1. ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür çiçek yapısı. salkıma benzer.
  2. halka verir talkımı kendi yutar salkımı diye de güzel bi atasözümüz var
  3. ele verdikten* sonra salkim yenilmesi onerilir.
  4. islamiyette ölü defnedildikten sonra imam mezar taşı başında ölüye talkım verir. diğer insanların bir miktar uzakta olması gerekir(miş), ben zaten tesadüfi uzaktaydım, herkes de tesadüfi uzaktaydı. her imam, her hoca talkım veremez, çoğu zaman talkım veren hoca ve diğer hoca beraber çağrılır(mış). peki neymiş bu talkım? ölenler öldüklerini anlamadıkları için sevdiklerinin yanına gidip neden benimle konuşmuyor diye sinirlenirlermiş, yani ben olsam sinirlenirim, duvara mı konuşuyoruz aloğğ falan derim. işte talkım ölüye öldüğünü duyurmakmış. hoca ölüye anne adı ile beraber hitap edip sonra arapça yani dua ile 'öldün, duydun mu?' dermiş, mezardan da ses gelirmiş, hatta bir seferinde emir sultan'da bir hoca talkım verirken aşağıdan artık nasıl bir ses gelmişse hoca arkasına bakmadan kaçmış, söylenene göre ölü cenabet herifin tekiymiş, artık ne kadar günahı varsa... hoca kaçmış, cemaat kaçmış, komik mi diyeyim trajikomik mi bilemedim.

    neyse işte hoca hitap edip öldüğü haberini veriyor, mezardan da sırf hocanın duyabileceği -diğerlerini uzaklaştırdık ya, o nedenle sırf hoca- ses gelirmiş, duydum dermiş ya da canı ne isterse, hoca bunu duyarmış ama duyduğunu asla söylemezmiş. söyleyemezmiş. söylerse ölürmüş.

    bir de bir insan ne kadar günahsızsa hoca o kadar ferah ayrılırmış mezar başından. çok enteresan, değil mi?

    işte bu ele verir talkımı kendi yutar salkımıatasözümüz buradan geliyor. hatta yanlış telafuzdan hep talkın diye söylenir, yıllarca talk ne diye merak ettim sırf bu yüzden. gerçekler açığa çıkmalı dedim ve bunu yazdım.

talkım hakkında bilgi verin