1. kaybettiğimizde sadece ve sadece yirmibeş yaşında olan, dünya yakışıklısı ve anlatılanlara göre inanılmaz espirili ve beyefendi kişi.

    sezen aksu onun uzaylı olduğunu söylüyordu ve haklı sanırım..
  2. uzay 41 yaşinda ya da 90’lar biraz karanlikti

    son zamanlarda türk pop müziğinin ortaya koyduğu eserlerin çoğu tahmin ediyorum 15 sene sonra hatırlanmayacaklar. bu yazıda anlatılan ve uzay’ın emeğinin geçtiği eserlerin en yenisi 15 yıllık ve hala dinliyorum.

    levent yüksel’in ”yeter ki onursuz olmasın aşk” şarkısının klibini televizyon’da dönmeye başladığında şarkıyı beğenip albümünü almıştım. albüm bir bütün olarak çok başarılıydı. aynı albümde ”yeter ki onursuz olmasın aşk”ın yanısıra tek başına bir albümü kaldırabilecek “med cezir”, “bu gece son” ve uzay’ın bestesi “kadınım” vardı. işte bu unutulmaz albümün aranjörü tam adı reşat rony uzay heparı olan uzay’dı.

    ermeni bir anne ve yahudi bir babaya sahip uzay ailesinin yönlendirmesiyle küçük yaşlarda piyano çalmaya başlamış ve konservatuar’da klasik müzik eğitimi almıştı.

    aklında sahne müzisyeni olmak vardı ancak ilk denemesinde klavye(keyboard)’deki tecrübesizliğinin kurbanı olup sezen aksu’nun orkestrasından atılmıştı. klavyede tecrübe kazanıp kısa sürede sezen aksu’nun orkestrasındaki yerini aldı.

    1991

    nisan 1991’de sezen aksu’nun gülümse albümü çıktı.

    1991 büyük değişimlerin yaşandığı iç sıkıcı bir seneydi. sscb dağıldı, doğu bloğu çöktü, ülkeler bölündü, baba bush’un yönetimindeki abd irak’a girdi, trt bize canlı yayında kahvaltı eden abd askerlerini gösterdi(soğuk bir ocak sabahıydı). şehirlerde dev-sol, güneydoğu’da pkk sürekli silahlı eylem yapıyordu. pkk bu dönemde gerilla taktiklerini bırakıp 500 kişiyle saldırı yapıp(dağlıca) gövde gösterisi yapıyordu. darbe sonrası siyaset yapması yasaklanan 80 öncesi parti liderlerinin siyaset yasağı kalkmıştı. bir sene içinde 3 başbakan değişti(yıldırım aktuna, mesut yılmaz, süleyman demirel). o kadar sıkıcı bir yıldı ki “bizimkiler” izlemek bile eğlenceli geliyordu.

    bu yıl aşkın nur yengi’nin “hesap ver” albümü çıktı. bu albümden bugün hala hatırlayabileceğimiz “serserim benim” şarkısının bestesi ve düzenlemesi uzay’a aitti. zaten oldukça ön planda olan klavye sesi, şarkının bir klavyecinin elinden çıktığının kanıtıydı. bu şarkının bir diğer özelliği de o dönem aralarındaki yaş farkından dolayı çok tartışılan uzay-sezen aksu ilişkisini sezen aksu’nun kaleminden açıklamasıydı.

    bir yanda sen, bir yanda tövbeler
    bir yanım karşı koyar bir yanım ister

    serserim benim, deli dolu sevgilim
    kor gibi sıcak yada sular gibi serin
    gelme uzak dur korkuyorum çok
    çılgınlık bu halim yok


    1992

    1992 yılında sezen aksu’nun başka bir yardımcı vokali sertab erener “sakin ol” albümüyle hızlı bir çıkış yaptı.

    1992 yılı bizim neslimizin yıkıcı depremin ne olduğunu erzincan depreminde öğrendiği yıldı. 1992 nevruz’unda 57 kişi öldürüldü. beyaz balina aydın bu sene misafirimiz oldu.vergi rekortmeni matild manukyan’dı. polisle dev-sol arasındaki kan davası devam ediyordu. oturduğum mahallede bir otomobil bombalandı. galata köprüsü yandı/yakıldı. show tv yayın hayatına başladı.

    işte böyle bir dönemde çıkmıştı “sakin ol”. albümdeki şarkıların çoğunun düzenlemesi uzay’a aitti. “sakin ol” şarkısının bestesi uzay ve sezen aksu’nun ortak eseriydi. bu albümden hatırlayabileceğimiz “vurulduk” uzay’ın tek başına yaptığı bir besteydi. bizim neslimiz “sakin ol”un deli saçması klibini hatırlayacaktır. klipte “yorum yok, sorun yok” olarak tanımlanan takma burunlu karakteri uzay canlandırmıştı.

    1993

    1993 yılına geldiğimizde uzay’ın üretiminin hızla arttığına şahit oluruz.

    1993 türkiyesi’nde bizde iz bırakmış pek çok olay olmuştu. uğur mumcu bu sene katledildi. adnan kahveci öldü/öldürüldü. jandarma genel komutanı eşref bitlis öldü/öldürüldü. özel radyolar bir süre kapatıldı. beyaz balina aydın tekrar karadeniz’de görüldü. bugün yaşadığımız türkiye’nin baş mimarı turgut özal bıraktığı iyi ve kötü eserlerle öldü/öldürüldü. pkk otobüslerden indirdiği 33 silahsız eri kurşuna dizerek şehit etti. sivas’ta aydınlar yakıldı.

    bu kadar kötü olay art arda gerçekleşirken kariyerinin zirvesinde yıldızlar istanbul’a yağıyordu. 5 ay içinde guns n’ roses, metallica, bon jovi, michael jackson, madonna istanbul’da sahne aldı.

    işte böyle bir dönemde uzay’dan 2 bomba albüm(levent yüksel-med cezir ve sezen aksu-deli kızın türküsü) ve ilk oyunculuk denemesi geldi. “gece, melek ve bizim çocuklar” oldukça ağır tempolu bir film olmasına rağmen izleyiciyi içine çeken bir atıf yılmaz yapımıydı. film çekildiği dönemin iç sıkıcı havasını taşıyordu. bu filmde başrol oynayan 2 genç oyuncu da şuan aramızda değil.

    müziğe dönersek bence “med cezir” albümünün türk pop’unda önemli bir yeri vardır. uzay’ın aranjörlüğünde aynı sene çıkan “deli kızın türküsü” albümü de biz hala dinlediğimiz çok güzel şarkılarla tanıştırdı. “masum değiliz”, “kalbim ege’de kaldı” ve “küçüğüm” şarkılarını bu albümde dinledik. “masum değiliz” şarkısıyla uzay’ın besteci kimliğiyle de genç yaşta ne kadar başarılı olduğunu görürüz. “masum değiliz” şarkısının sözlerini sezen aksu’yla birlikte meral okay yazmıştı.


    kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
    kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan
    içindeki çocuğa sarıl sana insanı anlatır
    eller günahkâr
    diller günahkâr
    bir çağ yangını bu bütün
    dünya günahkâr
    masum değiliz hiç birimiz


    sude” uzay’ın hayran olduğu bir mfö şarkısıydı ve farklı bir düzenlemeye sahipti. “küçüğüm” şarkısında uzay’ın albümlerde çok sık çalmadığı piyano’yu nasıl çalabildiğini bizlere dinletiyordu.

    küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden sonsuz endişem
    savunmam bu yüzden bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem
    ne kadar az yol almışım ne kadar az yolun başındaymışım meğer
    elimde yalandan kocaman rengârenk geçici oyuncak zaferler


    hiç de oyuncak olmayan başarıla imza attığında uzay sadece 25 yaşındaydı. uzay’ın tamamını yaşayabildiği son sene 1993’tü.

    1994

    1994 yılının ilk 5 ayında olanların çoğunu hala hatırlıyoruz. zorunlu askerlik 15 aydan 18 aya çıkarıldı. hasan mezarcı(sonradan mesihliğini ilan edecek arkadaş) atatürk’e meclis çatısı altında küfretti. dep başkanı hatip dicle bombalı saldırıda şehit edilen yedek subay(asteğmen) öğrencileri için “yedek subay öğrencileri askeri hedeftir” açıklamasını yaptı. sonraki süreçte dep’li milletvekilleri meclis çıkışında gözaltına alındı. recep tayyip erdoğan’la bu sene belediye başkanı olunca tanıştık.

    aynı dönemde uzay 2 albümün aranjörü olarak çalışmalarını sürdürüyordu. bunlardan biri demet sağıroğlu’nun “kınalı bebek” albümü, diğeri sertab erener’in “lâ'l” albümüydü.

    her iki albümü de bitiremeden 20 mayıs 1994’te demet akbağ’ın viyadük üstünde duraklama yapan otomobiline motosikletiyle çarptı. 11 günlük yoğun bakım döneminden sonra 31 mayıs 1994’te hayatını kaybetti. uzay’ın sahnede kullandığı klavyelerden biri yamaha dx7 synthesizer idi. motosikleti de yamaha tdm850 idi. uzay’ı hayata bağlayan da alıp götüren de bir yamaha’ydı.

    baba olacağını öğrendikten 1 gün sonra kaza yaptığı için kendisine çok benzeyen oğlunu hiç göremedi. öldüğünde 26 yaşını bitirmemişti ama geride pek çok eser bırakmıştı.

    yazımı ben değil uzay bitirecek.

    “genel bir sorumsuzluğum var hayata karşı
    tek sorumluluğum piyano, müzik
    ne yapacağımı bilememek özgürlüğümü yaşatıyor bana
    ve bu durum çok hoşuma gidiyor
    yaşlılığı çok düşünüyorum ben
    yaşlandığım zaman bu heyecanları yine taşıyacağım mı diyorum
    attila ilhan'ın bir lafı vardır ya, aslında idam mahkumlarıdır yaşlılar, diye
    bu yüzden her şeyi yaşamak istiyorum
    hızlı yaşamaktan ben de zaman zaman korkuyorum
    ama ilerisini şimdiden göremem
    yani hızlı yaşayıp bütün yaşanacak şeyleri tüketmekten korkuyorum
    bazı keyifleri belirli yerlere bölmeye çalışıyorum ama
    yaşanacak çok şey de var”
  3. öldüğünü hayal meyal hatırlıyorum. ilk okuldaydım, eve gelmiştim ve akşam haberlerini izliyorduk. annem derin bir ah çekti ve '' ahh şu motorlara lanet olsun'' dedi. babam da annem de çok üzülmüştü ben de o vesileyle ilk defa bir sanatçının ölümüne üzülmüştüm. sonra onun yaptığı şarkılarla büyüdüğümü fark ettim 2000lere geldiğimde. 90ların o kaotik yapısında, özgün karakteri ve samimi sanatçılığıyla çok kilit bir yerdeymiş. küçüğüm dinlerken onun mükemmel piyanosunu dinlediğimi fark ettim. ilk başucu albümüm olan çok sevdiğim levent yüksel 'in med cezir'ine imza attığını, sertap erener'in lal albümünü ve aşkın nur yengi'nin şimdi adını hatırlayamadığım ama içinde çok sevdiğim şarkılara olan bir albümünü komple kendisi aranje etmiş bazılarının müziklerine imza atmış bu şahsına münhasır mükemmel sanat adamı. sezen'in deli kızın türküsü albümü hala arşivimde bekler bir gün plaklar gibi değerlenmeyi. zira içinde uzay var.

    sırf onun arabasına çarpıp yaşamını yitirdiği için demet akbağ'ı oldum olası sevmemişimdir. oğlunu bile göremeden ölmüştür. zeynep tunuslu o öldükten sonra hayata getirmiştir oğlunu. yaşamı, ölümü, yaptıkları ile bir çok diziye,klibe esin kaynağı olmuştur. bir röportajını okumuştum sonraları, geceyi neden çok sevdiğini öyle güzel anlatmıştı ki '' aha demiştim lan benim gibi bi adam varmış''. gerçekten samimi ve farklı olmak için hiçbir şey yapmadığı için farklı olan nadide bir değerdir.

    hakkında yazmak istediğim çok şey olmasına rağmen sözlük formatında okunmayacağını tahmin ediyorum ve yine sırf okunması için sezen aksu'nun kendisi için söylediği şu sözle bitiriyorum entrymi '' daha öyle birisini, o yaşta, hiç tanımadım''. bilinmesi gereken bir adamdır. pop müziğin kaybettiği irtifanın farkında olan herkes için...
  4. 1994 yılında etiler'de demet akbağ'ın aracı yol üzerinde arızalanır ve akbağ aracını sağ tarafa çekmek zorunda kalır. ancak bulunduğu yer kör nokta sayılabilecek, bir virajdan sonra 200 metrelik bir mesafede, hızlı gelindiği takdirde görülemeyecek bir yerdedir.

    kaderin cilvesi, uzay heparı da motoruyla hız yapmaktadır ve virajdan sonra aracı gördüğünde fren yapmaya başlar. ancak o kısa mesafede motoru durmaz ve akbağ'ın aracına arkadan bindirerek ağır yaralanır.

    bir kaç gün komada kaldıktan sonra vefat etmişti.
    olaydan 5 ay önce de ünlü modacı zeynep tunuslu ile dünya evine girmişti.
  5. 17 yıl geçmiş üstünden.. o tarihlerde doğanlar şimdi kocaman adam oldular. ama kimse bir uzay heparı olmadı. olamadı be çocuk!
  6. aramızdan bu kadar erken ayrılmasaydı, türk müziğini çok farklı yerlere taşıyabilecek bestekar-oyuncu. kısacık yaşamına öyle başarılar sığdırmış ki, o yaşarken daha doğmamış olan bir nesil bile onun şarkılarıyla büyüdü, hala onun şarkılarını dinliyor. öyle bir yetenek gelmedi 17 yılda. hem yetenekli, hem yakışıklı, hem sempatik, hem deli dolu, hem hayata bağlı... gerçekten çok büyük bir kayıp. yaşadığı dönemde maalesef, başarılarından çok karıştığı aşk dedikodularıyla gündeme gelmişti. genellikle yaşından çok daha olgun davrandığı için, kimse onun daha küçük olduğunu, hata yapabileceğini göz önüne almadı. ve maalesef, değeri vefatından sonra anlaşılan sanatçılardan biri oldu.
  7. olsaydı türkçe pop müzik denen kültür devam ederdi. olmadı, pop müzik te ölümüyle beraber azalarak bitti....
  8. günün birinde bir oğlum olursa adını uzay koyacağım, sırf bu adam yüzünden sanırım. gece gece nereden esti bilmiyorum da, tesadüfen sertap erener'in vurulduk şarkısını dinlemeye başladım. haliyle kendisinin bestesi o şarkı. bir arkadaşım hep şey der "uzay heparı ölmese hepimiz türkçe pop dinliyor olurduk şimdi". hak veriyorum lan böyle anlarda. bir yavuz çetin'e çok pis üzülüyorum, bir de bu adama. günümüz türkçe müziği bambaşka olurdu gibime geliyor eğer yaşasalardı. bir de 94 senesinde 10 yaşında olan biri olarak, hatırlıyorum da komadaki halini ve o dönem yapılan, hakkında yazılan haberleri. komadaki halinin bir fotoğrafını koymuştu gazetelerden biri hatta. hep o fotoğrafı aklıma geliyor düşününce. büyük kayıp.
  9. sezen aksu'yu yıldız tilbeyle aldattığı, yıldız tilbe tarafından itiraf edilmiştir.

uzay heparı hakkında bilgi verin