibi bir mantıkla çalışmadığını kavrayamadılar, anakin'i şımartmamak, burnunu sürterek aklını başına getirmek gibi hesaplarla hepten kaybettiler. özellikle windu ekstra sinir bozucu tavırlı haliyle, pek kibirli görünüyordu ki, karanlık tarafın da jedi'lara mahsus yönü buydu herhalde: anakin'i kibirle suçlamalarına rağmen hepsi feci kibirliydiler. şahsen, karanlık taraftan tek farkları şuydu gözümde: savaş anlarında, lord sidious ya da darth moul onların üstüne zarar verme amacıyla bir şeyler fırlatırken, onlar -özellikle yoda- bunu asla yapmadı, sadece kendisini korudu, üstüne atılanları karşıya fırlatmak yerine yalnızca sağa sola indirdi hep. (ki o da yoda'nın saçmalığı, zaten onun yüzünden kont dooku kaçabildi) tabii jedi'ların doğu savaş sanatlarıyla haşır neşir oldukları bir gerçek. onlarda da bilindiği gibi saldırmak ve zarar vermek yasaktır, sadece kendinizi koruyabilirsiniz. (bu noktada, aslında neden jedi'ları amerikalılar kadar ilginç ya da değişik bulmadığımızı tahmin etmek zor değil, doğu felsefesinde dervişlik, bir lokma bir hırka, yaradılanı sevmek yaratandan ötürü gibi düşünceler var ve bunlar bize yakın, en azından aşina fikirler, ama bir amerikalı için değil tabii!)

    tüm bu düşüncesizce hareketlerden sonra, neden yoda'nın luke'a daha ılımlı yaklaştığını da anlayabiliriz sanırım, zamanında babasını 6 yaşında eğitilmek için "fazla yaşlı" bulurken luke'a hiç laf etmedi yoda, üstelik çok daha yumuşak ve sabırlı davrandı. ee 900 yaşında da olsanız öğrenilecek şeyler bitmiyor demek ki!

    tüm bunlardan sonra, devam filmleri gelse nasıl olur diye merak etmiyor değil insan... mesela cumhuriyet yeniden kuruldu mu, kurulduysa nasıl? bu kez, yeniden eskisi gibi diktatörlüğe dönmemeleri için ne gibi önlemler aldılar? imparatorluk döneminde çok sıkıntı çektiler mi, baskı var mıydı? ve bu kez son sith de öldürüldü, acaba artık barış daimi olabilecek mi?

    bu derece aksiyon dolu bir filme bunca siyaset felsefesi ve siyasi tarih öğesini katabildiği, insana "iyi" ile "kötü"nün aslında ne kadar benzer olduğunu gösterebildiği, neyin iyi neyin kötü olduğunun bakış açısına göre değişebildiğini hiç sıkmadan anlatabildiği, üstelik tüm bunları muhteşem bir hayal gücüyle yaratılmış bir evrende verebildiği için bence şaheser olarak sayılmayı hak eden bir yapımdır star wars serisi...

    tek eksi noktası ise -bence- episode 1'de tahmin ettiğim üzere, anakin'in karanlık tarafa geçişinin bir kadına bağlanmasıdır. çok sıkıldım bu "kadın-şeytan yardakçısı" mitinden ne yalan söylemeli... insan illa "al işte bak, bu kadın olmasaydı, çocukçağız da karanlık tarafa geçmezdi" derken buluveriyor kendini... gerçi insana kendini sorgulatması bakımından gene güzel, "ben olsam, sevdiğim hayatta benim karanlık tarafa geçmemi istemeyeceği halde, sırf onu korumak için geçer miydim, geçmez miydim? aşkım uğruna bütün bir galaktik sistemi tehlikeye atar mıydım, atmaz mıydım? diye düşündürüyor. fakat kanaatim odur ki, eskilerin gayet iyi bildiği bir şeyi tekrardan gösteriyor bize: savaşçı dediğin insanın aileyle, çocukla işi olmaz/olmamalı. bunu japon da bilirdi, osmanlı da... evde geride bıraktığını, çocuğunu, bekasını düşünmeye başladığı andan itibaren o insan artık tam olarak savaşamıyor, çünkü kaybedecekleri var. bu yüzden jedi'ların sahip olmasına izin verilmez, sahip olmak bağlanmaktır, bağlanmak kaybetme korkusunu getirir; korkunun ise öfkeyi doğurduğunu, sonuç olarak karanlık tarafa patika açtığını biliyoruz... burada insan psikolojisi açısından süper bulduğum saptama ise, korktuğumuz şeyleri, ne yapıp edip başımıza getirmemiz. bir şeyi kaybetmekten o kadar korkuyoruz ki, onu kaybetmemek için yaptığımız saçma sapan şeyler, bizzat bizim yaptığımız şeyler bize onu kaybettiriyor. padme, anakin'in karanlık tarafa geçtiğini bizzat görmese gene vazgeçmezdi ondan misal, oysa anakin onu korumak uğruna geçmişti o yana. ama işte tüm bu yaptıkları ona sevgilisini kaybettirdi, hatta canından ettirdi ve böylece tüm korkuları başına geldi. fena güzel, insanın içine dokunan bir şeydi...

    saymaya kalksam daha binlerce güzel ayrıntı var elbette. altı üstü, sağı solu dolu bir film bu. filmi okudukça içinden neler çıkıyor! ben bu filmi, yıllarca "ayy nasıl izlemezsiiiaaan! çok şey kaçaırıyosuuuaaan!" diyenlerin üzerimde yarattığı eksi etki sebebiyle izlemeyi reddetmiştim. ta ki "sen bu filmi, güzelliği bir yana, barındırdığı siyasi öğeler ve uluslararası güç teorileri için izlemelisin" diyen, herkesin söylediklerinden farklı bir şeyler söyleyebilen birileri çıkana kadar... oturdum izledim, gerçekten haklılarmış. hem film süpermiş, hem de birlikte izlediklerim doğrusu... birilerine siyaset felsefesi/bilimi amaçlı bir şeyler izletecek olsam, birincisi star wars'tur, ikincisi ise battlestar galactica. (uzaydan, bilim kurgudan iyi malzeme çıkıyor vallahi!)

    p.s.: frp'den bildiğim tonla ayrıntıyı keşfettim, meğer burdan çıkmaymışlar. bir de, pek çok espriyi yıllardır karikatürlerde okuya okuya biliyormuşum. herhalde dünyanın en çok gönderme yapılan filmi budur!

    star wars vii notu: elleeeh 7. film geliyor! yıllar önce sorduğum "mesela cumhuriyet yeniden kuruldu mu, kurulduysa nasıl? bu kez, yeniden eskisi gibi diktatörlüğe dönmemeleri için ne gibi önlemler aldılar? imparatorluk döneminde çok sıkıntı çektiler mi, baskı var mıydı? ve bu kez son sith de öldürüldü, acaba artık barış daimi olabilecek mi?" sorularına cevap bulmayı umuyorum.
  • 1. star wars evreni george lucas tarafından yaratılmış bir evrendir ve onun aklına aittir. aynı arda'da geçen eserlerin tamamen tolkien'e ait olması gibi.

    2. george lucas'ın içerisinde olmadığı hiçbir proje ana hikaye olarak kabul edilemez.

    3. episode vi sonrası hikaye sonlanmıştır, sonrasında yazılan ve üretilen ve ana hikayeye yani skywalker saga'ya (bu terim de sonradan çıktı) dahil olduğu söylenen hiçbir film ana hikaye değildir. sayılamaz.

    4. disney, lucasfilm ve lucasarts'ı satın aldıktan sonra satın aldıkları bünyesinde yıllarca üretilen expanded universe de dahil olmak üzere silinen ve hiçe sayılan tüm eserler asıl ana hikayeye aittir ve onun filmlerde anlatılmayan tarafıdır.

    5. son filmler(film demeye bin şahit, sinema demeye de milyon şahit ister) tüm evreni ve yıllarca benimsediğimiz hikayeleri baltalamak için bir geri zekalı tarafından ortaya konan bomboş saçmalıklardır, bu geri zekalı lucasfilm'in başına geçtikten sonra hikayeyi mahvetmekle kalmamış star wars'ın yıllarca anlatmaya çalıştığı en önemli şey olan zorbalığa karşı gelme kavramının tam tersine zorbaca hareket edip evreni güzelleştirmek için emeklerini ortaya koyan her akılla ters düşüp sırf kendi istediği olsun (star wars evrenini baltalamak) diye daha da berbat edilmesi için özel çaba sarf etmiştir ki kendisi yıllarca kendisine zorbalık yapıldığı iddia ettiği yapının başına o yapının temelleri sayesinde geçmiştir, sanki birine benziyor. özellikle jedi knight oyun serisi ve thrawn üçlemesi gibi müthiş eserleri yok sayması bile baltalama planının en büyük kanıtıdır. bu eserlerin canon sayılmayıp işte şunları da legends olarak kenara koyalım şeklinde bunlar da bizim ama saymıyoruz yıllarca yazıldı fakat asıl bizim dediklerimiz canon tavrı terbiyesizliktir (admiral thrawn rebels'de kullanıldı ama ne fayda). marvel üzerinden yayınlanan çizgi romanları ve yine marvel öncesi dark horse üzerinden yayınlanan hikayeleri hiçe saymalarının üzerine de çok gitmemek gerekiyor çünkü dünya çapında çizgi romanların filmlerden daha az ulaşılabilir olduğunu biliyorlar ve çok da müdahale etmiyorlar.

    6. the mandalorian, özlediğimiz star wars'ın temellerinin üzerine kurulmuş, lucasfilm'in disney'e satılması sonrası üretilmiş en başarılı ve en tatmin edici hikayedir. sebebi de muhtemelen geri zekalıların çok müdahale edememesi ve son filmlerin başarısızlığı sonucu disney'in biraz akıllanmaya başlamasıdır. değinmeden geçmeyelim clone wars da aynı şekilde hikayeyi inanılmaz güzel derinleştiren, çoğu kişinin tasarımlarından ve çizimlerinden, hatta animasyon olmasından dolayı izlememesine sebep olmasına rağmen star wars evrenini filmlerden (episode i ve vi arası) sonra en güzel tasvir eden eserdir.

    7. kotor ve jedi knight serisi lucasarts tarafından disney sonrası üretilen tüm oyunlardan çok daha sanatsaldır ve hikaye bütünlüğü açısından çok daha tutarlıdır. ve en önemlisi star wars'ın yapısına en çok yakışan şekilde derindir.

    8. the mandalorian ve onu üreten ekip (dave filoni, jon favreau, george lucas) harici kişilerin üreteceği hiçbir hikayeye heyecan duyulmaması gerekir. tabii bu henüz lucasfilm bünyesine dahil edilmemiş isimler için geçerli değildir. bu fikir ve işler değişebilir.

    9. star wars, marvel evreni gibi sadece eğlenmek için, güzel vakit geçsin diye izlenen bir eser olmamıştır. siyasi, dini, ideolojik göndermeleri ile fikir yürütülebilecek bir çok detayı barındırır. vakit geçirme aracı değil, kaliteli vakit geçirme amacıdır. bir eserdir. her şeyden evvel iyi sinemadır. ortaya çıktığı yıllar içerisinde örneği bulunmamaktadır. son çekilen saçmalıkların örneği fazlaca görülebilir.

    10. star wars isyandır, entertainment ya da show buisness değil.
  • karantina döneminde canlar sıkılmış olacak ki yılların izleme sırası muhabbeti tekrar canlanmış. star wars'u ilk defa izleyeceklerin çıkış sırasıyla izlemesi her zaman evladır.

    ama filmleri evren içindeki kronolojiyle izlemek istiyorum diyorsanız, star wars'un herkesin bildiği gibi 9 adet filmi var:

    - star wars: episode i – the phantom menace
    - star wars: episode ii – attack of the clones
    - star wars: the clone wars
    - star wars: episode iii – revenge of the sith
    - solo: a star wars story
    - rogue one: a star wars story
    - star wars: episode iv - a new hope
    - star wars: episode v - the empire strikes back
    - star wars: episode vi - return of the jedi

    bu sırayla izlenebilir bir hoşluk olarak. başka herhangi bir film yok. olduğunu iddia edenler karşınıza çıkabilir, kesinlikle itibar etmeyin.

    efendim bir youtube kanalı çıkıyor ben star wars bölümü çektim diyor, bir anonim şirket çıkıyor ben yeni üçleme çektim diyor falan, bunlar yalan dolan. girişinde bu resmi görmediğiniz yer şubemiz değildir.