şükela:  tümü | bugün
  • antwone fisher'den sonra ikinci kez yönetmenlik koltuğuna oturan denzel washington filmi.
  • denzel washington'in cok guzel bir hikayeden uyarlanmis cok guzel senaryoya cektigi cok guzel film. 2007'ye guzellik katan filmlerden biri olarak kalacak hafizamda. mutlaka seyredilesi, zevk alinasi bir calisma.
  • son derece politik ancak bir o kadar insancıl kimi zaman insanın içini ısıtan, kimi zaman haksızlık karşısında sinirden hop oturup hop kalktığınız seyredilesi güzel film.

    denzel washington kadar genç oyuncular nate parker, jurnee smollett ve denzel whitaker başarılı performans sağlıyorlar. filmin konusu ise 1935'li senelerde henüz zencilere eğitim hakkın yeni verilmişken küçük bir kasabadan eyaletler arasında parıldayan zenci münazara ekibinin ulusal şampiyon harvard'ın karşına çıkışa kadar ki mücadelesi konu ediliyor. dönem size çok başarılı bir şekilde anlatırken, genç öğrencilerin hırsları, tutkuları, aşkları ayrı bir öykü olarak akıyor.

    bir taraftan geleceğin politikacıları nasıl yetişiyor görürken, diğer taraftan harvard'ın niye harvard olduğunu bir daha anlıyorsunuz.

    http://www.imdb.com/title/tt0427309/

    film ayrıca golden globee aday.
  • oskarli oyuncu forest whitaker i dr. james farmer dolünde izleyeceginiz güzel bir denzel washington dramidir.
  • gerçek bir hikayeden esinlenilmiş bir film.

    --- spoiler ---
    believe in the power of words
    bence gaz bir filmdir.
    yani izleyip insanlığınızdan şüphe etmenize neden olabilir. tuhaf bir suçluluk duygusuna kapılabilirsiniz kısacası.
    basitçe, 1935 li yıllarda afro amerikan bir kolejdeki öğrencilerin,prof melvin beaunorus tolson tarafından toparlanarak bir münazara takımı oluşturması ve yarışmalara katılmalarının sağlanması.

    daha ilk başlarında, farmer jr, samantha, burgess ve lowe un bu takımda olacakları çok bariz belli oluyor nedense. fakat rahatsız etmiyor nasılsa.
    filmi izlemeye başladığınızda,(önceden biraz araştırdıysanız şayet) konunun gençlerin, harvard lı öğrencilerle yapacakları yarışmaya kafayı takıyorsunuz.

    sonra sonra film dokundurmaya başlıyor.
    siyah-beyaz arasındaki gerginliklerden ve haksızlıklardan göze batar örnekleri, bir dernek kurma adına biraraya gelen siyah ve beyaz lara karşı devletin baskısı, siyahların sorgusuz sualsiz asılıp kesilmesi ve haklı olarak üzerlerinde hissettikleri baskı ve şiddete yönelik içlerinde oluşan burukluk ve ezilmişlik duygusu.

    yine de gençlik ateşinden ötürü ani başkaldırmalara yeltenmek ve ağzına geleni uygun zamanda uygun yerde söylemek.

    farmer jr ın babasıyla olan tartışmasına rağmen, babasının ne olup olmadığını gördüğünde, yüzünde beliren ifade ve gurur.
    (we do what we have to do in order to do what we want to do.)

    filmde ele aldıkları bütün konular birbiri ile çok güzel içiçe geçmiş desem yeridir. kafanızda soru işareti kalmıyor ve en güzeli de politik sayılabilecek bazı göndermeleri yadsımıyorsunuz.
    öğrencilerin, münazara takımına seçildikten sonra, davranış ve hitabet üzerine kaydettikleri gelişmeleri görmek ise çok heyecanlı.

    özellikle filmin sonunda harvard ile yaptıkları yarışma öncesi, argümanların reddedilip, yeni argüman hazırlamaları istendiğinde, düştükleri durum, (o sahnelerdeki garson beyde dikkate değer) sonrasında lowe un farmer a şans vermesi ve koç rolü üstlenmesi müthiş olmuş.

    izlenebilir, güzel bir film.
    film müziği albümü de ayrı bir güzel olacak gibi.

    ayrıca sonradan okuduğum kadarıyla aslında harvardla değil usc ile debate yapmışlar, fakat danzel bey bir röportaj sırasında harvard ın daha iyi bir şöhreti olduğundan tercih edildiğini söylemiş.

    samantha hanımın beyazlarla yaptıkları yarışmayı bitiren sözleri ise,
    "the state is currently spending five times more for the education for a white child than it is fitting to educate a colored child. that means better textbooks for that child than for that child. i say that's a shame, but my opponent says today is not the day for whites and coloreds to go to the same college. to share the same campus. to walk into the same classroom. well, would you kindly tell me when that day is gonna come? is it going to come tomorrow? is it going to come next week? in a hundred years? never? no, the time for justice, the time for freedom, and the time for equality is always, is always right now! "

    ve melvin beaunorus tolson der ki;
    "i am here to help you to find, take back, and keep your righteous mind!"

    resmi sitesi;
    http://www.thegreatdebatersmovie.com/ aldıkları ödüllerden bir kaçını koymuşlar.
    --- spoiler ---
  • siyah-beyaz dead poets society.
  • bir denzel saheseri. izledikten sonra insan ister istemez ulkemizin 2000'li yillarda bulundugu durumu o donemin *amerikasiyla karsilastiriyor, farzedin ki bogazici'nin veya odtu'nun munazara kulubu gundemdeki bir azinligi okuluna davet edip krallar gibi agirlayip kupayi veriyor. *
  • munazara agiz dalasi degildiri insanin gozunun icine soka soka gosteren filmdir.
  • icerisinde
    nate parker(henry lowe)
    jurnee smollett(samantha booke)
    denzel whitaker(james farmer jr.)
    gibi amerikan sinema sektorunun gelecegine damgasını vurabilecek genc yetenekleri barındıran ve bu genclerin muthis performanslarıyla izlemekten keyif aldıgım film.
    david lettermanın late show programında denzel washington aslında melvin rolunu istemedigini fakat ısrarlar uzerine kabul ettigini acıklamıstır.
  • ---spoiler---

    münazara takım seçmeleri için denzel ağabey veledi ters köşe etmek adına sorar.

    - güzellik nedir çocuk?

    iş bitirici cevap münazara için aranan atiklikte şipşak gelir.

    - güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa.

    aşık veyseli lisan eden akıl denzel ağabeyi yakalar ve tabiatiyla;

    - takımdasın evlat.

    ---spoiler---