şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlüğün dönüştürdüğü verimli düşünce yöntemi: yazarak daha önce düşünmediğimiz şeyleri düşünebilir ve daha da iyisi aynı şeyi yapanlarla paslaşabiliriz.
  • bu yontem aynı zamanda pek cok yazarın orkid kanatlarıyla uçmasına da sebebiyet vermiştir. malum yazdıktan sonra dusunenler oldugu gibi, okudugu gibi ispiyonlayanlar da bulunmaktadır haliyle.
  • deneme yazma isini alternatif tanimidir.
  • yaşam olmayan ama en az onun kadar yaşam olarak hissedilen yaşama değmenin en güzel yolu... sizi olmaktan/ölmekten alır götürür ve yeni kapılar sunar... bir tür düşünce yenilenmesi, yaşam veren pınar gibidir düşünürken yazmak. durmadan yazmalı o yüzden...
  • (bkz: duseyazmak)
  • düşünce basmak. ıslak düşünceleri kalemle kağıdın orasına burasına tutturursun. sen yenilerini asarken üsttekilerin suyu süzülür, kurudukça renkleri, figürleri belirginleşir. toplayıp paragraf paragraf ortada birleştirdiğinde tek hamlede belki hiç aynı karede yakalayamayacağın, ya da yakalasan farkına varamayacağın daha büyük bir resmi görürsün.
  • "yaşama sevinci"ni düşünüyorum. yaşama bağlananları seviyoruz. eleştirse, lanet okusa bile yaşamı sevenleri..
    sözleri vardır onların. iyi olsun herşey diye birşeyler söylerler ama illaki söylerler. ne olduğu önemli değil, konuşurlar çünkü yaşama fırlattıkları her söz birşeyleri değiştirir, fırtına yada hafif bir esinti farketmez, rüzgarla dağılır, etki eder hayata.
    ve kendine hayrı olur sözü olanların. kendine hayrı olmayanın sözü olmaz.

    yazarak düşünmek de yukarda yaptığım şeydir. arada kompozisyon ödevi gibi belli bir konuda, yani başlıklara yazarak yaptığım şeydir bu aynı zamanda ve ekşi sözlük bana bu alanı verir.

    yazarak düşünmek istiyorum bu ara. bemberrak olsun zihnim, herkes için hayırlı olsun bu zihinden çıkanlar diye.. gönlüm ferahlasın diye.

    yaşamayı ve yazmayı çok seviyorum sözlük. sadece harflerden bir yatağım olsun, yaşam sarılsın bana orda, harfler kelime olsun cümle olsun gerçek olsun, sonra rüya ve hayal.. gerçek güzeldir ama güzel olmayan şeyler de gerçek, ondan hayal dünyam olsun hep umut olsun. borges'in mutluluk tanımındaki gibi, cehenneme ait olan herşeyin çıkarıldığı bir hayal dünyam olsun. gerçeklerim de olsun hayallerim de.

    yaşam sarılsın bana sözlük. ohh mis gibi.. has sabunlar gibi koksun hayalim..

    yazarak düşünmek hala yaptığım şeydir. yer ekşi sözlük olduğu için her düşündüğümü yazmıyorum ama yazdıkça düşünüyorum.

    tuttuğum günlüklerde, benden başka kimsenin ben istemezsem göremeyeceği defterlerde yazdıklarımın da aslında eninde sonunda biri tarafından okunması umuduyla yazıldığını farkediyorum. yani sanırım hiç "hiç kimse okumayacak bunları" hissiyle yazmadım. yazılabiliyor mu öyle? kimse asla ve kat-a okumayacakmış gibi. böyle bir kendi kendineliğe hayat sarılır mı?

    başkaları, hem cennetim hem cehennemim olan başkaları okusun da anlasın ve sevsin diye yazmışım bence herşeyi.
    sarılsın hayat bana diye.. "aaa ne iyi bir insanmış bu", "aa neler yaşamış haberim olmamış", "aa ne kadar sevmiş beni", "anlıyorum artık bu kızı, hakikaten süper bi insanmış" falan desinler diye yazmışım bence. hatalarımı bile, "hatalarının farkına varmış" desinler diye yazmışım gibi. alçak gönüllüğümün altındaki kibirimin sebebinin aslında özgüvensizlik olduğunu bile anladığımı bilsinler. yani bilsin anlasın ve sevip sarılsın bana hayat diye.. anlaşılmaya açlık ne boktan birşey.

    ne kadar kendi kendime yetebilirim ki?
    yetmek istemiyorum.
    hayat sımsıkı sarılsın bana sözlük. ben bazen herkes gibi yoruluyorum hayatı kovalamaktan, eline tutunmaya çalışmaktan. ki aslında beni bi görsen, anlamazsın bunları düşündüğümü, belki nankörlük ettiğimi düşünürsün. efil efil bir etek, nazar köy'den alınmış bir kolye, oje bile sürmüşüm. bakınız: kendine karşıdan bakmak. güneş gözlüğüm yeni, taksitleri devam ediyor.
    işim iyi gidiyor. işim beni gezdiriyor, yediriyor, içiriyor. hep istediğim gibi şükür. başka şeyler istememin vaktinin de geldiğini bildiğimden yeni adımlar atıyorum.
    sevdiklerim ve onların geleceği heyecan veriyor.
    ama kendi geleceğimle ilgili biraz daha hayal.. ver bana hayat. hayalsiz yaşanmıyor.
  • duygularınızı yüklediğiniz ''seni seviyorum'', ''senden hoşlanıyorum'' gibi cümlelerin önceden içi boşaltılmış olduğu için kullandığınızda bu durumun suçlusu siz olursunuz, yazarken.

    ''bu kadar basit'' değil mi diye tepki alırsınız o kadar içine edilmiştir ki çünkü bu kelimelerin ve cümlelerin bütün sorumluluğu size yüklenir, sorgusuz sualsiz. yazmayın onun için bu iki cümleyi küfür edin gerçekten deneyin bi' aynı tepkiyi alıyorsunuz. işte o kadar yıpratılmış kelimeler bunlar.
  • salt duvara/tavana bakarak düşünmeye çalışınca sanki düşünceler kaçıyormuş gibi oluyor.

    boşlukta sallanıyorlarmış gibi.

    başıboş dağılıyorlarmış gibi.

    halbuki yazınca, kafadan geçen tüm o düşünceleri yakalamış ve satırlara hapsetmiş oluyorsun. beyninin tüm çıplaklığı gözlerin önüne seriliyor. hiçbiri kaçamıyor, hepsi çırılçıplak karşında.

    hele ki kendini kaptırıp yazdıysan, sonra durup yazdıklarını okuduğunda kendine şaşırabilirsin.

    seni yazmaya iten sorunun sebebi belki o satırlardadır.

    iyi oku.

    bir sebepten yazdın onları.

    ha tabi her zaman "evreka" diyerek sonuca ulaşamıyorsun ama... keşke ulaşabilsek...