şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: robbie fowler)
  • ana karakteri jim carrey'nin canlandırdığı,
    joel schumacher imzalı bir gerilim filmi.

    "bir kitap okudum hayatım değişti" tarzında bir hikayesi var.
    tabi bir de 23 takıntısı.

    biz zaten 23'e aşinayız.

    ---
    edit: yıllar önce yazdığım bu entry'i okuyunca "biz zaten 23'e aşinayız" derken ne demek istediğime hiçbir anlam veremedim. kendi kendime kafayı yerken aklıma geldi sonra. siz de anlamadıysanız söyleyeyim. efendim o yıllarda gündemde hep lost vardı. 23 de o anlamsız sayılardan biriydi işte. hepimiz salaktık.
  • joel schumacher yonetiyor, jim carrey oynuyor. 2007 sularinda ulasir kapiya. jim carrey'yi dovmeli ve sert bir rolde gormek icin seyredilmesi gerekiyor.
  • konu:
    a man whose life unravels after he comes into contact with an obscure book titled the number 23. as he reads the book, he becomes increasingly convinced that it is based on his own life. his obsession with the number 23 starts to consume him, and he begins to realize the book forecasts far graver consequences for his life than he could have ever imagined.

    kadro:
    jim carrey
    virginia madsen
    danny huston
    logan lerman
    rhona mitra

    harharhar diyerek bekliyoruz 23 şubatı...
  • fragmaniyla baya umut vadeden film
    http://www.youtube.com/watch?v=e-kzkaknwqw

    ayrica cikisinda mor ve otesi'nden 23 dinlemek farz gibi gorunuyor.*
  • fragmanini gorup, buyuk beklentilerle gittigim, biraz gec kaldigim icin ancak on siralardan birinde yer bulup fazla odaklanamadan izledigim, ve konu/senaryo acisindan umdugumu bulamadigim bir film oldu. bir kisim goruntuler superdi, o ayri. ama sunu da soylemem lazim; jim carrey cok daha iyi bir senaryo ile o dovmeli, yagli saclarla filan baska bir filmde rol alsin.
  • film bittiginde farkettim ki 23 yasindayim ve dogum gunum 15 agustos (15+8=23), biraz urpermedim desem yalan olur. ha bunun disinda filmi begenmeme ragmen biraz beklentilerimin altinda kaldi sanki. hemen aciklayim:

    --- spoiler ---
    filmin en rahatsiz eden tarafi 23'e ulasmak icin asiri kasmalariydi, bir kelime bir islem tadi verdi bi noktadan sonra. ozellikle pink muhabbeti beni bu konuda cok itti, pink'de 4 harf varmis da 4'e boluyormusun, hani pembe'nin rgb kodlari toplanip 23 falan etse tamam diyecem de bi de 4'e bolmek nedir. bunun gibi birkac sey daha vardi, oeeeh dedirtiyordu insana.

    bir diger rahatsiz eden kisim cok klise olan "kafami vurdum hafizami kaybettim" tripleriydi. tamam kitabi william'in yazmis olmasi harbi iyi bir şoktu ama yine de hafiza kaybindan daha orjinal bir seye temellendirseler daha guzel olurdu. bu konuda malesef bir oneriyle gelemiyorum su anda, o yuzden cok havada kalan bir elestri oldu, bunu pek ciddiye almayiniz.
    --- spoiler ---

    netice itibariyle guzel bir filmdi hakkaten, ama daha saglam birsey beklemistim galiba. cikisinda herkes manyak gibi birseyleri toplayarak cikararak 23'e ulasmaya calisiyordu, boyle de bir yan etkisi var, uyarmadi demeyin. ayrica bu entry de daha onceden tahmin ettigim gibi mor ve otesi'nden 23 esliginde yazilmistir.*